Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2808 E., 2022/3670 K.

KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında

hüküm kurma

İLK DERECE MAHKEMESİ : Zile Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

SAYISI : 2021/232 E., 2022/430 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı açılan boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin davasının reddine, kadının ziynet alacağı ve boşanma davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı -davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

... kadı kadın vekili dava ve karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında süre gelen geçimsizlik olduğunu, erkeğin daha önce dava açtığını ancak sonrasında birlikte yaşamaya devam ettiklerini ancak erkeğin davranışlarında değişiklik olmadığını, kadına "sen zaten ortaokul mezunusun, sen cahil bir insansın, sen ne bilirsin, o....pu, o..pu çocuğu, Üçkaya'nın piçi, a...koyduğum" şeklinde sözler sarf ettiğini, aldığı alkolün etkisiyle kendini kaybedip eşine zarar verdiğini, eve bile başkalarının yardımı ile geldiğini ve alkol aldığında hakaret, şiddet ile kötü muamelenin daha da arttığını, alkollü iken araç bile kullanarak eşinin ve çocuklarının hayatını tehlikeye attığını, annesinin etkisi altında kaldığını, evliliklerinin çoğu zamanlarında annesinin evine gidip orada vakit geçirdiğini, bazen de annesinin evinde kaldığını, erkek ve annesinin kadının annesine ve babasına hakaret ettiklerini, erkeğin "siz belanızı bulacaksınız, sizinle görüşeceğiz" diyerek ailesini tehdit ettiğini, ses kaydı bulunduğunu, ilgi ve sevgi görmediğini, çocuklarıyla da ilgilenmediğini, ziynet eşyalarının düğün sonrası alındığını ve bir daha da iade edilmediğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, her bir çocuk ve kadın yararına ayrı ayrı aylık 2.000,00TL tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakasına, kadın yararına 150.000,00 TL maddî tazminat ile 200.000,00 TL manevî tazminata, 1 adet 13 gram 22 ayar bileziğin, 5 adat 10 gram 22 ayar bileziğin, 4 adet 10 gram 14 ayar bileziğin, 5 adet çeyrek altının ve 1 adet tam altının aynen iadesine, aksi takdirde bedelleri toplamı olan 47.980,00 TL nin yasal faizi ile birlik tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı- davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, kadının sürekli toplum içinde erkeği rencide ettiğini,kendisine ve annesine hakaret ve küfür ettiğini, annesini evde istemediğini, evi terk ettiğini, annesine kötü davrandığını, çocukların daha iyi yaşayabilmesi için baba yanında kalması gerektiğini, kadının psikolojik rahatsızlığının olduğunu, ziynetleri giderken yanında götürdüğünü, zaten 5 adet 22 ayar bilezik, 5 adet çeyrek altın 2 adet 14 ayar 10 gdam bileziği bulunduğunu, evlilik birliği içerisinde davalı ... 'un da kendi rızası ile 5 adet bilezik ve 5 adet çeyrek altında geri almamak üzere kendi rızası ile bozdurulduğunu, hukuka aykırı delilin hükme esas alınamayacağını ileri sürerek 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince kadının davasının reddine, kendi davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, velâyetin babaya verilmesine, erkek yararına 150.000,00 TL maddî ve 150.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında daha önce meydana gelen ve affedilen olayların dikkate alınamayacağı, en son olan olayda erkeğin kadına hakaret ettiği, kadını darp ettiği ve ailesine yine hakaret ettiği, kadının kusurlu davranışının ispat edilemediği, boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu; kadın ziynetlerin varlığını ispatladığı, erkeğin ise bir kısım ziynetlerin kadının üzerinde bulunduğunu beyan ettiği ancak buna ilişkin hiçbir delil sunmadığı, ziynet eşyalarından sadece 1 adet çeyrek altın CD görüntülerinde olmadığından bu kısımın reddedilmesi gerektiği gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince erkeğin davasının ve fer'î taleplerinin reddi ile kadının davasının kabulüne, tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, kadın yararına aylık 800,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, ortak çocuklar için ayı ayrı aylık 400,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına 30.000,00. TL maddî 20.000,00 TL manevî tazminata, ziynet alacağı davasının kısmen kabulü ile ayrıntıları belirtilen ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedellerinin toplamı olan 49.641,00 TL erkekten tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı – davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; boşanmaya sebebiyet veren kusurlara göre belirlenen tazminat ve nafaka miktarlarının az olduğunu ileri sürerek bu yönlerden kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı- davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak davaların kabul ve reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tazminat ve nafaka koşullarının oluşmadığını, belirlenen nafaka ve tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, ziynet alacağının kabulünün hatalı olduğunu ileri sürerek bu yönlerden kararın kaldırılmasını, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince erkeğin kadına karşı hakaret ve darp ettiği vakıaları kusur olarak yüklenildiği, taraflar arasında aftan sonraki dönem içerisinde tanıkların erkeğin kadına hakaret ettiği ve darp ettiğine yönelik görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, kadının delil olarak dayandığı ses kayıtlarını dinleyerek bu kayıtlara göre beyanda bulundukları, tanıkların dinlemiş oldukları ve kadının da delil olarak dayandığı ses kayıtlarının erkeğin bilgisi