"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/3477 E., 2024/967 K.
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki vesayet davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı-vasi adayları vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı-vasi adayı vekili dava dilekçesinde; kısıtlı adayının müvekkilinin babası olduğunu, kısıtlı adayının çeşitli rahatsızlıkları bulunduğunu, kısıtlı adayının eşini kaybettikten sonra psikolojik bunalıma girdiğini, yaşı dolayısıyla kolayca kandırılabilecek yapısının bulunduğunu, malik olduğu bir kısım taşınmazları elden çıkardığını, maaş ve kira gelirleri ile geçinebilecekken savurganlık yaptığını belirterek, ...’in kısıtlanarak müvekkilinin vasi olarak atanması talep ve dava etmiştir.
2. Vasi adayı ... birleşen dava dilekçesinde; vasi olarak kısıtlı adayı babasına kendisinin atanmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Kısıtlı adayı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin psikolojik rahatsızlığı olmadığını, saldırgan bir yapıya sahip olmadığını, savurgan olmadığını, maddi durumunun iyi olduğunu, kısıtlanmasını gerektirecek bir durum olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
1. Dava, ilk olarak Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış; Mahkemece 21.10.2015 tarihli karar ile, kısıtlı adayının mernis adresi İnhisar’da olduğu, Söğüt Sulh Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, işbu karar temyiz edilmeksizin 18.11.2015 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Söğüt Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.03.2016 tarih ve 2015/317 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararı ile; kısıtlı adayının akıl hastası olmadığı, söylenenleri anladığı, işlerini rahatlıkla yürüttüğü ve kendisine vasi tayini gerekmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı-vasi adayı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.01.2018 tarih ve 2017/7391 Esas, 2018/415 Karar sayılı kararı ile; davanın akıl sağlığı ve malvarlığını kötü yönetme sebeplerine dayalı kısıtlama istemine ilişkin olduğu, dava dilekçesinde kısıtlı adayının malvarlığını kötü yönettiği iddia edildiği, alınan sağlık kurulu raporlarında akıl sağlığı yönünden vasi tayini gerekmediği değerlendirildiği, Bilecik Devlet Hastahanesinin 04.12.2015 tarihli raporunda ise tedavi süresince akli dengesi akıllıca yaşam sürdürmeye yetmeyeceği için geçici süre ile yasal danışman atanmasının uygun olduğu belirtildiği, Mahkemece malvarlığını kötü yönetme ve kısıtlı adayının sağlık kurulu raporuna göre yasal danışman atanması yönleri itibari ile herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Mahkemece kısıtlı adayının mevcut malvarlığının tespiti, tapuda devrettiği iddia edilen taşınmazın tapu bilgileri taraflardan sorularak satış bedelinin gerçek değerinin altında olup olmadığı ve banka hesap hareketlerini gösterir kayıtların getirtilerek olağanüstü harcama bulunup bulunmadığı, böyle bir devir mevcutsa bu tasarrufların kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıp açmadığı Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde tespit edilmesi için re'sen ve tarafların gösterecekleri delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapılarak oluşacak sonucuna göre öncelikle kısıtlanmasını gerektirir bir neden bulunup bulunmadığı, bulunmuyorsa dosyada mevcut rapora göre yasal danışman atanmasını gerektiren bir durum olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek davacı-vasi adayı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1. Bozmaya uyan Söğüt Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.04.2018 tarih ve 2018/74 Esas, 2018/143 Karar sayılı karar ile; kısıtlı adayının mernis adresi Eskişehir'de olduğu, Eskişehir Sulh Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, işbu karar temyiz edilmeksizin 10.07.2018 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Mahkemenin 26.04.2018 tarih ve 2018/74 Esas, 2018/143 Karar sayılı karar ile; kısıtlı adayının yaptığı taşınmaz satışları ve kredi harcamalarının yaşı, sosyo ekonomik konumu, aylık geliri ve yaşam standartları birlikte dikkate alındığında ihtiyaçlarını aşar nitelikte harcamalar olduğu, ayrıca kısıtlı adayının beyanıyla sabit olduğu üzere yapılan harcamaların eğlence hayatında bir takım kadınlarla harcandığı, bu haliyle kısıtlı adayı kendisinin yoksulluğa düşürmemiş olmakla beraber söz konusu bakış açısıyla suistimale açık olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile; kısıtlı adayı ... S.'nin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 406 ncı maddesi uyarınca kısıtlanmasına, kendisine ... S.'nin vasi olarak atanmasına yönelik verilen karara karşı süresi içinde kısıtlı adayı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Dairenin 