Logo

11. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2020/2239 Esas, 2023/1669 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/82 E., 2020/107 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin uzun yıllar "... LOKANTASI" olarak bilinen restoranlar zincirini işlettiğini, İstanbul’un en yoğun semtlerinde yer alan şubeleri ile ... Lokantaları yıllar içinde tanınmışlığının arttırdığını ve haklı bir itibar sahibi olduğunu, müvekkili ...'ın 25.08.2014 tarihinde "... ... Lokantası" ibaresini marka olarak 2013 35530 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini, ...'ın daha önce de 28.08.2013 tarihinde, "..." ibaresini marka olarak 2012 11000 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini, müvekkili ...'ın ise, 10.07.2014 tarihinde "... ... Lokantası" ibaresini marka olarak 2013 35552 hizmet numarası ile tescil ettirdiğini ve bu markaları iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında "... Lokantası" olarak kullandıklarını, davalının ... LOKANTASI ibaresi ile bir lokanta açtığını ve müvekkilleri ile aynı alanda hizmet sunduklarını, müvekkillerinin tescilli markası ile aynı ibare olan ... LOKANTASI ibaresini öne çıkararak kendi hizmetlerinde kullandıklarını ve söz konusu lokantanın müvekkillere ait bir işletme olduğu izlenimi yarattıklarını, davalının bu ibare ile hizmet sunmasının müvekkilleri markası ile iltibasa yol açtığı için markaya açık bir tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, davalının işletmekte olduğu lokantanın iç dizaynının dahi, müvekkil lokantalarının iç dizaynı ile aynı olduğunu, bu nedenle de tüketicilerde lokantanın müvekkillerine ait olduğu izlenimini doğurduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ile SMK 151/2-c ve ilgili maddeleri gereği hesap edilecek bedelden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik maddi tazminat olarak 1.000,00 TL ve manevi tazminat olarak da 10.000,00 TL olmak üzere toplam 11.000,00 TL tazminatın dava tarihiden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tescilini talep ettiği markanın "şarbalkanlokantası" olduğunu, müvekkilin tescil ettirmek istediği marka ile davacıların markası birbirinden farklı olduğunu ve karıştırılma ihtimali olmadığını, davacılar tarafından markaya tecavüz iddiası ile farklı kişilere davalar açıldığını, davacıların sanki tescilli markaları "... Lokantası"ymış gibi hareket ettiklerini ve haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını, müvekkilinin haksız rekabete neden olmak gibi kasti bir davranışı olmadığı gibi dava dilekçesinde ileri sürülen hususların gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkiline ait markanın "ŞAR" ibaresini taşıdığından davacıların markasından farklı olduğunu, aynı olduğu iddiasının asılsız ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacı tarafın marka tescillerinin de "... Lokantası" şeklinde olmadığını, hatta TPMK nezdinde "... Lokantası" markasıyla yapmış oldukları başvurunun reddedildiğini, buradan hareketle, davacının tescile aykırı kullanımla iltibasa neden olduğunu ve haksız rakabet yarattığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, alınan son heyet raporunda da tespit olunduğu üzere davacıların "... LOKANTASI" ibaresini içeren marka tescillerinin zayıf marka niteliğinde olduğu, 3. kişilerin bu ibareyi içerir kullanımlarının öncelenemeyeceği gibi davacının ... ibareli markasının 43. sınıfta coğrafi kaynak belirtmesi nedeniyle başkalarının ayırt edici ibare ile birlikte kullanımlara engel teşkil etmeyeceği, davacıların kullanımlarının tescile uygun olmadığı gibi markaların ayırt edici unsurlar kullanım dışı bırakılarak BL logosu ile birlikte "... LOKANTASI" şeklinde kullanıldıkları, markanın ayırt edici unsurunun terk edilerek farklı şekilde kullanılmasının markanın kullanılması olarak kabul edilemeyeceği, ilgili markalar açısından davacıların kullanımının tescil kapsamında olmaması nedeniyle davalı kullanımının herhangi bir markaya tecavüz ve haksız rekabet halini oluşturmayacağı, davalının Şar ve ... Lokantası kelimelerinin birlikte kullanımla markasal olarak zayıf ve çok ayırtedici olmamakla beraber "şar" ibaresinin ana unsur olarak, "... lokantası" ibaresinin ise yan unsur olarak kullanıldığı, kullanımlarının markaya tecavüz olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, herkesin kullanımına müsait markasal kullanımların markaya tecavüz ya da haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, yine davacı vekilinin konsept ve sunuma yönelik benzerlik iddialarının markaya tecavüzün konusunu teşkil etmediği, bunlara dayalı hak sahipliği iddiasına ilişkin değerlendirmelerin ayrıca bir davanın konusunu teşkil edebileceği, sektör bilirkişi tespitlerinde de yer aldığı üzere davalı ve davalı gibi Esnaf Lokantası Self Servis konseptinde hizmet veren restoran işletmeleri açısından haksız rekabet olmaması için ... LOKANTASI ibaresinin sadece bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği, tüm işletmelerin bu konsepti ve adı kullanabilecekleri, markalarında kendilerini diğer işletmelerden ayrıştıracak ibareler olduğu sürece geniş bir coğrafi bölge ve gastronomik kültürü ifade eden bu ibareyi sadece bir işletmenin kullanımına vermenin yiyecek-içecek ve gastronomi sektörü açısından kabul edilebilecek bir durum olmadığı ve bu durumun sektörün normal durumuna aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, ortalama tüketici kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri temsil eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşulları oluşmadığı, AAÜT uyarınca hükmedilen vekalet ücretinin de hukuken yerinde olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka tecavüzünün tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat talebi davasıdır.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 149 uncu maddesi.

