"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/726 E., 2023/1465 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/209 E., 2021/323 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma isteği değerden reddedilip süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...'un 16.09.1993 tarihinde kayden maliki olduğu Mersin ili, Yenişehir ilçesi, ... köyünde bulunan 537 parsel sayılı taşınmazdaki 160/1440 payını davalı ...'a satış suretiyle temlik ettiğini, imar uygulamaları sonucunda bu paya karşılık aynı yer 8181 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, temlik tarihi itibariyle murisin taşınmazını satmasını gerektirecek bir ihtiyacı olmadığı gibi davalının da askerden yeni gelmiş olup taşınmazı alabilecek durumda olmadığını, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiğini, söz konusu temlike ilişkin muris ... mirasçısı dava dışı ... tarafından davalı ... aleyhine muris muvazaası hukuki nedenine dayalı açılan davada Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/944 Esas, 1997/689 Karar sayılı dosyasında verilen kabul kararının temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının davacıların veraset ilamındaki payları oranında iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... ile diğer davacıların murisi ...'ın Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada davalı lehine tanıklık yaparak ...'a yapılan temlikten haberdar olduklarını ve bu satışa tüm kardeşlerin rıza ve muvafakatinin bulunduğunu beyan ettiklerini, bu davanın 1997 yılında sonuçlandığını buna karşın adı geçenler tarafından bugüne kadar bir dava açılmadığını, bu kapsamda dava haklarının zamanaşımına uğradığını, 22 yıl sonra eldeki davayı açmalarının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalının dava konusu taşınmazın satışından sonra taşınmaz üzerinde bir ev inşa ederek murisle birlikte burada yaşadığını, bu durumun satışın gerçek olduğunu gösterdiğini, murisin dava konusu temlikte diğer mirasçılardan mal kaçırma amacının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ... ve diğer davacıların murisi ...'ın Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/944 Esas, 1997/689 Karar sayılı dosyasında davalı ... lehine tanıklık yaparak dava konusu temlikin gerçek bir satış olduğunu ve bu satıştan tüm mirasçıların haberi olduğunu belirterek gerçek bir satışın varlığını ikrar ve kabul ettikleri, buna karşın eldeki davayı açarak satışın muvazaalı olduğunu ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/944 Esas, 1997/689 Karar sayılı dosyasının eldeki dava açısından kesin hüküm de teşkil etmeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasının herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/944 Esas, 1997/689 Karar sayılı dosyasında davacı ... ve diğer davacıların murisi ... tarafından murisin yaptığı satışın gerçek bir satış olduğu belirtilmiş ise de bu beyanlardan sonra verilen ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen karar ile temlikin muvazaalı olduğunun belirlendiği, bu kapsamda adı geçenlerin karardan önceki beyanlarının kendileri aleyhine değerlendirilemeyeceği, davanın sonradan açılmasının ise hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, anılan dava dosyasının taraflar açısından kesin hüküm niteliğinde değil ise de kuvvetli delil niteliğinde bulunduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ... ve diğer davacıların murisinin davalı lehine tanık sıfatıyla verdikleri beyanlarının ikrar mahiyetinde olduğunu, bu ikrar kapsamında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, adı geçenler tarafından aynı temlike ilişkin daha önce görülen davada söz konusu temlikin satış niteliğinde olduğu beyan edilmesine rağmen eldeki davanın açılmış olmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/944 Esas, 1997/689 Karar sayılı dosyasında muvazaaya gerekçe olarak yalnızca tapu kaydındaki satış değeri ile rayiç değer arasındaki farkın nazara alındığını, eldeki davada davacı vekilinin tanık dinletmekten de vazgeçtiğini, dolayısıyla ikrar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğunu ancak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın dosya kapsamına uygun düşmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 01.07.1933 doğumlu muris ...'un 09.12.1994 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak eşi Ayşe ile çocukları ..., ..., ..., ..., ... ile ...'un kaldığı, ...'ın 16.06.2011 tarihinde ölümü ile geriye eşi ... ile çocukları ... ve ...'ın kaldığı; murisin, kayden maliki olduğu Mersin ili, Yenişehir ilçesi, ... köyünde kain 537 parsel sayılı taşınmazdaki 160/1440 payını 16.09.1993 tarih ve 5559 yevmiye numaralı satış işlemiyle davalı ...'a temlik ettiği; imar uygulamaları sonucunda temlik konusu paya karşılık aynı yer 8181 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Ancak, harç kamu düzeninden olup re'sen gözetilmesi gereken hususlardandır. Somut olayda, davanın 5.000,00 TL üzerinden ödenen 85,39 TL peşin harç ile açıldığı, bilahare 24.05.2021 tarihinde dava konusu 8181 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 12.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen değeri olan 1.916.388,00 TL üzerinden tamamlama harcı olarak 32.621,00 TL harç ikmal edildiği, davacı vekili tarafından 06.09.2021 tarihli dilekçeyle dava konusu taşınmazın yalnızca 2/8 payının dava konusu olması nedeniyle ikmali gereken tamamlama harcının 8.096,39 TL olduğu belirtilerek fazlaca yatırılan 24.524,61 TL harcın iadesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince 08.09.2021 tarihli ara karar ile fazla alınan 24.524,61 TL harcın davacıya iadesine karar verildiği, sonuç olarak İlk Derece Mahkemesi nezdindeki yargılama sürecinde davacı taraftan 85,39 TL peşin harç ve 8.096,39 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.181,78 TL harç tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda; Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmek suretiyle kurulan hükümde, davacı tarafa iadesine karar verilen harç miktarı gözardı edilerek eksik harç tahsiline neden olacak şekilde yalnızca bakiye 25,41 TL harcın davalıdan tahsiline karar verilmiş olması isabetsizdir.
4.Ne var ki anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine,
Davalı vekilinin temyiz itirazları üzerine re’sen yapılan inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1-c) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına yerine “Harçlar Kanunu uyarınca tahsili gereken 32.727,11 TL nispi karar ilam harcından peşin alınan 85,39 TL ve tamamlama harcı olarak alınan 8.069,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 24.545,33 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına” ibaresinin yazılmasına; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1-ç) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına yerine “Davacılar tarafından yatırılan 85,39 TL ve 8.096,39 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.