26.10.2021 tarih ve 2021/5959 Esas, 2021/7770 Karar sayılı kararı ile; mevcut bilgi ve belgelere göre, kısıtlı adayı bir kısım harcama yapmışsa da, geride kalan malvarlığı da göz önünde bulundurulduğunda tasarrufların kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açıp açmadığına yönelik yeterli araştırma yapılmadığı, kısıtlanması istenen ...’nın sattığı iddia edilen taşınmazlar dışında aktif taşınmaz kayıtlarının da olduğu, taşınmazların satış bedeli ve mevcut taşınmazların gerçek değerleri ve banka hesap hareketlerini gösterir kayıtlarında olağanüstü harcama bulunup bulunmadığı Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde belirlenip tespit edilmediği, 4721 sayılı Kanun'un 406 ncı maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı hususunda kesin kanaat oluşturacak şekilde yeterli bir araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiği belirtilerek hükmün bozulmasına, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kısıtlı adayının taraf olduğu 1 adet ilamlı icra dosyası olduğu dosyanın satış aşamasına geldiği, işbu dosya harici kısıtlı adayının taraf olduğu herhangi bir takip olmadığı; 27.02.2023 ve 23.02.2024 tarihli bilirkişi raporlarında kısıtlı adayının üzerine birden çok taşınmazın kayıtlı olduğu, 2015 yılında çektiği kredi ile kısıtlı adayının halen aktif malvarlığı arasında bulunan taşınmazların alım tarihlerine bakılarak krediyi bu taşınmazın bedelini ödemek için çektiği, 2015 yılında kısıtlı adayı tarafından satışı yapılan taşınmazların rayice yakın bedel ile satıldığı buradan gelen gelirin bir kısmı ile çekilen kredin ödendiğinin tespit edildiği; kısıtlı adayının banka hesap kayıtları incelendiğinde kısıtlı adayının farklı tarihlerde, kredi çektiği görülmüş ise de çekilen kredilerin edinilen mal için çekildiği, çektiği kredi ve yaptığı harcamalara ise gücünün yettiği bu sebepler ve kısıtlı adayınca edinilen borcun aktif malvarlığını geçmediği ayrıca yeni edinilen taşınmazın bedeli için kredi çekilmesinin hayatın akışı içinde olağan değerlendirildiği, kısıtlı adayının yaşam biçimi, yaşı ve aylık geliri dikkate alındığında kısıtlı adayının söz konusu harcamalarının olağanüstü harcamalar olmadığı; yapılan yargılama sonucunda; kısıtlı adayının mevcut malvarlığı ve tapuda devrettiği iddia edilen taşınmazın tapu bilgileri, hesabı bulunan banka ve şubelerinden hesap hareketlerinin celbi ile bilirkişiye tevdi edilerek alınan bilirkişi raporu, ayrıca kısıtlı adayının sosyo ekonomik durum araştırma raporu, sağlık raporu, tanık ifadeleri, kısıtlı beyanı gibi tüm hususlar bir arada değerlendirildiğinde, kısıtlı adayı bir kısım harcama yapmışsa da bu harcamalarının olağan dışı olmadığı çekilen kredinin alınan taşınmaz borcu için kullanıldığı, kısıtlı adayının taşınmaz satışı öncesi başka bir kredi kullanımı olmadığı, kısıtlı adayının bir takım borçlanmaları olsa ve bazı taşınmazların satışı yapılsa dahi, geride kalan malvarlığı da göz önünde bulundurulduğunda tasarrufların kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açmadığı; kısıtlı adayının psikiyatrik açıdan bilişsel fonksiyonlarının normal olması nedeniyle vasi tayini gerekmediği, mahkemece dinlenmesinde kısıtlının akıl sağlığının yerinde olduğu, yapmış olduğu hukuk işlemlerinin sonuç ve önemini anlayabilecek durumda olduğu; akıl sağlığı, savurganlık ve kötü yönetim sebebiyle kısıtlanmanın yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-vasi adayları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-vasi adayları vekili temyiz dilekçesinde; kısıtlı adayının sağlıklı harcama yapmadığını, savurganlık yaptığını, bizzat kendi beyanlarıyla da bu hususu kabul ettiğini, banka kayıtları yönünden eksik inceleme yapıldığını, kısıtlı adayının gereksiz yere krediler çektiğini, banka kayıtlarının hepsinin temin edilmediğini, kısıtlı adayının yüksek faiz ve ücretle sıklıkla KMH'den kredi kullandığını, taşınmaz satışından elde edilen ödeme kayıtlarının bir kısmının olmadığını, kira gelirlerinin de rayiç değerin altında olduğunu, kısıtlı adayının kira hesabını da yönetemediğini, kısıtlı adayının taşınmazları ihtiyaç sebebi ile satıp satmadığının araştırılmadığı, kısıtlı adayının savurgan tutumlar içinde olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, savurganlık veya malvarlığını kötü yönetme sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava, 4721 sayılı Kanun'un 405 ve 406 ncı maddeleri uyarınca kısıtlama istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 33 üncü maddesi, 190 ıncı maddesi, geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 405 inci maddesi, 406 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı-vasi adayları vekilince yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.