"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1185 E., 2022/2264 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/71 E., 2020/750 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı- karşı davacı kadının mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- karşı davacı kadının mirasçıları vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı-karşı davacı ... mirasçıları vekili Av. ... ile karşı taraf davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı- karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının hırçın, aşırı sinirli, kıskanç ve talepkar kişiliği, davacıya karşı zaman içinde artan hakaretleri, her şeyi bahane ederek sorun çıkartma eğilimi ve zaman zaman şiddete başvurmasının evlilik birliğinin sürdürülemeyecek şekilde temelinden sarsılmasına yol açtığını, dışarıda uyumlu, sevecen gibi görünmesine karşın ev içerisinde kıskanç, evhamları olan, her söylenenden farklı anlamlar çıkaran, hayatı hem kendisine hem de eşine karşı zindan eden bir yapıya sahip olduğunu, huzursuz yapısı nedeniyle sürekli sorun yarattığını, zaman zaman kavga boyutuna varan tartışmalar yaşandığını, erkeğe bağırarak hakaret ettiğini, yersiz yere bazen kendine bazen de bir şeyler fırlatarak ve vurarak erkeğe fiziksel zarar verme eğiliminde olduğunu,erkeğin ailesine de saygısız ve hırçın davranışlar içinde olduğunu, kıskanç yapısı ailesiyle bile konuşmasından rahatsızlık duyduğu için davacının sorun çıkmasın diye eşinin olmadığı zaman ve ortamlarda anne ve babasını aramak durumunda kaldığını, tarafların 2015 yılında kısmen erkeğin ailesinin maddî desteğiyle, kısmen de kredi kullanarak bir ev satın aldıklarını, ailesinin defalarca taraflara ciddi sayılabilecek tutarlarda maddî destek sağladıklarını, tarafların ortak harcamaları neticesinde oluşan ciddi tutarlardaki kredi kartı borçlarını ödediklerini, kadına 2018 yılı Ocak ayında kanser teşhisi konulduğunu ve aynı yıl Mart ayında kemoterapiye başladığını, sağlık güvencesi bulunmasına rağmen erkeğin ve ailesinin, konforunu ve moral durumunu en üst düzeyde tutabilmek için özel hastanede tedavi görmesini sağladıklarını, suni döllenmeye ilişkin tüm masrafların da yine erkeğin ailesi tarafından karşılandığını, hastalığın tedavi sürecinde kendisi için yapılan fedakarlığa, kendisine gösterilen ihtimam ve sevgiye rağmen hırçınlıklarının arttığını, tedavi boyunca erkeğe senin yüzünden kanser oldum türü söylemlerle ve hakaretlerle psikolojik şiddet uyguladığını, erkeğin birlikteliğe daha fazla tahammül edecek gücünün kalmadığını, hastalığın tedavisinin sona ermesinin ve iyileşme sürecine girmesinin ardından erkeğin boşanma kararı aldığını belirterek evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, erkek lehine 75.000,00 TL maddî ve 75.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı- karşı davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; evliliğin üçüncü kişilerin müdahalesine açık hale geldiğini, tedavi sürecinde erkeğin kadının yanında olmaması şeklinde gerçekleşen tam kusurlu eylemleri nedeni ile boşanma aşamasına gelindiğini, erkeğin ailesinin, özellikle babasının tarafların yaşantısına müdahalelerinin evlilik hayatları boyunca devam ettiğini ve erkeğin bu duruma engel olmadığını, kadının ailesine karşı saygısız tavırlar sergilediğini, ailesine ziyarete gittiklerinde huzursuzluk çıkardığını, erkeğin psikolojik ve fiziksel şiddetine maruz kaldığını, tedavi süreci boyunca bir eşin göstermesi gereken desteği ve ilgiyi göstermediğini, çocuk sahibi olma hakkının erkek eş tarafından elinden alındığını, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, henüz boşanma süreci sonuçlanmadan İstanbul iline taşınma girişimi olduğunu, kendisinin bu şehirde iş bulduğu haberlerini kadına ilettiğini, boşanama gerçekleşmeden boşanma gerçekleşmiş gibi hareket ettiğini, farklı bir şehirde yeni bir hayat kurduğunu belirterek davanın kabulüne, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, kadın lehine 100.000,00 TL maddî ve 500.000,00 TL manevî tazminata, aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın mirasçıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı- karşı davacı kadın mirasçılarının vekili istinaf dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında