"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/210 Esas, 2022/511 Karar
HÜKÜM :Davanın reddi
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari mal alım satımı gerçekleştiğini, davacı şirketin davalıya sattığı mallara ilişkin fatura düzenlemekte ve cari hesap dönemi sonunda fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmekte olduğunu, davalı, cari hesap ekstresine konu faturaya ilişkin malları teslim almasına rağmen, hesap dönemi sonunda faturanın kısmi bedelini ödemediğini, bu nedenle icra takibine başlandığını, ancak davalı tarafça borca itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut uyuşmazlık bakımından yetkili mahkemenin Fatsa Mahkemeleri olduğunu, davacıdan hiçbir zaman mal almadığını, dolayısıyla cari hesap ilişkilerinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak taraflar arasında sözleşmenin varlığının ihtilaflı olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 73. maddesinin bu ilişkide uygulanamayacağı, davacı yana sözleşme ilişkisini kanıtlama olanağı verildiği, ancak davacı tarafından dayanılan delillerin sözleşme ilişkisini kanıtlamak için yeterli görülmediği, davacı alacaklının genel hükümler çerçevesinde borçlunun ikematgahının bulunduğu yerde icra takibine geçmek durumunda olduğu, davacının kendi ikametgahındaki icra müdürlüğünde takip başlatmasının mümkün olmadığı, eldeki davada davalı tarafın icra müdürlüğünün yetkisine yapmış olduğu itirazın yerinde olduğu gerekçesiyle İcra Dairesinin yetkisizliği nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup; uyuşmazlık takibin yetkili yer İcra Müdürlüğünde başlatılıp başlatılmadığı noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibine borçlunun süresi içerisinde yaptığı itiraz nedeniyle duran takibin devamını sağlamak amacıyla açılan bir dava olup, icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. İtirazın iptali davasının dava şartları arasında yetkili yerde geçerli bir ilamsız icra takibinin başlatılmış olması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmiş olması bulunmaktadır.
Somut olayda taraflar arasında yazılı ya da sözlü bir anlaşmanın bulunmadığı hususu davacının da kabulünde olup, haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşmeye de dayalı olmayan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde yetkinin genel yetki kuralları çerçevesinde belirlenmesi gerekmektedir. Genel yetki kurallarına göre, davalı-borçlunun ikametgah adresinde icra takibi başlatılması gerekirken, davacı-alacaklının ikametgahının bulunduğu icra dairesinde takip başlatılmış olması yerinde değildir.
Bu durumda itirazın iptali davasının dava şartlarından olan yetkili icra dairesinde başlatılan ilamsız bir takibin bulunduğundan söz edilemez. Açıklanan nedenle, somut olayda, yetkili icra dairesinde usulune uygun icra takibi başlatılmadığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/2 ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile değiştirilmeden önceki 438/7 hükmü gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının gerekçesi yukarıda açıklanan biçimde düzeltilerek ve hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “dava şartı yokluğundan usulden reddine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.