"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/189 E., 2024/458 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacılar vekili; muris ...'un 113 ada 164 parsel ile 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazları 18.10.1976 tarihinde torunları olan davalı ... ile diğer davalıların murisi ...’e satış suretiyle devrettiğini, daha sonra ... tarafından 11.07.2003 tarihinde 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payın davalı ...’in oğlu dava dışı Nizamettin’e temlik edildiğini; murisin 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazını 22.08.1980 tarihinde davalı ...’e devrettiğini; 110 ada 26, 113 ada 72, 88 ve 106 parsel sayılı taşınmazlar ile 115 ada 202, 117 ada 331, 357, 363 ve 458 parsel sayılı taşınmazların ise muris ... tarafından oğulları olan davalı ... ile diğer davalıların murisi ...’e ½ paylı olarak devredildiğini, 27.10.2009 tarihinde ... tarafından 115 ada 202 parseldeki ½ payın davalı ...’e devredildiğini, temliklerin diğer mirasçılardan ve kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla yapıldığını, devir tarihi itibarıyla davalılar ... ve diğer davalıların murisi ...’in dava konusu taşınmazları satın alabilecek ekonomik güce sahip olmadıklarını, her iki murisin de devir tarihi itibarıyla mal satmasını gerektirir bir durumunun bulunmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, davacılardan ...’un yargılama sırasında ölmesi üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
2.Birleştirilen davada davacı ... vekili; muris ... ve ...'un mirasçılarından olduğunu belirterek ve asıl davadaki iddiaları tekrar ederek asıl davada dava konusu edilen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili; davacılara karşı Amasya Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1179 Esas sayılı dava dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, bu nedenle davacılar tarafından murisin ölümünden 39 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açıldığını, davalının 1973 yılında Almanya’ya gittiğini ve orada çalışmaya başladığını, kazandığı paranın bir kısmını davacılara ve murise gönderdiğini, muris tarafından borçların ödendiğini, bunun karşılığında ise dava konusu taşınmazların kendisine ve kardeşi ...’e devredildiğini, temliklerde muvazaanın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Amasya 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli ve 2019/3 Esas, 2021/109 Karar sayılı kararı ile; temliklerdeki asıl amacın diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli ve 2021/980 Esas, 2021/1196 Karar sayılı kararı ile vakıa ve hukuki değerlendirmede usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ancak davacı ...'un muris ...'un mirasçısı olmadığı gözetilmeksizin hüküm tesis edildiği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden karar verilmesi için dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş, İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2022 tarihli ve 2021/233 Esas, 2022/281 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların gerçek değeri ile resmi akitteki değerleri arasında fahiş fark bulunduğu, murisler... ve...in sağlığında denkleştirme sayılacak şekilde mirasçıları arasında yapıtıkları bir temlikin olmadığı, satış tarihi itibarıyla her iki murisin de mal satmasını gerektirir bir durumunun bulunmadığı, davalı ... ile diğer davalıların murisi ...’in dava konusu taşınmazları satın alabilecek ekonomik gücünün olmadığı, devirlerin bedelsiz yapıldığı, asıl amacın diğer mirasçılardan mal kaçırmak olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 30.11.2023 tarihli ve 2022/8322 Esas, 2023/6985 Karar sayılı kararıyla; muris ... ile muris ...'un yaptığı temliklerin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığından asıl ve birleştirilen davada davalı ...'un bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak somut olayda, bir kısım davalının murisi ... ...'un dava konusu 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını 11.07.2003 tarihinde davalı ...'un dava dışı oğlu ...'a devrettiği kayden sabit olup asıl ve birleştirilen davanın, ... ile 15.09.2010 tarihinde ölen ... ...'un mirasçıları...,...,..., ve ...'ya husumet yöneltilerek açıldığı, 117 ada 514 parselde 1/2 oranında paydaş olan ...'a karşı açılmış bir dava bulunmadığı halde, dava konusu 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazda asıl ve birleştirilen davada husumet yöneltilmeyen dava dışı ...'un 1/2 payını da kapsayacak şekilde hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı gibi; dava konusu taşınmazların davacıların miras payları oranında iptali ile aynı oranda davacılar adına tesciline, kalan payların ise davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, asıl ve birleştirilen davada davalıların taşınmazları edinme sebebi değiştirilecek şekilde davalılar yönünde de tescil hükmü kurulmuş olmasının da doğru olmadığına değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muvazaa iddiasının sabit olduğu ancak kök muris...'in 113 ada 164, 117 ada 514 ve 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazları devrettiği tarihlerde davacılar ..., ... ve ...'nin alt murisleri olan...in yaşıyor olması nedeniyle kök muris...'in mirasçısı olmadıkları, davacı ...'nın ise muris...in mirasçısı olmadığı, 117 ada 514 parselde 1/2 oranında paydaş olan ...'a karşı açılmış bir dava bulunmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; davacı ...'nın davasının 113 ada 164, 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazlar ve 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı bakımından kabulüne, 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan 1/2 payı ve diğer taşınmazlar bakımından reddine; davacılar ... ... ve ...'nin davalarının 113 ada 164, 117 ada 514 ve 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazlar yönünden reddine, diğer taşınmazlar bakımından kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili; davacılar ..., ... ve ...'nin 113 ada 164 ve 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazlar ile 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı hakkındaki davalarının da kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili; savunmalarını yinelemiş, temliklerde muvazaanın bulunmadığını, asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1932 doğumlu muris ...'un 07.11.1980 tarihinde ölümü üzerine geriye mirasçı olarak 29.10.2012 tarihinde ölen eşi ... ile çocukları olan asıl davada davacı ... ve 23.01.1992 tarihinde ölen ...'in kaldığı, ...'in 23.01.1992 tarihinde ölümü üzerine geride çocukları olan asıl ve birleştirilen davada davacılar ..., ... ve ..., oğulları olan ... ve davalı ... ile dava dışı...'nin mirasçı olarak kaldığı, ...'in 15.09.2010 tarihinde ölümü üzerine de geride davalılar ...,...,..., ve ...'nın mirasçı olarak kaldığı, asıl davada davacı ...'nın aşamada 04.08.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları...,...,ve ... ile 15.12.2021 tarihinde ölen oğlu ...'nın mirasçıları ...,...,..., ile...'un davaya dahil oldukları; muris ...'un, dava konusu 113 ada 164 ve 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazlarını davalı torunu ... ile diğer davalıların murisi olan torunu ...’e 18.10.1976 tarihinde 1/2’şer paylı olarak satış suretiyle temlik ettiği, ...'in dava konusu 117 ada 514 parseldeki 1/2 payını 11.07.2003 tarihinde davalı ...'un dava dışı oğlu ...'a temlik ettiği, muris ...'un dava konusu 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazını ise 22.08.1980 tarihinde davalı ...'a satış suretiyle devrettiği; muris ...'un, dava konusu 113 ada 88, 113 ada 72, 133 ada 164, 117 ada 357, 117 ada 458, 117 ada 363, 117 ada 331, 113 ada 106, 115 ada 202 ve 110 ada 26 parsel sayılı taşınmazlarını 11.10.1976 tarihinde oğulları olan davalı ... ile ...'e 1/2'şer paylı olarak satış suretiyle devrettiği, ...'in 115 ada 202 parseldeki 1/2 payını 27.10.2009 tarihinde davalı ...'e temlik ettiği, asıl ve birleştirilen davada davacıların muris ... ile oğlu olan muris ...'un gerçekleştirdiği temliklere yönelik olarak tapu iptali ve tescil isteğiyle eldeki davaları açtıkları anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre muvazaa iddiası sabit görülerek asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. "Usuli kazanılmış hak" olarak tanımlayacağımız bu müessese, mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı).
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına rağmen bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Somut olayda; asıl davada davacılar ... ve ... ile birleştirilen davada davacı ...'nin kök muris ...'un (dedeleri) yasal mirasçıları oldukları tartışmasızdır. Bozmadan önce adı geçen davacıların kök murisleri ... tarafından davalılara temliki yapılan 113 ada 164 ve 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazlar ile 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı hakkındaki davalarının kabul edildiği, Dairemizce bu hususun bozma kapsamı dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bozmadan sonra, temlik tarihlerinde kök muris...'in oğlu olan ...'un (davacıların babaları) sağ olduğu bu nedenle davacıların muris...'in mirasçıları olmadıkları gerekçesiyle bu üç parça taşınmaz bakımından asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan; bilindiği üzere, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne göre mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Hal böyle olunca; asıl davada davacılar ... ve ... ile birleştirilen davada davacı ...'nin mirasçı sıfatını taşıdıkları gözetilerek 113 ada 164 ve 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazlar ile 117 ada 514 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payı hakkındaki davalarının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi TMK'nın 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle şahsiyet son bulmakla; Mahkemece, tapu kaydının iptali ile yargılama sırasında ölen asıl davada davacı ...'un dosyada yer alan veraset ilamına göre mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması da doğru değildir.
VII.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekili ile davalı ... vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.