"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyü, 131 ada 2 sayılı parsel sayılı taşınmazın asıl bulunduğu yerin Hazine adına tescil edildiğini, 131 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise 131 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yeri gösterir şekilde tapu kayıtlarında göründüğünü, adına kayıtlı taşınmazın tapuda göründüğü yer ile fiilen bulunduğu yerin aynı olmadığını beyan ederek 131 ada 2 parsel sayılı taşınmazın gerçek alanının davalı ... Hazinesine ait olan tapu kaydının iptali ile adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın Kadastro Kanunu'nda yer alan 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın kadastro işlemi 2007 yılında kesinleşmiş olup, dava tarihi itibarıyla kanunda düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Kadastro Kanunu'nda öngörülen 10 yıllık dava açma süresinin mülkiyet hakkının özü ile değil tahsise dair kadastro komisyonu çalışmaları sonuçları ile ilgili olup tahsislerin sık sık değiştirilmesinin önüne geçmek üzere getirilmiş bir hüküm olduğunu, mülkiyet hakkına dayanılarak açılan davaların bir süreye tabi tutulmadığını, ... bu davanın da mülkiyet hakkına dayanılarak açıldığından bir süreye tabi olmadığını ileri sürerek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davacının zilyetliğe dayalı olarak 25/01/2021 havale ve 01/03/2021 harç tarihli dava dilekçesi ile tapu kaydının iptali ile çekişmeli taşınmazın dava konusu kısmının adına tapuya tescili istemiyle dava açtığı, kadastro tesbitinin 03/04/2007 tarihinde kesinleştiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra 01/03/2021 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde; “Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” hükmünü içermektedir.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/03/1996 tarihli ve 1995/20-1086 Esas, 1996/174 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; “…Bu sürenin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu nitelikleriyle dava engellerinden olup, ilk önce incelenmesi icap eder. Davada hak düşürücü süre söz konusu ise dava dinlenilemez, işin esası incelenemez."
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanununun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Kadastro sonucu çekişmeli 131 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına 18.02.2007 tarihinde tespit, 03.04.2007 tarihinde tescil edilerek tespit kesinleşmiştir. Eldeki dava ise 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 01.03.2021 tarihinde açılmıştır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanununun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.