"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2390 E., 2022/1968 K.
DAVA TARİHİ : 11.01.2018
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/40 E., 2020/807 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı erkek vekili tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı kadın vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı kadın vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.
Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.
Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, davalı kadının adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ile 2001 yılında evlendiklerini, ortak 2 çocuklarının olduğunu, davalının davacıyı evden kovduğunu, hakaret ettiğini, davacının 31.10.2017 tarihinden beri kardeşinin evinde kaldığını bu nedenlerle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, velâyetin müvekkiline verilmesine, davacı yararına 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacı ile 18 yıldan beri evli olduğunu, erkek tarafından hakaret ve şiddete uğradığını, ortak iki çocuklarının olduğunu, davacı ile yaklaşık 3 seneden beri ayrı yaşadıklarını, davacının maddî ve manevî yardımda bulunmadığını, evin elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerini iptal ettirdiğini beyan ederek davanın reddine, ortak çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesine, 750,00 TL yoksulluk nafakası, her bir çocuk için ayrı ayrı 750,00 TL iştirak nafakası, müvekkili lehine 150.000,00 TL maddî, 150.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, taraflar arasındaki asıl husumetin davacıya miras kalan arazileri davacının kendi kardeşleri arasında paylaşması sonucu, davalının istediği araziyi, davacının kardeşine devredip başka yerden pay aldığı, davalının da davacıyı eve almadığı, davacıya ve ailesine küfür ve hakaret ettiği, çay ısmarladığı için küserek para konusunda baskı yaptığı boşanmaya neden olan olaylarda kadının ağır kusurlu olduğu, erkek tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, baba ile aralarında kişisel ilişki tesisine, aylık 250,00'şer TL tedbir, 400,00'er TL iştirak nafakasına, kadın için aylık 250,00 TL tedbir nafakasının kararın kesinleşmesine kadar devamına, davalının yoksulluk nafakası talebinin reddine, 7.500,00 TL manevî tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davasını ispat edemediğini, kusur tespitinin doğru yapılmadığını, ortak çocuk Hanife Hatun yararına hükmedilen iştirak nafakasının, davacının devlet memuru olduğu nazara alındığında oldukça düşük olduğunu, davalı lehine aylık 750,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiğini, davacı tarafın daha kusurlu olduğu gözetildiğinde, davalının maddî ve manevî tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini, davacı lehine manevî tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kusur belirlemesi, boşanma davasının kabulü, davacı lehine verilen manevî tazminat, ortak çocuk Hanife Hatun için verilen iştirak nafakasının miktarı, reddedilen yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf yoluna davalı taraf başvurduğundan davacı tarafa yüklenen kusurların kesinleştiği, davalı tarafça eşinin şiddet iddiasına yönelik fotoğrafların sunulduğu, davalı tanıklarından ortak çocuk ... akşam eve geldiğinde annesinin bacağında morluk gördüğünü beyan ettiği, davalı kadının davacıdan fiziksel şiddet gördüğü iddiasını ispatladığı, sonuç olarak boşanmaya neden olan olaylarda davacıyı eve almayan, davacıya ve ailesine küfür ve hakaret eden, davacı çay ısmarladığı için küserek para konusunda baskı yapan davacı kadın hafif, kendisine miras kalan ve davalının istediği araziyi habersiz kardeşine devrederek davalının güvenini sarsan ve davalıya fiziksel şiddet uygulayan davacı erkeğin ağır kusurlu olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kusur tespitinin hatalı olduğu, davalının kusur tespitine yönelik istinaf talebinin kabulüne, karar gerekçesinin boşanmayı gerektiren olaylarda davacı erkeğin ağır, davalı kadının ise hafif kusurlu olduğu şeklinde düzeltilmesine karar vermek gerektiği, davacının ağır kusurlu olması nedeniyle lehine manevî tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğu, kadın lehine maddî ve manevî tazminat koşulları oluştuğu, kadının boşanmakla yoksulluğa düşeceği gerekçesi ile davalının kusur belirlemesine, reddedilen yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat talepleri ile davacının kabul edilen manevî tazminat talebine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne kararın ilgili kısımlarının kaldırılmasına, davalı kadın yararına aylık 750,00 TL yoksulluk nafakasına, 30.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin manevî tazminat talebinin reddine, kadın vekilinin sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının davasını ispat edemediğini, kusur tespitinin doğru yapılmadığını, davacı tarafın daha kusurlu olduğu gözetildiğinde davalının maddî ve manevî tazminat miktarlarının az olduğunu, davanın reddine karar verilmesini belirterek kusur belirlemesi, boşanma davasının kabulü, tazminatların miktarı yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kusur tespitinin doğru yapılmadığını, davalı tarafın daha kusurlu olduğunu belirterek kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası ile ergin olan çocuk hakkında verilen nafakanın kaldırılmaması yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; erkeğin boşanma davasının kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı, kusur belirlemesi, delillerin takdirinde hata edilip edilmediği, tazminatlar ve kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası, çocuk lehine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesi, 174 üncü maddesi, 175 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. O hâlde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3. Ortak çocuk 09.01.2002 doğumlu Hanife Hatun yararına İlk Derece Mahkemesince iştirak nafakasına hükmedilmiş ise de çocuğun istinaf aşamasında 09.11.2020 tarihinde ergin olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasına yönelik istinaf başvurusunun çocuğun ergin olduğu gözetilerek değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan ret kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarları ile ortak çocuk Hanife Hatun yararına hükmedilen iştirak nafakası yönlerinden BOZULMASINA,
2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere tarafların diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.