ve rızası dışında ortamdaki konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen ses kayıtları olup hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil niteliğinde olduğu bu nedenle hükme esas alınamayacağı, ayrıca kadının karakol ifadesinde herhangi bir darp olayı olmadığına dair beyanı da dikkate alındığında erkeğin kadına hakaret ettiği ve darp ettiği vakıalarının ispatlanamadığı, erkekten bu kusurların çıkarılması gerektiği; dosya kapsamından kadının da erkeğin ailesine hakaret ettiğinin anlaşıldığı, bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenilmesi ve sonuç itibariyle erkeğin davasının da kabulüne karar verilmesi gerektiği ; gerekçenin kadının ailesine hakaret eden erkeğin ve erkeğin annesine hakaret eden kadının eşit kusurlu oldukları şeklinde düzeltilmesi gerektiği; eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği; dosya kapsamı ve tanık beyanları ile Mahkemenin kabul ettiği tüm ziynet eşyaları yönünden alacağın ispat edilemediği, erkeğin, cevap - karşı dava dilekçesinde kadının 5 adet 22 ayar bilezik, 5 adet çeyrek altın, 2 adet 14 ayar 10 gram bileziğinin bulunduğunu belirtilerek bunlardan 5 adet bileziğin ve 5 adet çeyrek altının davalı tarafından rızası ile geri alınmamak üzere teslim edildiğini beyan ettiği, bu ziynetler yönünden kadının geri alınmamak üzere teslim ettiği iddiasını ispatlamayamadığı bu nedenle erkeğin beyanı dikkate alınarak kadının talep ettiği ziynetlerden raporda da belirtilen 5 adet 22 ayar 10 ar gramlık bilezik ve 5 çeyrek altın yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken diğerleri yönünden de kabulünün doğru olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) inci alt bendi gereğince davalı-davacı erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle taraflar eşit kusurlu kabul edilerek erkeğin davasının kabulüne, tarafların tazminat taleplerinin reddine, kadının ziynet alacağının kısmen kabulü ile 5 adet 22 ayar 10 ar gram bilezik (24.100,00TL) ile 5 adet çeyrek altının (4.347,50) aynen iadesine, mümkün olmaması halinde ziynet eşyaları bedelinin toplamı olan 28.447,50 TL 'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile erkekten tahsiline, ziynet alacağının kısmen kabul miktarı nazara alınarak A.A.Ü.T'nin 13 üncü maddesi gereğince hesaplanan 9.200,00TL vekâlet ücretinin kadından tahsili ile erkeğe ödenmesine; erkeğin diğer ve kadının tüm itirazlarına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin (1) inci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine, istinafa konu ziynet alacağı yönünden miktar itibariyle kesin olarak karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı – davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı – davalı kadın vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; kusur belirlemesinin ve buna bağlı olarak erkeğin davasının kabulünün hatalı olduğunu, tazminat taleplerinin reddi kararının hatalı olduğunu, ses kaydının yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkânının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması hâlinin hukuka uygun olduğunun kabulünün zorunlu olduğu,aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusu olacağına dair bir çok kararının olduğunu, öğretide de meşru müdafaa olarak değerlendirilebilecek, örneğin hakaret, tehdit veya şantaj suçlarına muhatap olan ve o an konuşmaları kayıt altına alan mağdurun elde ettiği bu delil hukuka uygun sayılması gerektiği yönünde kanaat oluştuğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi ve tazminat taleplerinin reddi kararı yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davalarında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olup olmadığı, kadının tazminat taleplerinin reddinin hatalı olup olmadığı, başka türlü delil elde edilmesi mümkün olmayan hallerde alınan ses kaydının hukuka uygun delil olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesi. 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı, 194 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı- davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince erkeğin kadına ve ailesine hakaret ettiği, kadına şiddet uyguladığı, belirlenen kusurlu davranışlara göre erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesi ile erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçenin düzeltilerek Mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenilen kadına ve ailesine hakaret vakıasının ispatlanmadığı; kadının ise erkeğin annesine hakaret ettiği vakıalarının gerçekleştiği, belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, eşit kusurlu eş yararına tazminata hükmedilmeyeceği gerekçesi ile erkeğin davasınında kabulüne, kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı- davalı kadın vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle temyiz talebinde bulunulmuştur.

Yapılan incelemede Bölge Adliye Mahkemesince belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışların yanında, kadın tanığı Özge K'nın beyanı ile erkeğin kadına süreklilik arz eder şekilde "ilkokul mezunusun, cahilsin" demek suretiyle aşağıladığı anlaşılmıştır. Hal böyle iken belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

3.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı- davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların, kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Yukarıda (2) ve (3) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden kadın yararına BOZULMASINA,

2. Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere ... kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***