Logo

11. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1151 Esas, 2023/1088 Karar

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/191 E., 2021/152 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/38053 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 2011 yılından beri ticaret unvanında yer alan “...” ibaresini kullanarak dünyaca ünlü markaların distribütörlüğünü yaptığını, “...” ibaresinin müvekkili şirketin ortaklarının isimlerinin ilk hecelerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş orjinal bir ibare olduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman üretici bir firma olmadığını, “...” markalı/etiketli ürünler satmadığını, ancak ticaret unvanında geçen “...” ibaresini distribütörlük faaliyetlerinde ve özgün markaların bir arada satıldığı konsept mağazacılık faaliyetleri kapsamında kullandığını, davaya konu “...” markası altında distribütörlüğünü yaptığı markaları İstanbul ve Dalaman Hava Limanlarında satışa sunduğunu, yani tarafların markalarını birbirlerinden tamamen farklı mal ve hizmetlerde kullandıklarını, davalının söz konusu lokasyonlarda mağazasının da bulunmadığını, müvekkilinin online perakende mağazasını ziyaret eden tüketici ile davalının online mağazasını ziyaret eden tüketicinin de ürünler üzerinde farklı markalar görecek olması nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-2348 sayılı kararının iptaline ve müvekkilinin marka tescil başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "..." markasının tanınmış marka olduğunu, aynı zamanda ticaret ünvanının çekirdek kısmını da bu ibarenin oluşturduğunu, bu ibarenin çok sayıdaki marka tescili sayesinde seri marka hüviyeti kazandığını, taraf markalarının esas unsuru konumunda bulunan "..." ve "..." ibarelerinin ayırt edilemeyecek derecede benzer ibareler olduğunu, markaların karıştırılacağını, davacının, "..." markalarının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu bilmesine rağmen davaya konu marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki markada belirgin asli unsurun ...-... ibareleri olduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde yargılama konusu mallar/hizmetlerde başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaların karıştırabileceği, bu açıdan SMK'nin 6/1 maddesindeki koşulların oluştuğu, davacı tarafın başvuru ibaresi üzerinde önceye dayalı ve gerçek hak sahipliği iddialarının kendi başvurusunun tescilini sağlamayı değil başkasının başvurusunu engelleyen hükümler olduğundan YİDK kararına etkisi görülmediği, davalının “perakendecilik/mağazacılık hizmetleri” açısından “tanınmış marka” korumasından yararlanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali ile marka tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

***