"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/788 E., 2023/1850 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 9. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/648 E., 2021/196 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; uzun yıllar erkeğin annesi ile birlikte yaşamak zorunda bırakıldığını, erkeğin aşırı şüpheci, agresif, baskın ve kibirli bir karakteri olduğunu, müvekkilinin ortak konut ve çocukla ilgili her kararına müdahale ettiğini, müvekkilinin özgüvenini zedelediğini, aşırı şüpheci tavırları nedeniyle müvekkilinin sosyal çevresinden uzaklaştığını, ortak çocuğa sıklıkla bağırdığını, onu azarladığını, davalı huzur bozan saygısız tutumundan vazgeçmediğini, davalının agresif tavırları nedeniyle müvekkil ailesiyle birçok kez ortak konutun dışında görüşmek zorunda kaldığını, müvekkilin babası ve eşi, davalının kaba ve düşmanca davranışları nedeniyle ziyaretlerini apar topar sonlandırdıklarını, çocuğun anneannesini gördüğünde "...ya babam kızarsa..." diye tedirgin olduğunu, müvekkilinin her zaman bakımlı olduğunu ancak davalının son yıllarda kıskançlığının iyice arttığını ve müvekkilini eleştirmeye, engellemeye başladığını, müvekkilinin kazancını her zaman ortak konuta ve ortak çocuğa harcadığını, gereken maddî desteği sağladığını, son 2 yıldır davalının kıskançlığının arttığını, müvekkiline iftiralar attığını, olmayan şeyleri olmuş gibi algıladığını, müvekkilinin davalının evlenmeden önce psikolojik tedavi gördüğünü sonradan öğrendiğini, 01.11.2019 tarihinde ortak çocuk uyurken derkeğin müvekkilini yataktan kaldırarak tartakladığını, tokat attığını, tehdit ettiğini, bıçağını göstererek "...dua et kafanı kesip annene göndermiyorum, şerefsiz kadın..." dediğini ve evden kovduğunu, bu sırada müvekkiline bankalardaki tüm maddi birikimlerine de el koyacağını söylediğini, müvekkilinin bu olaydan sonra darp raporu aldığını ve şikayetçi olduğunu, bu tarihten beri ortak eve gidemediğini ve ortak çocuğu göremediğini, şahsi eşyalarını dahi alamadığını, ortak çocuğun yaşı menfaatleri gözözüne alındığında çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesi gerektiğini, müvekkili evden atıldığı için yeni bir hayat kurması gerektiğini, ortak çocuğun özel okulda okuduğunu ve çeşitli kurslara gittiğini, müvekkilinin üzerine düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirdiğini ileri sürerek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocuğun dava boyunca tedbiren ve dava sonunda kesin olarak velâyetinin müvekkiline verilmesini, ortak çocuk yararına aylık 3.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına ve nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasını, kadın yararına dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesni talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı erkek vekili karşı dava dilekçesinde özetle; davacının iddialarının doğruyu yansıtmadığını, evliliğin davacı tarafın müvekkilin aynı hastanede çalıştığı bir doktor ile aldatması nedeniyle sona erdiğini, müvekkilinin annesinin taraflarla birlikte yaşadığının doğru olduğunu ancak kadının bu durumu kabul ettiğini, kadının annesinin müvekkilini hiçbir zaman istemediğini, kadına müvekkilinden boşanmasını söylediğini, kadının annesi ve sevgilisiyle olan 92 sayfalık yazışmalarında şiddet iddialarından bahsetmediğini, aksine müvekkilini paronayak olmakla suçlayarak aldatma iddalarını savuşturduğunu beyan ettiği, kadının evliliğin başından beri eviyle ve çocukla yeterince ilgilenmediğini, müvekkilinin baskıcı ve kontrolcü biri olmadığını, müvekkilinin hiçbir zaman yatarak psikolojik tedavi görmediğini, ilk eşinden boşandığında yaşadığı travma sonucu psikolojik destek aldığını, davacının sevgilisi R. S. Ye. 'nin kendisini müvekkilinin eski doktorunun asistanı olarak tanıtarak müvekkiliyle yazıştığını, müvekkiline psikolojik sorunları olduğunu ve tedavi olması gerektiğini söylediğini, kadının maddi gelirini kendi şahsi ihtiyaçları için kullandığını, 01.11.2019 tarihinde taraflar arasında bir tartışma yaşandığını, bu tartışmanın davacının sevgilisiyle yaptığı whatsapp mesajlarının ortaya çıkması nedeniyle olduğunu, o gece kadının telefonunu salonda unutarak uyuyakaldığını, telefonuna sevgilisinden mesaj geldiğini, müvekkilinden boşanması ile ilgili uzun bir mesaj olduğunu, sonunda da "...Allah rahatlık versin meleğim..." yazdığını, müvekkilinin bu mesajı tesadüfen gördüğünü ve diğer mesajları da bu mesajı gördükten sonra okuduğunu, müvekkilinin telefon ekranından bu mesajların fotoğrafını çektiğini, kadının telefonunu almak için geldiğinde telefonu müvekkilinin elinde gördüğünü ve almak için müvekkilinin üzerine atladığını, bu sırada yaşanan arbedede