"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/209 E., 2023/770 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret-Esastan Ret/Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/81 E., 2019/152 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescil olmazsa bedel davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.06.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... vekili Avukat ... ve Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, ...’ın ölümünden sonra davalılar ve diğer mirasçılarla bir araya gelerek 21.11.2005 tarihli adi yazılı protokolü yaptıklarını, yakın akraba olmaları nedeniyle birbirlerine güvenerek imzaladıkları protokol gereğince 368 ada 79 parseldeki 7, 8 ve 9 nolu bağımsız bölümlerini davalı ...’e bedelsiz devrettiğini, her ne kadar protokolde bedelin adı geçen davalıdan alındığı belirtilmişse de işlemin gerçekte bir trampa olduğunu, protokolün imzalanmasından sonraki süreçte davalı ...’e devrettiği taşınmazlara karşılık olarak, diğer davalı ...’a ait 303 ada 37 parselin ½ payının kendisine devredileceği söylenmişse de devrin yapılmadığını, davalıların mallarını protokole göre trampa edip karşılıklı bedel aldıklarını, 08.04.2015 tarihinde, sağlık sorunları olan dava dışı ...’dan kalacak malvarlığının paylaşımı ve davalı ...’ın belirtilen taşınmazdaki payını devretmesi hususlarında yeni bir protokol daha düzenlediklerini, şekil şartlarını taşımamasına rağmen taraflarca itiraz edilmeyen protokollerin şartlarının davalılarca yerine getirilmeyerek mağdur edildiğini, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın ½ payının tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmazsa davalı ... adına kayıtlı 368 ada 79 parseldeki 7, 8 ve 9 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş; 29.11.2016 havale tarihli dilekçesi ile davalı ... hakkındaki davasından feragat etmiş; 08.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile çekişme konusu 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın ½ payı için iptal tescil isteğinin yanında terditli olarak bedel isteğinde bulunmuştur.
II. CEVAP
1.Davalı ...; zamanaşımı defi ileri sürmüş, taşınmaz devir sözleşmesi niteliğinde olan protokollerin noterde usulünce yapılmadığından geçersiz olduklarını, davacının herhangi bir hak talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ...; zamanaşımı defi ileri sürmüş, 2005 tarihli protokoldeki edimini yerine getirdiğini, davacının protokole dayalı herhangi bir hak ve alacağının kalmadığını, davanın kötüniyetli olarak açıldığını, protokolün geçersiz sayılması halinde devrettiği taşınmaz payının kendisine iadesinin gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuş, 22.11.2016 tarihli dilekçesi ile taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davalı ... adına kayıtlı çekişme konusu taşınmaz payının davacıya ait olduğunu beyan etmiştir.
3.Davalı ...; hak düşürücü sürenin ve zamanaşımının geçtiğini, taşınmazı 25.11.2021 tarihinde ticari amaçla iyiniyetli olarak satın aldığını, kardeşler arası hukuki ilişkinin ayrıntısını ve davasını bilmediğini, taşınmazın üzerinde atıl bina olduğunu, kentsel dönüşüm kapsamında kaldığını, tarihi bölgede başkaca yerleri de olduğunu, satım bedelini ödediğini, dövizin o zaman bu kadar yüksek olmadığını, ciddi zararı olduğunu, taşınmazı alacak imkanı olduğunu, bozma kararına uyularak taraflar arasındaki sözleşmenin miras taksim sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, miras taksim sözleşmesi yönünden ise kardeşlerin tapuya giderek intikal işlemini yapabileceklerini, davacının hukuki menfaati olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2016/81 Esas, 2019/152 Karar sayılı kararı ile; davalı ... yönünden feragat nedeniyle, davalı ... yönünden ise inançlı işlem iddiasının yazılı delille ispatlanamadığı, protokolde davacının taşınmazların satış bedelini aldığını kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 02.03.2021 tarihli ve 2021/197 Esas, 2021/267 Karar sayılı kararı ile; iddianın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamına göre davanın adi yazılı şekilde düzenlenmiş protokolden kaynaklı şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, davada dayanılan 20.04.2002 ve 21.11.2005 tarihli protokollerin miras taksim sözleşmesi veya taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, verdiklerini ancak sebepsiz zenginleşme kuralları gereğince geri isteyebilecek olan davacının bu yönde bir talebinin bulunmadığı, davanın