Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/728 E., 2023/1199 K.

HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul - Kısmen Ret / Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/242 E., 2021/440 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, olmazsa tenkis istemli davada, Dairece davacıların istinaf nedenleri incelenmeksizin karar verildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davacılar ve bir kısım davalıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; muris ...'ın kız çocukları olan müvekkillerini mirasından mahrum etmek için Çankırı ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 87 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlarını oğlu olan davalı ...'a devrettiğini, ...'ın da yakın arkadaşı olan diğer davalı ...'ya devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalıların alım gücü bulunmadığını, davalı ...'ın gerçek malik olmadığı için taşınmazlarla hiç ilgilenmediğini, taşınmazları mirasbırakan ve davalı ...'ın kullandıklarını, kiraya verilen taşınmazların kiralarını da kendilerinin aldıklarını, taşınmaz üzerine yapılan binayı da murisin yaptırdığını, murisin sonradan düşüncelerinin değiştiğini ve sağlığında oğlu ...'dan kız kardeşlerine paylarını vermesini istediğini, ancak davalı ...'ın buna yanaşmadığını, taşınmazların satış tarihindeki gerçek bedelleri ile satış senedinde belirtilen bedeller arasında fahiş farkın bulunduğunu, murisin satın aldığı tarihten ölünceye kadar taşınmazlara zilyet olmasının ve davalılara yapılan devir işleminden sonra muris tarafından bina inşa edilmesi ve bütün hukuki işlemleri yapma konusunda Ferhat'ın murisi vekil tayin etmesinin ortada gerçek bir satış işlemi olmadığını gösterdiğini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında müveklilleri adına tesciline, olmazsa murisin ölmeden önce yaptıklarından pişman olması ve kız çocuklarına miras paylarını vermeye karar vermesi hususları da göz önüne alınarak taşınmazların ya da taşınmazların değeri tespit edilerek mirasın denkleştirilmesi kuralları ışığında davalılardan ...'ın miras payı düşüldükten sonra kalan kısmın payları oranında müvekkilerine verilmesine, olmadığı takdirde saklı paylarının ihlal edildiğinin tespitine ve ihlal edilen kısmın bedellerinin tespit edilerek payları oranında taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline veya bedellerinin davalılardan alınarak müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 87 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu ve davalı ...'a satış yoluyla devrettiğini, işlemin muvazaalı olmadığını, müvekkilinin taşınmaz bedelini ödediğini, dava konusu 87 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise hiçbir zaman murisin mülkiyetine geçmediğini, taşınmazı müvekkilinin satın aldığını, davacıların iddialarının yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, aşamada ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 87 ada 2 parsel sayılı taşınmazın muris ile ilgisi bulunmadığını, taşınmazları ...'dan bedeli karşılığında satın aldığını, müvekkilinin yurtdışında yaşadığını, bu nedenle taşınmazlarıyla ilgilenmiyor olması ya da onun yerine vekaleten iş ve işlemlerini başkasının yapıyor olmasının muvazaanın ispatı olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli ve 2015/640 Esas, 2018/829 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 87 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine; 87 ada 1 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Kaldırma Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin 07.05.2020 tarihli ve 2018/2722 Esas, 2020/445 Karar sayılı kararıyla; 87 ada 1 parsel yönünden muvazaa olgusunun kabulünde; 87 ada 2 parsel yönünden yapılan temliklerde muvazaa olgusunun gerçekleşmediği, temlikin 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek bu parsel yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, sonuca ilişkin değerlendirmeler doğru olmakla birlikte hükmün infazı kabil olmadığı ve pay yerine metrekare üzerinden hüküm kurulduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-4. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Kaldırma Kararı Sonrasında Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli ve 2020/242 Esas, 2021/440 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 87 ada 2 parsel sayılı taşınmazın öncesinde ... ve ... adına kayıtlı iken davalı ...'ın taşınmazı satın aldığı, bu taşınmazda mirasbırakan ...'ın hiç bir hakkı bulunmadığı gerekçesiyle 87 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine; 87 ada 1 parsel sayılı taşınmazın öncesinde davacıların murisi ...'a ait olduğu, murisin bu taşınmazını oğlu ...'a sattığı, ...'ın da bu taşınmazı 3. kişi olan ...'ya devrettiği, dava konusu taşınmazın devir tarihindeki değeri ile satış bedeli arasında fahiş fark olduğu, tanık beyanları ile murisin taşınmazı satmaya ihtiyacı olmadığı, emekli maaşı ile geçimini sağladığının anlaşıldığı, taşınmazın devredildiği tarihte taşınmaz bedelinin murise ödendiğine dair davalı tarafça belge ve delil sunulmadığı, bu hususun taşınmazın muvazalı olarak muris tarafından davalı ...'a devredildiğinin açık kanıtı olduğu, davalı ...'ın dava konusu 87 ada 1 parsel sayılı taşınmazı aynı gün davalı ...'ya devrettiği, davalının verdiği vekaletname uyarınca taşınmaz ile hep muris ve davalı ...'ın ilgilendiği ve kira bedellerini de murisin tahsil ettiğinin tanık beyanlarıyla da anlaşıldığı, davalı ...'ın davalı ...'a taşınmazı muvazaalı olarak devrettiği gerekçesiyle dava konusu 87 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulü ile imar sonucu oluşan 1063 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden iptal-tescile karar verilmiştir.

D. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

E. İstinaf Nedenleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabul edilen kısmı ile ilgili dağıtım cetvelinin eksik ve hatalı olduğunu, gerek taşınmazın yüzölçümünün belirlenmesi, gerekse mirasçılar arasındaki bölüşümle ilgili yapılan tespit ve hesaplamaların hukuka aykırı olduğunu, 87 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddedildiğini, kararın esas ve usul açısından hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin eski 87 ada 2 parsel yönünden davayı neden reddettiğini gerekçelerinde açıklamadığını, eski 87 ada 2 parsel ile ilgili tapu iptaline karar vermediğini, ancak dava dilekçesindeki diğer talepler hakkında hiçbir karar vermediğini, diğer taleplerini değerlendirmeye almadığını, Mahkemenin eski 87 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili muvazaa olduğunu tespit ettiğini ve bu yönde davanın kabulüne karar verdiğini, diğer bir deyişle davalılar ile muris arasındaki muvazaalı ilişkilerin sabit olduğunu, buna rağmen Mahkemenin taşınmazlardan birisi için davanın kabulüne, diğeri için reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuki gerekçelerinin eksik, usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, salt bedeller arasındaki oransızlığın tek başına muvazaanın delili olamayacağını, bununla birlikte ...’ın muris ...’den 87 ada 1 parseldeki taşınmazı satın aldığı ve parasını ödediğini, ...'ın da parasını alarak taşınmazı ...'ya devrettiğinin tanık ifadeleri ve ödeme belgeleri ile doğrulandığını, bu hususun Mahkemece hiç dikkate alınmadığını, müvekkili ... tarafından muris ...'e Emlak Bankası kanalı ile bir çok defa para gönderimi yapıldığını, Emlak Bankası kanalı ile gönderilen ve dosyaya sunulan belgeler de karara esas alınmış olsaydı taşınmazın değeri konusunda ödemede bir sorun olmadığının görülebileceğini, mirasbırakana ait başkaca taşınmazların da bulunduğunu, dolayısıyla mirasbırakanın mal kaçırma iradesinin olmadığını, Yargıtay'ın vermiş olduğu kararlar da dikkate alındığında davalı ...’ın murise yaptığı yardımların da göz ardı edilemeyeceğini, murisin hesabından davacılar tarafından para çekildiğini, bu hususun dahi murisin mal kaçırma amacıyla hareket etmediğini gösterdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

F. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 10.12.2021 tarihli ve 2021/1338 Esas, 2021/2346 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA ve BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 05.10.2022 tarihli ve 2022/2779 Esas, 2022/6438 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince dava konusu 87 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine; dava konusu 87 ada 1 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın kabulü ile imar sonucu oluşan 1063 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden tapu iptal-tescile karar verildiği, bu kararın davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf nedenleri incelenerek davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ancak davacıların istinaf başvurusu hakkında bir karar verilmemiş olup davacıların istinaf nedenleri incelenmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf itirazları incelenmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesi 16.05.2023 tarihli ve 2023/728 Esas, 2023/1199 Karar sayılı kararıyla; murisin davalı oğlu ...'a 87 ada 1 parsel yönünden 14.12.1989 tarihinde yapılan satış işleminin gerçek bir satış olduğu ve satış bedelinin ödendiğine ilişkin savunmasının ispatlanamadığı, davalı ... ile davalı ...'ın tanık beyanlarına göre arkadaş oldukları, 87 ada 1 parselin ölünceye kadar muris tarafından kullanıldığı, keşifte belirlenen değer ile arasındaki farkın bulunduğu görülmekle murisin davalı ...'a yaptığı temlikin, 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, davalı ...'ın arkadaşı olması nedeniyle bilen ya da bilmesi gereken kişi olduğu için TMK'nın 1023. maddesi korumasından istifade edemeyeceği anlaşılmakla 87 ada 1 parsel yönünden muvazaa iddiasının kabulünün; 87 ada 2 parsel yönünden ise taşınmazın davalı ... tarafından bizzat alınması ve muris tarafından bir temlikin bulunmaması nedeniyle muvazaa ve bedel iddiasının yerinde bulunmadığı, tenkis isteği bakımından ise davalının yurtdışında yerleşik olması nedeniyle taşınmazı alabilecek ekonomik durumunun olduğu, taşınmazın edinilmesinde mirasbırakanın katkısının bulunmadığı ve aksinin de davacılarca ispat edilemediği, 87 ada 2 parsel yönünden istemin reddinin doğru olduğu ve bu hususların kaldırma kararına konu edilmediği, Dairelerince sadece hükmün infazı kabil olmadığı, metrekare üzerinden iptal kararı verilemeyeceği ve doğru sicilin bu şekilde oluşamayacağı belirtilerek usuli eksiklikten dolayı kaldırmaya konu edilmesi üzerine Mahkemece, eski 87 ada 1 parselin yeni 1063 ada 2 parsele giden payının bilirkişi rapor ve ek raporları alınarak belirlendiği ve bu belirlenen pay üzerinden davacıların veraset ilamındaki miras payları esas alınarak iptali sağlanmak suretiyle doğru sicil oluşturulduğu ve kararın infazı kabil hale geldiği, böylelikle kaldırma kararında belirtilen usuli eksikliğin ortadan kalktığı, Mahkemece yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, hâl böyle olunca Yargıtay bozma ilamında davacıların istinaf talebinin incelenmemesi nedeniyle istinaf başvurusunun değerlendirilmesi için dosyanın gönderildiği, Yargıtay ilamında Daireleri tarafından verilen kararın esasının incelenmediği, bu durumda İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik olarak istinaf başvurularının değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı gerekçesiyle davacılar ve davalıların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davanın kabul edilen kısmı ile ilgili yapılan dağıtım cetvelinin eksik ve hatalı olduğunu, gerek taşınmazın yüzölçümünün belirlenmesi, gerekse mirasçılar arasındaki bölüşümle ilgili yapılan tespit ve hesaplamaların hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların her ikisinin de muris ...'e ait olduğunu, murisin satın aldığı 87 ada 2 parsel sayılı taşınmazı kendi üzerine değil oğlu ... adına tescil ettirdiğini, dava konusu taşınmazlar satın alındıktan sonra her iki arsayı kapsayacak şekilde arsa üzerine muris tarafından bina yapıldığını, murisin hiç kira ödemeden binada ikamet ettiğini, ayrıca binadaki daireleri ve dükkanları kiraya verdiğini, kira bedellerini de kendisini aldığını, taşınmazların murise ait olduğunun dinlenilen tanık beyanlarından da anlaşıldığını, murisin ... ile yaptığı işlemler, ...'ın da davalı ... ile yaptığı işlemelerin muvazaalı olduğunu, Mahkemenin eski 87 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili muvazaa olduğunu tespit ettiğini ve bu yönde davanın kabulüne karar verdiğini, diğer bir deyişle davalılar ile muris arasındaki muvazaalı ilişkilerin sabit olduğunu, buna rağmen Mahkemenin taşınmazlardan birisi için davanın kabulüne, diğeri için reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, eski 87 ada 2 parseldeki taşınmazı muris ...'ın, oğlu davalı ...'a aldığını, bu taşınmazın bedelinin muris tarafından ödendiğini ancak taşınmazın ... adına tapuya tescil edildiğini, daha sonra ...'ın taşınmazı yakın arkadaşı ...'ya devrettiğini, ...'ın 35 yaşına kadar geçiminin muris ... tarafından sağlandığını, SGK kayıtlarından da davalı ...'ın hiçbir işte çalışmadığının sabit olduğunu, bu hususun eski 87 ada 1 parseldeki taşınmaz için göz önünde bulundurulduğunu ancak eski 87 ada 2 parseldeki taşınmaz bakımından göz ardı edildiğini, tapu kayıtlarından anlaşılacağı üzere dava konusu her iki taşınmazı da davalı ...'ın edinim tarihinin 04.09.2002 olduğunu, aynı gün satışı yapılan taşınmazlar için birinde muvazaa olması diğerinde olmamasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığını, 87 ada 2 parseldeki taşınmaz için davanın reddine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...’ın muris ...’den 87 ada 1 parseldeki taşınmazı satın aldığını ve parasını ödediğini, ardından müvekkili ...'ya devrettiğini, bu hususun tanık ifadeleri ve ödeme dekontların ile doğrulandığını, devirden sonra müvekkili Ferhat'ın taşınmazlarla ilgilendiğini ve kira bedellerini aldığını, salt bedeller arasındaki oransızlığın tek başına muvazaanın delili olmayacağını, mirasbırakana ait başkaca taşınmazların da bulunduğunu, dolayısıyla murisin mal kaçırma iradesinin olmadığını, ...'ın anne ve babasına sürekli maddi manevi destekte bulunduğunu, içtihatlara ve doktrine konu olan minnet duygusuyla yapılan satış işlemlerinin göz ardı edildiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, olmazsa tenkis istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı.

2. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706.; Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin ve bir bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan, 8.792,81 TL bakiye onama harcının ise temyiz eden davalılardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

***