Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/357 E., 2022/3236 K.

DAVA TARİHİ : 10.08.2018-21.09.2018

KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma

İLK DERECE MAHKEMESİ : Besni 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

SAYISI : 2018/197 E., 2021/325 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere, kadının ziynet alacağı davasının ise reddine karar verilmiştir.

Kararın kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde; aralarında görüş ve düşünce farklılıklarının baş gösterdiğini, uzun süredir sabır ve sükunet içerisinde beklediğini, yıllar geçtikçe çocuklarının olduğunu kadının olumsuz tutum ve davranışlarının katı şekilde sürmeye devam ettiğini, 8-9 yıl önce aralarında bir tartışmanın çıktığını bu tartışmanın akabinde kendi bileklerine jilet attığını, aralarındaki basit konuları bahane ederek şikayet ettiğini, Besni Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/183 esas ve 2017/234 karar sayılı dosyası ile cezalandırıldığını, kadının sürekli olarak çocukları üzerine bırakıp baba evine gittiğini kendisini ve çocukları mağdur ettiğini, çocukların velâyetlerinin kendisine verilmesini talep ettiğini, kadının ceza mahkemesi kararını fırsat bilerek erkeğe dilediği sözleri sarf ettiğini, erkeği tehdit ettiğini, fiili olarak biten evliliğin kağıt üzerinde kaldığını, kadının baba evinde kendisinin ise çocukları ile birlikte köyde kaldığını, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin kadın tarafından da uygun görülmesi halinde kendisine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Davacı-karşı davalı erkek vekili cevaba cevap dilekçesinde; kadının cevap dilekçesinde belirtilen nafaka, tazminat, velâyet ve altınların iadesi taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğundan reddine karar verilmesini, davalı tarafın ileri sürdüğü hususların afaki konular olduğunu sair cevaplara itibar edilmemesinin gerektiğini beyan etmiştir.