reddinin sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 26.10.2021 tarihli ve 2021/1567 Esas, 2021/6077 Karar sayılı kararı ile; usulünce düzenlenip hukuken geçerli ve taraflar için bağlayıcı olan 25.11.2005 ve 08.04.2015 tarihli protokoller uyarınca edimlerini yerine getiren davacının davayı açmakta haklı olduğu, 08.04.2015 tarihli protokolün son maddesi uyarınca çekişme konusu 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın ½ payı bakımından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ..., vekili vasıtasıyla ibraz ettiği temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıdır şerhinin kötü niyetli sayılması için yeterli kabul edildiğini, iyiniyetli olduğunu ve taşınmazı rayicine uygun satın aldığını, tanıklarının da savunmasını doğruladığını, davalı şerhinin HMK'da tanımlanmadığını, taraflara bir hak vermediğini, davacının tedbir talebinin Mahkeme tarafından defalarca reddedildiğini, TMK'nın 776 ncı maddesinde mirasçı olmayanlar arasındaki devirlerin noterden olması gerektiğinin belirlendiğini, İstinaf Mahkemesinin de bu hususa net bir şekilde vurgu yaptığını, kendisinin de bu karara güvenerek taşınmazı satın aldığını, danıştığı avukatların çok net şekilde Mahkeme kararının yerinde olduğunu ve Yargıtay tarafından da kesin onanacağını söyledikleri için taşınmazı edindiğini, taşınmazın üzerinde intifa hakkı olmasının kötüniyet oluşturmadığını, yıkılacak olan taşınmazda kimsenin oturmadığını, aynı bölgede başka gayrimenkul satın alımları olduğunu, dava dosyasının silbaştan incelenmesini, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi ve diğer dairelerin TMK'nın 677 nci maddesi uygulaması yönünde karar vermesini istediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ..., vekili vasıtasıyla ibraz ettiği temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, davalıdır şerhinin hukuken bir geçerliliği olmadığını, icrai hacizlerin davacının yarattığı muvaazalı hacizler olduğunu, icra işlemlerinin iptali için menfi tespit davaları açıldığını, hacizlerin çok eski olduğunu ve düştüğünü, bozma kararının da hukuka aykırı olduğunu, mirasçı olmayanlar arasındaki paylaşım sözleşmesinin noterlikçe yapılmasının şart olduğunu, tarafların annesi ...'in ölü kabul edildiğini veya gözden kaçtığını, anneleri ...'in 25.11.2022 tarihinde yazılı beyanda bulunarak davacının hakkının olmadığını ve sunulan sözleşmelere muvafakatinin bulunmadığını açıkça dile getirdiğini, davacının ve kendisinin dedeleri ...'nin mirasçısı olmadıklarını, TBK'nın 97 nci maddesi hükmü gereğince karşılıklı borç niteliğinin de mevcut olmadığını, kendisine verilen bir şey olmadığını, borç taahhüdü de olmadığını, davacının dayısı olan ...'a devir yaptığını ve sonra ondan hakkını geri aldığını ve davadan feragat ettiğini, bir davalıdan feragat etmenin diğer davalıdan da feragat şeklinde yorumu gerektiğini, bozma kararının Hukuk Genel Kurulu 2011/14-408 Esas, 2011/402 Karar sayılı kararına aykırı olduğunu, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 26.12.2014 tarihli ve 2013/14148 Esas, 2013/18567 Karar sayılı kararında da benzer bir karar verildiğini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 5.11.2019 tarihli ve 2018/632 Esas, 2019/9863 Karar sayılı kararında üçüncü kişi ile mirascı arasındaki sözleşmenin noterlikçe yapılmadıkça geçersiz olduğunun açıklandığını, taşınmazı satın alan iyiniyetli ... ile arasındaki anlaşma uyarınca intifa hakkı bedelinin İbrahim tarafından ödenerek kaldırılacağının kabul edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237 nci maddesi; 2644 sayılı Tapu Kanunun 26 ncı maddesi; 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriğinden; 25.11.2005 tarihli protokole konu 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın öncesinde Simtel AŞ'ye ait olduğu, 1987 yılında ... (davacı ile davalı ...'ın anneleri) ve ...'e 1/2 şer pay ile devredildiği, 1985 yılında mirasbırakan ...'nin; 368 ada 79 parsel sayılı taşınmazdaki 7 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerini ...'e, 1993 yılında da 7 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerini ...'a, aynı yer 10 ve 11 numaralı bağımsız bölümlerini ise ...'a temlik ettiği, ...'nin 8 numaralı bağımsız bölümü 1985 yılında ...'a devrettiği, ...'ın 1988 yılında taşınmazı 1/2 şer pay ile ... ve ...'e temlik ettiği, ...'in de 1/2 payını 2000 yılında ...'a devrettiği, davacı ve davalı ...'ın dedeleri ...’