iki tarafın da zarar gördüğünü, aldatma olayı ortaya çıkınca kadının apar topar evi terkettiğini, hiç yapmadığı kadar makyaj yapmaya, bakımlı olmaya başladığını, müvekkilinin ise bu durumdan rahatsız olmadığını, davacının işten geç gelmeye başladığını, eğitimi katılacağını söyleyerek haftasonları şehir dışına çıkmaya başladığını, evde daha az bulunmaya başladığını, kasıtlı olarak eşinden uzak durduğunu, cinsel ilişkiye girmediğini, müvekkilinin annesi beyin kanaması geçirip hastaneye yattığında kadının sadece bir kez hastaneye ziyarete geldiğini, bu süreçte kadının işe geç ve düzensiz gitmeleri nedeniyle görevine son verildiğini ve başka bir hastaneye geçici görevlendirmeyle gittiğini, davacının telefonuna daha önce de R. S. Y. isimli şahıstan aşk içerikli mesajlar geldiğini, kadının ise bu şahsın arkadaşlıklarını yanlış anlaması sebebiyle bu şekilde mesajlar attığını, bir daha kendisiyle görüşmeyeceğini söyleyerek müvekkilini ikna ettiği ancak son yaşanan olayda müvekkilinin gördüğü mesajlarda kadın ve sevgilisinin aktif bir cinsel hayatlarının olduğu, birlikte hayat kurup çocuk yapmayı planladıkları, kadının annesinin de bu durumu bilip şahsa oğlum diye hitap ettiğinin anlaşıldığını ileri sürerek asıl davanın reddine karar verilmesini, karşı davalarının kabulü ile zina ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarla evliliğin devamını müvekkilinden beklenemeyecek derecede zorlaşması nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini, ortak çocuğun geçici ve dava sonunda kesin velâyetinin müvekkiline verilmesini, ortak çocuk yararına aylık 3.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, nafakanın her yıl ÜFE oranında artırılmasını, erkek yararına dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 100.000,00 TL maddî, 500.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların erkeğin annesiyle birlikte yaşadıkları, erkeğin beraberliklerinde kontrollü, dominant karakteriyle kadın üzerinde baskıcı hareketlerinin olduğu, kadın çocuğuyla akrabalarına gittiğinde dahi sürekli telefon açtığı, yaptığı yemeklere müdahale ettiği, son zamanlarda taraflar arasındaki huzursuzlukların arttığı, yaz ayında tatil için Çeşme'ye gittiklerinde kadının telefonuna Soner isimli kişiden mesaj geldiğini görünce taraflar arasındaki tartışma ve huzursuzlukların arttığı, kadının yanlış bir mesaj olduğunu söylediği ancak son olarak erkeğin, kadının telefonunda aynı kişiden gelen cinsel içerikli mesajları görmesiyle tarafları arasında çıkan tartışmada erkeğin kadını darp ettiği ve kadının aynı gün kendi ailesinin yanına döndüğü, darp raporunun dosya arasında olduğu, dinlenen tanıkların da kadının eve geldiğinde perişan vaziyette ve vücudunda darp izleri olduğu halde gördükleri, bu olay nedeniyle İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/726 Esas, 2020/273 Karar sayılı ilamıyla da kadının başka bir erkekle uygunsuz mesajlaşmaları üzerine eşe karşı yaralama eylemini tahrik altında işlediğinden dolayı ceza verildiğine ilişin kararın dosya arasında olduğu, telefon kayıtları, mesaj dökümlerinin dosya arasında olduğu, kadının Mahkeme psikoloğuna verdiği ifadede "...evlilik hayatındaki cinsel uzaklığın bu hataya sürüklediğini, hastanede Soner isimli kişiyle tanışıp duygusal yakınlıklarının başladığını..." kabul ettiği, yine tanık olarak dinlenen Hatice Kirveli'ye de ilişkisi olduğuna ilişkin beyanda bulunduğu, inkar edilmeyen mesaj içerikleriyle de cinsel ilişkinin güçlü karineyle yaşandığının anlaşıldığı, kadının zinasının da ispatlandığı, evlilik birliğinin devamının taraflardan beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmasında erkeğin az kusurlu olduğunun da kabulü gerektiği gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların zina ve evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebeplerine dayalı olarak boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, anne ile ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına aylık 2.000,00 TL iştirak nafakasına, erkek yararına yasal faiziyle birlikte 70.