Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/2761 E., 2022/2899 K.

DAVA TARİHİ : 20.09.2018

KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile gerekçenin düzeltilmesi, sair istinaf istemlerinin esastan reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 1. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2018/1013 E., 2021/758 K.

Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın da kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün gerekçenin düzeltilmesine, sair istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin maddî durumlarını düzeltmek için yurtdışına gittiğini, erkeğin yurtdışında çalışırken kendi harçlığını alarak kalan tüm parasını eşi ile ortak hesaplarına yatırdığını, kadının paraları izinsiz olarak harcadığını, ortak çocuk ile gereği gibi ilgilenmediğini, Murat isimli şahıs ile aldattığını, yurtdışından izne geldiği zaman ilgisiz davrandığını ve umursamaz tavırlar sergilediğini, gizli telefon görüşmeleri yaptığını, kadının eşinden habersiz sprail taktırdığını, üçüncü şahıstan gelen mesajlar üzerine aldatıldığını öğrendiğini, yapmış olduğu araştırma sonucu 3322 numara ile biten hattın kadının eski iş yerinden birlikte çalıştığı Murat isimli şahsa ait olduğunu öğrendiğini, 11.09.2018 tarihinde aldatıldığını öğrendiğini, sorduğunda kadının kaçamak cevaplar verdiğini, kadın ile Murat'ın ıssız yerlerde çekilmiş olan fotoğraflarını dava dilekçesi ekinde sunduklarını, hakaret ve aşağılayıcı hareketlerde bulunduğunu ileri sürerek davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya bırakılmasına, erkek yararına 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; 2013 yılında kadın gebe iken erkeğin Kuzey Irak'a çalışmaya gittiğini, taraflar arasındaki sorunların bu şekilde başladığını, aile birliğinin sorumluluklarını yerine getirmediğini, 10 ay Kuzey Irak'ta kaldıktan sonra döndüğünü, herhangi bir işte çalışmadığını, savurgan olduğunu, kredi kartı limitlerini doldurduğunu, evin elektrik ve su faturasının ödenmemesi nedeniyle kesildiğini, ablalarının etkisinde kaldığını, tarafların 2017 yılında Bodrum'da iş bulup çalıştıklarını, yine savurgan davranışlar sergilediğini, en son olarak davalının Kahramanmaraş'ta iş yeri kurduğunu, kadına ait kredi kartları ile inşaat malzemeleri alındığını, ancak borçları ödemediğini, çocuğu anneden kaçırdığını belirterek, asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuk yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak, kadın yararına.1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk,100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin eşi ile birlike tatile giderken ailesini de yanında götürdüğünü, eşinin hamileliği süresince yurtdışında çalışmaya giderek eşini yalnız bıraktığını, çocuğun doğumuna gelmekle birlikte birkaç gün sonra yeniden yurt dışına gittiğini, kadının ise eşinin bilgisi dahilinde olmaksızın spiral adı verilen doğum kontrol yöntemini uyguladığını, eşi Ali'nin evden ayrılmasını istediği, bunun üzerine Ali'nin evden ayrıldığını ve evlilik birliğinin yüklediği sadakat yükümlüğünü ihlal ettiğini belirterek boşanmaya sebep olan olaylarda kadının erkeğe nispeten ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile her iki davanın da kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına aylık 400,00 TL tedbir ve 600,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 450,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine, erkek lehine 25.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1. Davacı-davalı erkek vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kusur, kabul edilen karşı dava ile lehlerine hükmedilen maddî-manevî tazminatın miktarı yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı-davacı kadın vekili; hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar, tedbir nafakasının miktarı kadının tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin eşinin hamileliği süresince yurtdışında çalışmaya giderek eşini yalnız bıraktığı ve çocuğun doğumuna gelmekle birlikte birkaç gün sonra yeniden yurt dışına gittiği vakıalarının sonrasında evlilik birliğinin devam ettiiğinden bahisle erkeğe bu vakıaların kusur olarak yüklenmesinin hatalı olduğunu ancak erkeğin kadına ve babasına hakaret ettiğini ve kadını borçlandırdığını, borçların kadının babası tarafından ödendiğini belirterekbelirlenen kusur durumuna göre yine de kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun kusur yönünden kabulü ile gerekçenin düzeltilmesine, tarafların sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı-davacı kadın vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen tazminatlar, tedbir nafakasının miktarı, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin davasının kabulü, erkek yararına hükmedilen tazminatlar ve kadının reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, tedbir nafakasının miktarı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci, 176 ncı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, 370 inci ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50, 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***