Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1102 E., 2023/2335 K.

KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma

İLK DERECE MAHKEMESİ: Gölhisar Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

SAYISI : 2019/258 E., 2021/506 K.

Taraflar arasındaki boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince boşanma ve ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüyle kararın kaldırılarak kısmen yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Dosya içeriğine göre davalı erkek vekilinin temyize konu ziynet alacağı miktarı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı erkek vekilinin ziynet alacağı davası yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı erkek vekilinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların her ikisinin de ikinci evlilikleri olduğunu, davalı ve ailesinin davacının çocuk isteğine karşı çıktığını ve gerekli tedaviyi yaptırmadıklarını, davacının tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olabileceğinin anlaşılması üzerine gerekli tedavilere başlandığını, ancak davalı tarafından tedavilere devam ettirilmediğini, davalının ailesinin de tedavi olarak çocuk yapılmasına karşı çıktığını, olacaksa normal yollarla olması gerektiğini davacı yanında iken davalıya söylediklerini ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadın yararına 75.000,00 TL manevî ve 100.000,00 TL maddî tazminat ile aylık 1.500,00 TL tedbir, yargılama sonunda ise aynı miktar üzerinden yoksulluk nafakasına, belirlenecek yoksulluk nafakasının gelecek yıllarda yapılacak artış oranının belirlenmesine, 22 ayar her biri 23 gram'dan toplam 115 gram olan 5 adet 3'lü burma olarak tabir edilen bileziklerin yargılama esnasında alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenecek gerçek değeri üzerinden karar verilmek üzere şimdilik 10.000,00 TL bedelinin dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline ve yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; tarafların evliliklerinin ilk gününden itibaren uyumlu olmadığını, çevre tarafından da gözlemlenen ve sürekli tartışma halinde olan bir çift olduklarını, her tartışmanın ardından davacının, ayrılma tehdidi ile erkeğin üzerinde baskı kurmaya çalıştığını, bazen de evi terk ederek ailesinin yanına gittiğini, davalının evlilik birliğinin devam etmesi için çok yoğun çaba sarf ederek evlilik birliği ev evine karşı sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davacı tarafın çocuk sahibi olunmaz ise ayrılma tehdidi de evlilik birliğinin temellerine aykırı olduğunu, erkeğin maddi zorluk içerisinde de olsa farklı illere eşini götürerek tedavi ettirdiğini ileri sürerek tarafların boşanmalarına, erkek yararına 50.000,00 TL manevî, 50.000,00 TL maddî tazminatın kadından alınarak erkeğe verilmesi ile yargılama ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin kadına ve eşinin ailesine karşı evlilik birliğinin gerektirdiği ilgi ve saygıyı göstermediği, evlilik birliğinin son 3 yılı boyunca bayramlarda dahi eşinin ailesini ziyaret etmediği, akraba veya yakın çevreden insanların bulunduğu ortamlarda kadına hitaben 'Az ye, geldiğinde kaç kiloydun şimdi kaç kilo oldun?, şişmansın, ayı gibisin' şeklinde ve gıyabında 'Benim için Süheyla'ya bakmamış diyorlarmış, ben aldığımda 67 kiloydu, şimdi 97 kilo ile evine gitti.' şeklinde küçük düşürücü ve aşağılayıcı sözler sarf ettiği, kadın kendi ailesini ziyaret etmek istediğinde arabası olduğu halde eşini otobüs ile göndererek ilgisiz davrandığı, kadının da erkeğin ailesine karşı evlilik birliğinin gerektirdiği ilgi ve saygıyı göstermediği ve eşinin ailesiyle görüşmediği, böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 600,00 TL tedbir ve devamında yoksulluk nafakası ödenmesine, nafakaya her yıl ÜFE oranında artış uygulanmasına, kadın yararına yasal şartları oluştuğu gerekçesiyle 15.000,00 TL maddî, 15.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine, kadının ziynet alacağı davasının kabulüyle 22 ayar, her biri 23 gram 5 adet burma bilezikten oluşan ziynet eşyalarının aynen iadesine, iadesi mümkün olmadığı takdirde ziynet eşyalarının toplam bedeli olan 29.095,00 TL'nin dava tarihi olan 04.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine, erkeğin tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı kadın vekili istinaf dilekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ile lehine hükmolunan nafaka ve tazminatların miktarı yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı erkek vekili istinaf dilekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, aleyhine hükmolunan nafaka ve tazminatlar ile reddedilen tazminat talepleri ve ziynet alacağı yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğe İlk Derece Mahkemesince yüklenen kusurlu davranışların yanında erkeğin tüp bebek tedavisini yarım bıraktığı, eşinin babasının tedavi giderlerini karşılayacağını söylemesine karşın tedaviye devam etmediği, son dönemlerde birlik görevlerini ihmal ettiği, kusur belirlemesine ilişkin gerekçenin bu şekilde düzeltilmesi gerektiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusur derecelerine göre kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar ile yoksulluk nafakası miktarının az olduğu, kadının ziynet alacağına ilişkin olarak dava dilekçesi ile ilk etapta 10.000,00 TL talep etmiş olması nedeniyle 10.000,00 TL'lik miktara dava tarihinden itibaren, geri kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle kadının kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminatlar ile erkeğin ziynet alacağına ilişkin istinaf itirazlarının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönlere ilişkin hüküm fıkralarının kaldırılmasına, yeniden kısmen esas hakkında hüküm kurulması suretiyle kadın yararına 40.000,00 TL maddî, 40.000,00 TL manevî tazminat ile aylık 1.000,00 TL yoksulluk nafakası ödenmesine, nafakaya her yıl ÜFE oranında artış uygulanmasına, kadının ziynet eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde ziynet eşyalarının toplam bedeli olan 29.095,00 TL alacağın 10.000,00 TL'sine dava tarihi olan 04.11.2019 tarihinden itibaren, geriye kalan 19.095,00 TL'sine ıslah tarihi olan 14.06.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine ziynet alacağı davası yönünden kesin olmak üzere karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğe kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, çocuk sahibi olabilmek için elinden geleni yaptığını, sadece bu yönde harcamalar yapmasının olağan akışa aykırı olduğunu, kadının da çocuk sahibi olamayacağını kabul etmesine rağmen erkeğe bu kusurun yüklenemeyeceğini, tedavi sürecinde tüm masrafın erkek tarafından karşılandığı, kadının erkeğin ailesi ile görüşmekten kaçındığını, kadının evlilik birliği içerisinde sürekli kavga çıkardığını, memnuniyetsiz tavırlar sergilediğini, evi terk ettiğini, kadının boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğunu, kadın yararına nafaka ve tazminat ödenmesine ilişkin koşulların oluşmadığı, miktarların fahiş olduğu, kadının evden ayrılırken ziynet eşyaları ile birlikte tüm eşyalarını yanında götürdüğünü ileri sürerek kararın kusur belirlemesi, aleyhine hükmedilen nafaka ve tazminatlar, kendi tazminat taleplerinin reddi ve ziynet alacağı davası yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında kusur belirlemesinin doğru yapılıp yapılmadığı, tarafların kusur durumları ile sosyal ve ekonomik hallerine göre tazminat ve nafakaların fahiş olup olmadığı ile ziynet alacağına ilişkin temyiz itirazlarının incelenip incelenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 226 ncı maddesi. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı erkek vekilinin ziynet alacağı davası yönünden temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***