II. CEVAP

Davalı kadın cevap dilekçesinde; davacı eşi ile 9 yıldır evli olduklarını, evliliklerinin ilk 6 ayından sonra davacı ile davacının annesinin kışkırtmalarına dayalı anlaşmazlıkların olduğunu, müvekkili ile davacının ailesinin altlı üstlü oturduklarını, kayınvalidesinin zorbalıkları yüzünden alt kata taşındıklarını alt katta bulunan ahır hayvanlarına bakmak zorunda kaldığını, eşinin hiçbir zaman eşinin yanında durmadığını, eşine destek olmadığını, erkeğin kadına karşı argo ve küfür içeren cümlelerle hitap etmeye başladığını, müvekkilini çocuklarının yanında aşağıladığını, müvekkilinin bu durumlardan ağır travmalar yaşadığını, müvekkilinin kendi ailesi tarafından hediye edilen küpeleri müvekkilinin elinden alarak ev alacaklarını söylediklerini, ancak bu aldıkları eve müvekkilinin oturmasına müsaade etmediklerini, kısa bir süre öncesine kadar davacının üzerine kayıtlı olan evi davacı muvazaalı olarak babasının üzerine devrettiğini, edinilen malı müvekkilinden kaçırdığını, 2 sene önce davacının müvekkiline çok fazla şiddet uyguladığını 23 gün hastanede yattığını, davacının müvekkilini ziyaret dahi etmediğini, müvekkilinin ailesinin yanında kaldığını, müvekkilinin taburcu olduktan sonra çocukları için evine döndüğünü bu seferde görümcesinin onur kırıcı sözler söylediğini evden kovduğunu, müvekkili tarafından hiçbir zaman evi terk fiilinin oluşmadığını, bizzat davacının evden kovarak gönderdiği dönemler olduğunu, müvekkiline çocuklarını dahi göstermediklerini, şiddetli geçimsizlikten dolayı evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını, kimse için bir yararın kalmadığını, müvekkilinin daha önce boşanma davası açtığını ancak davasından feragat ettiğini, müvekkilinin 9 yıllık evliliği boyunca maruz kaldığı her türlü şiddet tüm çabaların sonuçsuz kalmasından ötürü yaşadığı psikolojik bunalım için kusurlu olan davacıdan 50.000,00 TL maddî ve 50.000,00 TL manevî tazminata, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'lik altınlar satıldığı için mislen yoksa da sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesine, aylık her bir çocuk için 500.00 TL iştirak nafakasına, müvekkili için aylık 500.00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, netice olarak davanın reddi ile velâyetin anneye verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının evlilik süresince yedi kez erkeği ve çocuklarını bırakarak babasının evine gittiği ve böylece birlikte yaşamaktan kaçınmak suretiyle evlilik birliğinin gerektirdiği görevlerini yerine getirmediği, yine 19.08.2019 havale tarihli sosyal inceleme raporundaki çocukların beyanlarına göre ortak çocuklarına fiziksel şiddet uyguladığı, buna karşılık erkeğin de Besni Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/183 esas ve 2017/234 karar sayılı ilamında görüleceği üzere kadına kemik kırığı oluşacak şekilde fiziksel şiddet uyguladığı, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, tarafların sosyal ekonomik durumları, tarafların kusur durumu, ortak çocukların baba yanında kalmaları, erkeğin ekonomik durumunun yetersizliği ve hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, tarafların ortak çocuklarının velâyetleri konusunda, sosyal hizmet uzmanının düzenlediği raporda çocukların babaya verilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığı, çocukların babalarının yanında kalmak istediklerini ifade ettiklerinin sosyal inceleme raporunda belirtildiği, ziynet alacağı davası yönünden ise; kadının düğünde takılmış ziynet eşyalarının bedelinin kendisine verilmesini talep ettiği, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerektiğinden, bu durumun aksi kadın tarafından kanıtlanamadığından, erkek tanıklarının görgüye dayalı bilgisi olmayıp hayatın olağan akışı dikkate alındığında ziynet eşyalarının kadında kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin davacı babaya verilmesine, anne ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasına, kadının tazminat taleplerinin, yoksulluk nafakası talebinin ve ziynet alacağı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde kadın vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı-karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; erkeğin kusurlu olduğunu ileri sürerek kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, reddedilen yoksulluk nafakası ve ziynet alacağı davası yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının adli yardım talebinin kabulü ile; erkek tarafından dava dilekçesinde çocuklara fiziksel şiddet vakıasına dayanılmadığı, kadına yüklenilen diğer kusurların ise tanık beyanlarında soyut kaldığı, ispatlanamadığı, erkeğin kadının karşı davasının bulunmadığına ve Mahkemece tespiti yapılan kusur durumuna ilişkin istinaf talebi bulunmadığı, bu durumda, kadının kusur durumuna ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile kadının, evlilik süresince 7 kez kocasını ve çocuklarını bırakarak babasının evine gittiği ve böylece birlikte yaşamaktan kaçınmak suretiyle evlilik birliğinin gerektirdiği görevlerini yerine getirmediği, çocuklarına şiddet uyguladığına dair kusurların gerekçeden çıkartılarak, gerçekleşen bu duruma göre, erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu, kadının ise kusursuz olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği, boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olması nedeni ile erkeğin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, taraflarca boşanmaya dair karar istinafa getirilmediğinden yanlışlığa değinilmekle yetinildiği, kadının ispatlanmış kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle kadının kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri yönlerinden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kadın için aylık 200,00 TL tedbir ve 300,00 TL yoksulluk nafakası ile 25.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiş, kadının sair istinaf taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde; kadının iddialarını ispatlayamadığı, karşı dava açtığı, tanık deliline dahi dayanmadığı, kadının tamamen kusurlu olduğunu ileri sürerek kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, kusur belirlemesinin yerinde olup olmadığı, erkeğe İlk Derece Mahkemesince yüklenen kusurların istinaf edilememesi nedeniyle temyizen incelenemeyecek ise de Bölge Adliye Mahkemesinin kadın yönünden kusur tespitinin yerinde olup olmadığı, kadın yararına hükmedilen nafakalar ve tazminatların kabulü şartları ve miktarları noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***