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata, kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; hatalı gerekçe ve eksik inceleme ile velâyetin babaya verildiğini, zina nedeniyle açtığı karşı davada tek dayanaklarının dijital olarak tahrif edilerek uygunsuz hale dönüştürülen mesajlar ve yazışmalar olduğunu, hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinin darp edilerek ve telefonun şifresi kırılmak suretiyle elde edildiğini, hükme esas teşkil edemeyeceğini, evliliğin bu hale gelmesindeerkeğin ağır kusurlu olduğunun kanıtlandığını ileri sürerek hükmü kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, ortak çocuğun velâyeti, reddedilen maddî - manevî tazminat talepleri ile aleyhine hükmedilen maddî ve manevî tazminatlar yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı-karşı davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğe yüklenen kusurları kabul etmediklerini, kadının tam ve tek kusurlu olduğunu, erkek için hükmedilen tazminatların yetersiz olduğunu, ortak çocuk için tedbir nafakasına hükmedilmemesinin doğru olmadığını, iştirak nafaka miktarının az olduğunu ileri sürerek kusur belirlemesi, kadının davasının kabulü, tazminatların miktarı, iştirak nafakasının miktarı ile tedbir nafakasına hükmedilmemesi yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen davacı tanıklarının olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu olmadığı, bu nedenlerle taraf tanıklarının dinlenmesinde ve beyanlarının hükme esas alınmasında yanlışlık bulunmadığı, dinlenen taraf tanıkların yeminli beyanları ve dosya kapsamı ile hüküm gerekçesinde belirtilen tarafların kusurları ispatlandığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince yapılan kusur tespiti maddî gerçeğe uygun ve yerinde olduğu, her davanın koşullarının oluştuğu, davanın ve karşı davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, tarafların kusur dereceleri, ekonomik ve sosyal durumları, erkeğin mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelenmesi, en azından eşinin desteğinden mahrum kalacak olması, boşanmaya neden olan olaylar özellikle zina nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğraması nedeniyle erkek lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinde ve ağır kusurlu olan kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde bir yanlışlık bulunmamakta ise de erkek lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarı az olduğu, her iki tarafın da velâyet talebinin bulunduğu, dosyada farklı zamanlarda alınmış uzman raporu bulunduğu, iki rapor arasında görüş farklılığı bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince uzmanlardan her iki ebeveyn ve çocuklarla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocukların gerektiğinde sağlıklı gelişimi için velâyeti üstlenmeye engel bir durumun bulunup bulunmadığının araştırılması, idrak çağında bulunan çocuğun da bizzat dinlenerek, görüşü alınıp ve diğer deliller de göz önüne alınmak suretiyle ebeveynlerinden hangisi yanında kalmasının çocukların menfaatine olacağı tespit edilerek velâyet konusunda bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar yerine getirilmeden belirtilen şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, yine ortak çocuk için tedbir ve iştirak nafakasının da velâyet ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle kadının velâyete, erkeğin ortak çocuk yararına tedbir nafakasına hükmedilmemesine, iştirak nafakasının ise miktarına yönelik istinaf taleplerinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının bu hususlara ilişkin kısmının kaldırılmasına, belirtilen şekilde yeniden yargılama yapılarak sonucuna göre velâyet ile tedbir ve iştirak nafakası hususunda yeniden karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği gerekçesi ile kadın vekilinin velâyete ve buna bağlı olarak çocuk yararına tedbir ve iştirak nafakasına ilişkin istinaf talebinin kabulüne, erkek vekilinin maddî ve manevî tazminatın miktarlarına yönelik istinaf talebinin kabulüne, velâyet, kişisel ilişki, çocuk yararına tedbir ve iştirak nafakası yönünden davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine kesin olarak, İlk Derece Mahkemesinin erkek yararına hükmedilen tazminatlara yönelik ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle erkek yararına yasal faiziyle birlikte 100.000,00 TL maddî, 80.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiş, taraf vekillerinin diğer istinaf taleplerinin ise ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini kısmen tekrarla kusur belirlemesi, erkeğin kabul edilen davası, tazminat taleplerinin reddi ve erkek yararına hükmedilen tazminatlar yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı-karşı davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini kısmen tekrarla kusur belirlemesi, kadının kabul edilen davası, manevî tazminat miktarı yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, açılan karşılıklı boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, tarafların davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmesinin isabetli olup olmadığı, taraflar yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, erkek yararına hükmedilen manevî tazminat miktarının hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 189 uncu maddesi, 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.