3. Değerlendirme

1) İlk derece mahkemesince, somut olayda davacıların "... LOKANTASI" ibaresini içeren marka tescillerinin zayıf marka niteliğinde olduğu, davacının ... ibareli markasının 43. sınıfta coğrafi kaynak belirtmesi nedeniyle başkalarının ayırt edici ibare ile birlikte kullanımlara engel teşkil etmeyeceği, davacıların kullanımlarının tescile uygun olmadığı, ilgili markalar açısından davacıların kullanımının tescil kapsamında olmaması nedeniyle davalı kullanımının herhangi bir markaya tecavüz ve haksız rekabet halini oluşturmayacağı, davalının "şar" ibaresinin ana unsur olarak, "... lokantası" ibaresinin ise yan unsur olarak kullanıldığı, kullanımlarının markaya tecavüz olarak kabulünü gerektirir bir durumun bulunmadığı, yine davacı vekilinin konsept ve sunuma yönelik benzerlik iddialarının markaya tecavüzün konusunu teşkil etmediği, davalı ve davalı gibi Esnaf Lokantası Self Servis konseptinde hizmet veren restoran işletmeleri açısından haksız rekabet olmaması için ... LOKANTASI ibaresinin sadece bir işletme tarafından kullanılmaması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise davacılar vekilinin istinaf istemleri; ortalama tüketici kitlesinin ... ibareli markaları gördüğünde, kültürü, yemekleri ve tarihi yerleriyle meşhur olan ve bir coğrafi yeri temsil eden ... bölgesinin aklına geleceği, her iki taraf markasında yer alan ... ibaresi coğrafi bir yer adı olup kimsenin tekeline verilemeyeceği, bu ibare markanın kullanıldığı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden zayıf bir ibare olduğu, her iki tarafın İstanbul'da lokanta işlettiği, davalı kullanımının tescilli markaları kapsamında kaldığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet koşulları oluşmadığı gerekçeleri olmak üzere iki ayrı gerekçe ile esastan reddedildiği tespit edilmiştir.

Ancak 6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde ve halen yürürlükte olan 353/1-b-2 maddesinde; "b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca, davacılar vekilinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, davanın yeni ve farklı bir gerekçe ile reddedilmesi gerektiği sonucuna varılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

2) Bozma sebep ve şekline göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 12.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

***