Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1082 E., 2022/1909 K.

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2020/422 E., 2022/216 K.

Taraflar arasındaki velâyeti annede olan ortak çocuğun annenin kızlık soyadını kullanmasına izin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; boşanmaları ile ortak çocukları ...'ın velâyetinin tarafına verildiğini, resmi kurumlarda soyisimlerin farklılığı nedeniyle sıkıntı yaşadığını, okul, hastane gibi birçok kurum ve kuruluşta evrak beyan etmesi gerektiğini, çocuğun da soyadının farklı olmasından rahatsız olduğunu belirterek çocuğun kendi soyadı olan "Albayrak" olarak değiştirilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Davacı vekili 04.11.2020 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; ortak çocuğun ihtiyacı olan yuva sıcaklığını, ilgiyi ve şefkati velâyeti üstlendiği günden beri çocuğuna sağladığını, davacı ve ailesinin çocuğun her türlü bakım ve ihtiyacını karşıladığını ona ihtiyacı olan tüm sıcaklığı verdiğini, tüm bu geçen zamanda davacının çocuğun eğitimi, kitabı, giyimi, etüt ve ek dersi, yemesi içmesi, tatili de dahil olmak üzere her şeyiyle ilgilendiğini ve tüm bunları ailesinin de desteğini alarak tek başına yaptığını, dava dışı baba ...'ın ise müşterek çocukla ilgilenmediğini, sadece yasal olarak yükümlü olduğu nafakayı yatırmakla yetindiğini, boşanmaya ilişkin mahkeme ilamında çocukla şahsi ilişki tesis edilmiş olmasına karşın çocuğunu uzunca süreler görmediğini ve ona gereken ilgiyi göstermediğini, müşterek çocuk ...'ın anneannesi, dedesi, dayısı ile birlikte yaşadığını, onlarla çok yakın bir ilişki içinde bulunduğunu, tüm ailenin soyadı "..." iken ...'ın soyadının farklı olmasını çocuğun anlamakta zorlandığını, çocuğun annesine sürekli olarak "Benim soyadım sizden neden farklı? Benim soyadım da sizinkiyle aynı olmaz mı?" şeklinde sorular sormaya başladığını, bu durumun davacı açısından da büyük bir sorun teşkil ettiğini, çocuğunu okula yazdırırken, tatile götürdüğünde otele kayıt yaptırırken ve daha sayısız resmi kurum ve kuruluşta işlem yaparken çocukla soyadının farklı olmasından dolayı bir çok defa zorluk yaşadığını, çocuğun üstün yararı ve aidiyet hissinin ve aile birliğinin sağlanması bakımından çocuğun soyadının annesiyle aynı olması hususunun çocuğun yararına olduğunun tespiti ile çocuğun soyadının değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; boşanma kararında baba ile kişisel ilişki tesis edildiğini ancak davacı annenin çeşitli bahaneler ile çocuğu babası ile görüştürmediğini, babanın çocukla kişisel ilişki kuramadığı için icra takibi yapıldığını, bu şekilde iletişim kurmaya çalıştığını, bu durumun da masraflı olduğunu ve davalıya sıkıntıya sokacağından her hafta icra vasıtası ile çocuk teslimine başvurmayıp davacı anne ile iletişim kurmaya çalıştığını, davacı annenin buna rağmen müşterek çocuğu vermediğini, asılsız iddialarda bulunduğunu, bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, çocuğun 7 yaşında olduğunu, soyadı farklılığı nedenini sorgulayabilecek yaşta olmadığını ayrıca ilerde çocuğun velâyetinde değişiklik olma ihtimalinin de olduğunu, çocuğun soyadının velâyet hakkına bağlanmasının soyadının değişmezliği ilkesi ile çeliştiğini, her velâyet değişikliğinin çocuğun soyadını da doğrudan değiştireceğini, davacının müşterek çocuğu için yaptığı masrafların davanın konusundan tamamen bağımsız olduğunu, davalı babanın da çocuğu teslim aldığı dönemlerde birtakım ihtiyaçlarını karşıladığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, uzman raporunun içeriği ve tüm dosya kapsamından; tarafların İstanbul 7 Aile Mahkemesinin 2019/76 Esas 2019/88 Karar sayılı dosyası ile boşanmalarına, 07.02.2013 doğumlu ortak çocuk ...'ın velâyetinin davacı anneye verilmesine, davalı baba ile kişisel ilişki tesisine karar verildiği, davacı tanıklarının bir kısım anlatımlarının görgüye dayanmadığı, davacıdan aktarılan olaylara ilişkin olduğu, ortak çocuğun soyadının değişmesi ile ilgili yaklaşımının yaşı itibari ile net olmadığı, davacı annenin bu konuda çocuğu yönlendirmeye çalıştığı, soyadının değiştirilmesini gerektiren bir hususun ispat edilemediği, mevcut soyadının çocuğun menfaatine aykırı bir durum yaratmadığı, davacının annesi olan tanığın çocuğun soyadının farklı olmasını sorguladığını, soyadının Albayrak olarak değiştirilmesini istediğini beyan etmişse de uzman raporunun içeriği, çocuğun uzmanlara verdiği beyan göz önüne alınarak tanığın bu anlatımlarına itibar edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; soyadı değişikliğinin çocuğun üstün yararına uygun olduğunun ispat edildiğini, uzman raporunun eksik ve çelişkili olduğunu, davalının çocukla çeşitli bahanelerle görüşmek istemediğini, dava açıldıktan sonra delil yaratmak için icra marifeti ile çocukla görüşmeye çalıştığını, kararda Anayasa Mahkemesi kararının dikkate alınmadığını, çocuğun üstün yararı açısından değerlendirme yapılmadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çocuğun üstün yararı gereği, velâyetin anneye verilmesi halinde, anne hiçbir gerekçe göstermeden, sırf velâyetin kendisinde olduğunu ileri sürerek çocuğa kendi kızlık soyadının verilmesini isteyemeyeceği, anne tarafından çocuğun soyadının değiştirilmesi davası açıldığında, çocuğun üstün yararına bakılması gerektiği, eğer çocuğun üstün yararı varsa annenin kızlık soyadının çocuğa verilebileceği, üstün yarar yoksa davanın reddine karar verilmesi gerektiği, somut olayda, evlilik birliği içinde doğumla kazandığı babasının soyadının, boşanma sonucu velâyeti kendisine verilen annenin bekarlık soyadını çocuğun, üstün yararının bulunması halinde alabileceği ve bu konuda başkaca bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, dosya içeriğine göre soyadı değişikliğinin çocuğun üstün yararına olacağına dair ispatlanan bir durum bulunmadığından davanın reddine ilişkin hüküm ile karar gerekçesinde usul ve esas yönlerinden bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, gerekçesiz olduğu, uzman raporunun eksik ve çelişkili olduğu hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davalı babanın davada delil oluşturmak için dava açıldıktan sonra çocukla icra marifetiyle görüşmeye çalıştığını, çocukla ilgilenmediğini, tanık beyanlarına ve delillerine itibar edilmediğini belirterek kararın bozularak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; annenin velâyeti altında bulunan ortak çocuğun, annenin kızlık soyadını kullanmasına izin verilmesi için gerekli şartların mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 10 uncu maddesi, 20 nci maddesi, 41 inci maddesi ile 90 ıncı maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. 11 Nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokol 5 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi'nin 8.12.2011 tarihli ve 2010/119 esas, 2011/165 karar sayılı iptal kararı.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***