Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ

..........

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; 6100 s. HMK'nın 353/1-b. 2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, vekalet ücreti yönünden yeniden hüküm kurulmasına dair karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, eşi ... ...’in ölümü üzerine maliki olduğu 2031 ve 3953 parsel sayılı taşınmazların kendisi ile çocukları ... ve ...’e intikal ettiğini, oğlu ...’ın borçlarından dolayı hakkında icra takipleri bulunması nedeniyle taşınmazlardaki kendine ve kız kardeşi ...’e ait payların kendisine temlik edildiğini, ...’ın soyadlarının aynı olduğundan taşınmazlara yine haciz konulabileceğini söyleyerek taşınmazların arkadaşı olan davalıya devrini sağladığını, temliklerin muvazaalı olarak yapıldığını, kendisine herhangi bir satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı, temliklerin gerçek satış olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinafı üzere, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, dava dilekçesinin içeriğinden ve iddianın ileri sürülüş biçiminden eldeki davada aldatma (hile) hukuksal nedenine dayanıldığı, taraflar arasında herhangi bir inanç sözleşmesinin varlığından bahsedilmediği, ancak Mahkemece hile iddiası yönünden hiç bir araştırma yapılmadığı gibi, keşif yapılmayarak dava değerinin de belirlenmediği, hile iddiası yönünden taraf delillerinin toplanarak işin esasının değerlendirilmesi ve keşif yapılarak dava değerinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; gönderme kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, iddiaların ispatlanamadığı, temliklerin davacının iradesi ile yapıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

2. İstinaf Nedenleri

2.1. Davacı vekili istinaf itirazlarında özetle;

Dava konusu taşınmazların davacının eşine ait olduğunu, eşinin ölümü ile taşınmazların davacı ile çocukları ... ve ...’e intikal ettiğini, ancak ...’ın bir çok borcu olup hakkında başlatılan icra takipleri bulunduğundan ... ve kızkardeşi ...’in de kendilerine ait payları davacıya bedelsiz devrettiklerini, ...’ın davacıyla soyadlarının aynı olup, kendi borçları yüzünden taşınmazlara yine haciz gelme tehdidi bulunduğunu söyleyerek davacı annesini kandırdığını ve taşınmazların arkadaşı olan davalıya devrini sağladığını, davacının taşınmazlara ilişkin emlak vergilerini ödemeye gittiğinde yapılan işlemden haberdar olduğunu, taşınmazları halen ... ...’in kullandığını, 3953 parsel sayılı taşınmaz üzerine ...’ın ev yaptığını, ... ile davalı arasında danışıklı işlem bulunduğunu, ...’ın hile ile davacıyı ve kızkardeşi ...’i kandırarak dava konusu taşınmazların arkadaşı olan davalıya devrini sağladığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.2.Davalı vekili istinaf itirazlarında özetle;

Dava konusu taşınmazların değerinin keşfen saptanarak harcın tamamlandığını, ancak Mahkemece davalı vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, keşfen saptanan ve harcı tamamlanan değer üzerinden lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bu yönden düzeltilmesini istemiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 09/11/2021 tarihli 2021/717 Esas - 2021/1693 Karar sayılı kararıyla; davacının oğlu ...’ın borçları bulunduğu, tanık beyanlarına göre iflas ettiği, bu nedenle dava konusu taşınmazların satıldığı, davacının torunu ... ...’nun aileden biri olarak bu durumu açık bir şekilde ifade ettiği, hile iddiasının inandırıcı ve kesin bir şekilde kanıtlanamadığı, tüm delillerin toplandığı, eksik araştırma ve inceleme olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davalı lehine nispi vekalet ücreti yönünden itirazının kabulü ile 6100 s. HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilerek yeniden karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

3.Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Taraflar arasındaki uyuşmazlık; hile (aldatma) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu’nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.

3.2.2. HMK’nın 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.",

3.2.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükümlerine yer verilmiştir.

3.3. Değerlendirme

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2.). paragraftaki yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinin yerinde olmasına ve özellikle ispat yükü kendisinde olan davacının iddiasını kanıtlayamadığı gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3). paragrafta yer verilen gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

VI. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

***