ın 20.04.2002 ölümüyle geriye mirasçıları olarak eşi dava dışı ... ile oğlu davalı ... ve dava dışı kızı ...’in kaldığı, eldeki davanın tarafları ile dava dışı mirasçılar ... ve ... arasında imzalanan 25.11.2005 tarihli adi yazılı protokolde, davalı ...’in çekişme konusu 303 ada 37 parseldeki ½ payının tamamını davalı ...’a devredeceği, karşılığında bedel olarak davacı ...’a ait dava konusu 7, 8 ve 9 numaralı bağımsız bölümler ile davalı ...’a ait dava dışı 10, 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümleri ve dava dışı ...’e ait dava dışı 13 ve 14 numaralı bağımsız bölümleri alacağının belirtildiği, 2005 tarihli protokolün 3 üncü maddesinde ... 368 ada 79 parsel sayılı taşınmazdaki 7, 8 ve 9 numaralı bağımsız bölümlerin devri karşılığında bedel almamış gibi görünse de karşılığı bedeli ...'dan elde ettiği, bedel olarak herhangi bir doğmuş ve doğacak alacağı kalmadığını kabul ve beyan ettiğinin kararlaştırıldığı, tarafların 2005 tarihli protokolde belirtilen devirleri gerçekleştirdikleri, 08.04.2015 tarihli protokolde ise davacı ...'ın devretmekle yükümlü olduğu bir taşınmaz bulunmadığı, davaya konu 303 ada 37 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının ... tarafından davacıya noterden verileceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğünün meydana geleceği 09.05.1960 gün 21/9 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğidir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayabileceğimiz bu hal, usul hukukunun vazgeçilmez temellerinden birisi olup kamu düzeni ile ilgilidir. Ne var ki, usuli kazanılmış hak kuralının istisnalarından birisi de yanılgıya dayalı bozma kararına uyulmuş olmasıdır.
Bu kapsamda vurgulanmalıdır ki, maddi hataya dayalı olan bir bozma kararına uyulmuş olunması halinde usuli kazanılmış hakkın oluşması mümkün değildir. Maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmuş olması itibariyle kazanılmış hakkın bulunmadığından söz edilebilmesi için ancak Yargıtay Dairesinin vardığı sonuç, her türlü değer yargısının dışında, hiçbir suretle başka biçimde yorumlanamayacak, tartışmasız ve açık bir maddi hata olarak belirlenmelidir.
Öte yandan, tapuya kayıtlı taşınmazların satışına ilişkin sözleşmeler resmi şekilde yapılmadığı takdirde TMK'nın 706 ncı, TBK'nın 237 nci, Tapu Kanunu'nun 26 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddeleri uyarınca hukuken geçersiz olup geçerli bir sözleşme bulunmadığından, tarafların sözleşmeye dayalı hak ve borçları da söz konusu olmayacaktır. Ancak bu durumda taraflar, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak karşı tarafa ödedikleri bedeli sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilir.
2. Somut olayda; davaya konu sözleşmelerden 2005 tarihli protokolün yapıldığı tarih itibariyle sözleşmeye konu taşınmazların tarafların kendilerine ait olduğu ve miras yoluyla intikal etmediği, anneleri hayatta olan ...'ın ve ...'ın dedeleri ...'nin mirasçısı olmadıkları için 2005 tarihli protokolün miras taksim sözleşmesi niteliğinde olmadığı açıktır. Aynı durum 2015 tarihli protokol için de geçerlidir. Her ne kadar davacı taraf, 2015 tarihli protokolün, 2005 tarihli protokol uyarınca alacaklarını alamadığı için yapıldığını iddia etmiş ise de anılan protokolün 3 üncü maddesinde devrettiği taşınmazlar karşılığı bedeli ...'dan elde ettiğini, bedel olarak herhangi bir doğmuş ve doğacak alacağı kalmadığını kabul ve beyan ettiği, 2015 tarihli protokolde 2005
tarihli protokolün devamı niteliğinde olduğuna ya da 3 üncü maddesinin geçersiz olduğu için yapıldığına dair bir ifade bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda, adi yazılı sözleşme ile dava konusu tapulu taşınmazın devrinin kararlaştırıldığı 2015 tarihli protokolün dava konusu taşınmazın devrine ilişkin kısmının geçersiz olacağı, anılan protokol uyarınca davaya konu taşınmaz yönünden tapu iptali ve tescile karar verilemeyeceği, bedel istemi yönünden de 2015 tarihli sözleşmede davacı ...'a yüklenen bir edim olmadığı gibi davacının 2005 tarihli protokolde de edimlerinin karşılığını aldığını açıkça beyan ettiği ve 2005 tarihli protokol uyarınca taşınmazlarını devrettiği davalı ... yönünden davadan feragat ettiği gözetildiğinde bedele de hükmedilemeyeceği anlaşılmakla Dairenin 26.10.2021 tarihli bozma kararının maddi hataya dayılı olduğu açıktır.
3. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine,
21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı ... ve ... vekilleri için 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.