Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/175 E., 2023/1324 K.

HÜKÜM/KARAR : Kabul/Kabul-Karar Kaldırılarak Dava Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/893 E., 2022/748 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Çankırı ili, .... ilçesi, .... köyü 189 ada 13 parsel, 200 ada 3 parsel, 210 ada 29 parsel, 233 ada 103 parsel sayılı taşınmazların taraflara babaları ...’dan mirasen kaldığını, ...’nın taraflar haricinde mirasçı kızı ... ...'un bulunduğunu, davacının anılan taşınmazlarda 1/3 miras payı bulunduğunu, davalının, davacının hakkını yasalara aykırı olarak kendisi üzerine tespit ettirdiğini belirterek taşınmazların tapularının 1/3 payının iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı, duruşmada alınan beyanında özetle; dava konusu taşınmazların babaları ...'dan kaldığını, babalarının 1997 yılında vefat ettiğini, davacının 1997 yılının 11. ayında kendisine babadan kalma yerlerini sattığını, bunun karşılığında davacıya 500 milyon para ödediğini, karşılığında senet yaptıklarını, o tarihte taşınmazlardan kadastro geçmediğini, kadastronun daha sonra geçtiğini, taşınmazların kendisinin üzerine yazıldığını, bu taşınmazlarda davacının hakkının olmadığını, babalarından 13 parça yer kaldığını, babalarından kalan miras hissesini davacının kendisine sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris ...’nın 18.04.1997 tarihinde ölümü ile çocukları davacı ..., davalı ... ve dava dışı ...’nin mirasçı olarak kaldıkları, davalı taraf her ne kadar mirasçıların kendi aralarında taksim yaptığını, dava konusu taşınmazdaki davacının hissesinin davalıya 500 TL karşılığında satıldığını iddia etmiş ve bu iddiasına dayanak olarak 11.11.1997 tarihli senet sunmuş ve tesis kadastrosuna da itiraz dilekçesinde aynı hususlara dayanarak tespitin kendi adına yapılmasını sağlamış ise de itiraz dilekçesine dayanak olarak gösterilen senetteki imzanın davacıya ait olmadığı, dolayısıyla satış senedinin davacıyı bağlamadığı ve geçerli olmadığı, taksim yapıldığı iddia edilen dönem itibariyle dava konusu taşınmazların tapusuz taşınmaz olmaları sebebiyle taksim iddiasının her türlü delil ile ispatlanabileceği ancak gerek dinlenen mahalli bilirkişiler ve gerekse davacı tanığının mirasçılar arasında taksim yapıldığına ilişkin olarak görgüye dayalı beyanları bulunmadığı, taksim yapılıp yapılmadığını bilmedikleri, satış yapıldığı konusunda sadece mahalli bilirkişi ...'in senede ilişkin olarak davacının imza attığını gördüğünü ve o dönemde sadece davacı ve davalının kendi aralarında anlaşma yaptığını beyan etmiş ise de anlaşmadan kastının satış sözleşmesi olduğu, taksime ilişkin olarak bilgi sahibi olmadığı, kaldı ki tüm mirasçılar tarafından yapılmış bir anlaşma olmadığından taksim anlaşmasından söz edilemeyeceği, tesis kadastro komisyon tutanağına dayanak olarak gösterilen taksim iddiasının ispatlanamadığı, yine tesis kadastro komisyon tutanağına dayanak olarak gösterilen pay satışı senedinin ise senetteki imzanın davacının el ürünü olmaması sebebiyle geçersiz olduğu ve davacıyı bağlamayacağı, yapılan tespitin hatalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazları zilyetlikle değil taksim ve satın alma ile devir ve temlik aldığını, davacının davasını ispat edemediğini, gerek kardeşleri dava dışı mirasçı ... ...'un resmi belge niteliğindeki kadastro tespit tutanaklarına verdiği beyanlarında, gerekse keşifte dinlenen tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarında taşınmazların davacı tarafından davalıya satıldığını açıkça belirttiklerini ileri sürerek Yerel Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece, her ne kadar tüm mirasçılar tarafından yapılmış bir anlaşma olmadığından taksim anlaşmasından söz edilemeyeceği, tesis kadastro komisyon tutanağına dayanak olarak gösterilen taksim iddiasının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın dosya kapsamına uygun düşmediği, kadastro öncesi taşınmazların tapusuz olup menkul niteliğinde bulunduğundan yapılan harici satış, devir ve teslimle TMK'nın 763. maddesi uyarınca mülkiyetin alıcılara geçtiğinin kabulü gerekeceği, harici satış doğrulandıktan sonra yazılı delil niteliğinde bulunan harici satış senedinin doğru olup olmadığı veya geçerli bir nitelik taşıyıp taşımadığının bir öneminin bulunmadığı, keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacının 4 parça taşınmazda miras payını davalıya sattığı ve zilyetliğini de davalıya devrettiği, satış tarihinden sonra taşınmazın sadece davalı tarafından kullanılmaya devam edildiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 11.11.1997 tarihli satış senedindeki imzanın davacıya ait olmadığının 18.08.2015 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davalı tanıkları ..., ... ve ...'in keşiflerde mahalli bilirkişi sıfatıyla dinlenmesi ve davacı şahitlerinin dinlenilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, çelişkili savunma, ikrar ve beyanlara rağmen Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine dair tesis edilen kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 763.maddesi,

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi,

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Somut olayda; 2008 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında Çankırı ili, .... ilçesi, .... köyünde bulunan 189 ada 13, 200 ada 3, 210 ada 29 ve 233 ada 103 parsel sayılı taşınmazlar ilk olarak irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile 18.04.1997 tarihinde öldüğü ve mirasçılarının belirlenemediği belirtilerek ... adına tespit edilmiş, davalı ...'nın yaptığı itiraz üzerine komisyon kararı ile davacı ...'nın bu dört taşınmazdaki payını ...'ya sattığı kabul edilmek sureti ile itirazın kabulüne, taşınmazların ... adına tespitine karar verilmiş, tespite karşı askı ilan süresi içinde dava açılmadığından tutanaklar 25.08.2008 tarihinde kesinleştirilerek tespit maliki adına tescil edilmiştir. Davacı ..., 14.01.2014 tarihinde taşınmazlarda 1/3 miras payı olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı 157,75 TL

bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

***