erkek eşin tam kusurlu olduğu ile yasal mirasçı olamayacağının tespitine ve karşı davadaki taleplerin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kusur tespiti yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince kadının karşı davasının reddine karar verilmiş ise de, bu karar kesinleşmeden önce eşlerden kadın eşin ölümü ile evliliğin sona erdiği, kadının mirasçıları tarafından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 181 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya devam ettikleri, karşı davayı ispata yönelik dinlenen tanık beyanlarında geçen bir kısım açıklamaların yer zaman ilişkisi içermeyen, sebep ve saiki açıklanamayan inandırıcılıktan uzak izahlardan ibaret olup, bir kısmının da taraflardan aktarılan, duyuma dayalı bilgilerden ibaret olduğu, toplanan delillerle kadının karşı davasında erkeğin kusurunun ispat edilemediği gerekçesiyle kadının mirasçılarının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilgili hükümler kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle evlilik ölüm ile sona erdiğinden boşanma talepli karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olmadığının tespitine, davanın konusuz kalması halinde yargılama gideri ve vekâlet ücreti konularında, davada haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kusursuz bulunan ve kendisini vekille temsil ettiren erkek yararına vekâlet ücretine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı- karşı davacı kadın mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur tespiti ve vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; ölümle sona eren ve konusuz kalan boşanma davasında sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek bir kusurunun ispatlanıp ispatlanmadığı, vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)190 ıncı maddesi, 331 inci maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı ve 181 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı- karşı davalı erkeğin, ağır bir hastalık teşhisi konulan kadının tedavi sürecinde birlik görevlerini yapmayarak aile konutunu terk ettiği ve birlikte yaşamaktan kaçındığı sabittir. Hal böyle iken sağ kalan eşin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olacak nitelikte kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi yönlerinden davalı- karşı davacı mirasçıları yararına BOZULMASINA, bozma sebebine göre vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Duruşma için takdir olunan 17.100,00 TL. vekâlet ücretinin davacı-karşı davalı ...'ten alınıp davalı-karşı davacı ... mirasçılarına verilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, karşılıklı açılan şiddetli geçimsizliğe dayalı boşanma ve fer’î taleplere ilişkin olup; İlk Derece Mahkemesince her iki davada ispatlanamadığından reddine karar verilmiş, istinaf aşamasında kadının ölümü nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi boşanma davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve Türk Medeni Kanunu’nun 181/2 maddesi gereğince erkeğin kusurlu olmadığının tespitine karar vermiştir.
Somut davada, dinlenen tanıklar ..., ..., ... ve ... davalı kadının kanser hastalığının tedavisinin devamı boyunca davacının, davalının tedavisiyle ilgilendiğini, hastaneye arabasıyla getirip götürdüğünü, ailesinin maddi destekte bulunduğunu, 2018/Kasım ayında davalının kemoterapi tedavisinin tamamlanmasından sonra davacının 2018/Aralık ayında evden ayrılarak boşanma davasını 2019/Şubat ayında açtığını bildirmişlerdir. Dosya içinde mevcut 4.9.2018 tarihli rapora göre de davalı bu tarihte radyoterapiye yönlendirilmiştir. Yine dosya içindeki whatsapp yazışmalarına göre de, davacı erkeğin tedavi süresince davalının agresif konuşmalarına rağmen yumuşak bir dille davalıyı sakinleştirmeye çalıştığı görülmektedir.
Bu nedenle, davalının kemoterapi ve radyoterapi tedavisinin sonuçlanmasını beklemesinden sonra ayrılmaya karar vererek ortak haneyi terk etmesi ve hemen akabinde boşanma davası açmasının kendisine kusur olarak yüklenemeyeceği, Dairemizin yerleşmiş kararlarına göre de boşanma amacıyla ortak haneyi terk etmenin kusur oluşturmayacağı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma kararına katılmıyorum.