"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/550 E., 2024/673 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen karşılıklı olarak açılan boşanma davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının tazminatların miktarının az olduğu gerekçesiyle bozulmasına ve bozma kapsamı dışında kalan temyize konu yönlerden onanmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına ve kadın yararına kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.
Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.
Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; tarafların, erkeğin ailesi ile birlikte kaldıklarını, erkeğin kadına, sözel, fiziksel ve ekonomik şiddet uyguladığını, süregelen şeklide başka kadınlarla sadakatsiz olduğunu, aşırı şekilde alkol kullandığını, sürekli tefecilere borçlanarak aileyi zor durumda bıraktığını, son olayda müvekkiline ağır şekilde fiziksel şiddet uyguladığını, boğazını sıkarak öldürmeye teşebbüs ettiğini, tehdit ettiğini, bu nedenle müvekkilinin ailesine sığınmak zorunda kaldığını iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin annelerine verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakalarına, 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata, ziynet ve çeyiz eşyalarının aynen iadesine, mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; iddiaların asılsız olduğunu savunarak asıl davanın reddini istemiş, kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini, eşine karşı ilgisiz ve sevgisiz davrandığını, şiddet olayının karşılıklı olduğunu, sürekli boşanacağım dediğini, evi terk ettiğini, çocuklara şiddet uyguladığını, erkeğin hastalığı ile ilgilenmediğini, beddua ettiğini, cinsel ilişkiden kaçındığını iddia ederek karşı davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin babalarına verilmesine, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 250,00 TL tedbir ve iştirak nafakalarına, erkek yararına, 10.000,00 TL maddî, 5.000,00 TL manevî tazminata, ziynet ve çeyiz alacağı davalarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacı erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığı, bu hususun Ünye Devlet Hastanesinin 23.10.2019 tarihli raporu ile ve tanık beyanları ile sabit olduğu, davalı-karşı davacı erkeğin sürekli borçlanarak ekonomik şiddet ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğu, aşırı alkol kullanarak eşine sosyal şiddette bulunduğu, kadını kendi ailesiyle birlikte yaşamaya mecbur bıraktığı, bağımsız bir konut açmadığı, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, evliliğin temelinden sarsılmasında erkeğin tam kusurlu olduğu, tanık beyanlarında kadının birlik görevlerini yerine getirmediği ancak erkeğin engelli kardeşine baktığı şeklinde beyanda bulunduğu bu haliyle tanıkların aynı doğrultuda beyanda bulunmadıkları dolayısıyla iddia edilen bu vakıanın şüpheye mahal vermeyecek şekilde ispat edilemediği, davalı-karşı davacı erkeğe yönelik olarak iddia edilen şiddet eğilimi açısından yapılan değerlendirmede ise erkek tanıklarından Hayriye ve Hatice vermiş oldukları beyanlarında çelişkilerin bulunduğu, Hayriye kadının erkeğe önce bir tokat attığını, tanık Hatice ise boğazına sarılarak sen adam mısın şeklinde söylemi olduğunu beyan ettiği, beyanların örtüşmediği; ayrıca kadının tanığı ... tarafların komşusu olduğu "tarafların sürekli tartışmalarını duyardım, genellikle davalının bağırdığını duyardım, davacının sesini duymazdım, zaten davacının ağızı var dili yoktur, ancak davalı davacıya karşı hakaret ve sinkaflı kelimeler kullanırdı, ben hep duyardım" şeklinde beyanda bulunduğu, kadının erkeğe yönelik şiddet eylemini gerçekleştiğine yönelik yeterince kanaat edilemediği, çocuklara şiddet uygulanmasına ilişkin iddianın da ispat edilemediği, bu nedenle kadına atfı kabil bir kusur ispat edilemediği, dosya kapsamında bulunan sosyal inceleme raporları ile idrak gücüne sahip çocukların tercihleri gözetilerek çocukların velâyetlerinin babalarına verilmesi gerektiği, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylara tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, boşanma davası açılınca hakimin davanın devamı süresince, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alması gerektiği, boşanmakla yoksulluğa düşen kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakası koşulları oluştuğu, gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi gereğince boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin babalarına verilmesine, anneleri ile kişisel ilişki kurulmasına, tarafların çocuklar yararına tedbir ve iştirak nafakası taleplerinin ayrı ayrı reddine, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir, aylık 600,00 TL yoksulluk nafakasına, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren yasal faizleriyle birlikte 12.000,00 TL maddî, 12.000,00 TL manevî tazminata, karşı davanın reddine, erkeğin tazminat taleplerinin reddine, ziynet alacağı davasının kısmen kabulüne, eşya alacağı davasında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-karşı davalı kadın vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; nafakalar ve tazminatların miktarları, tazminatların faiz başlangıç tarihi, ziynet alacağının reddedilen kısmı yönlerinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı-karşı davacı erkek vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; asıl davanın kabulü ve ferileri, karşı davanın reddi, ziynet alacağı davası yönlerinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin ziynet alacağına ilişkin nispi harcı süresinde yatırmadığından erkeğin ziynet alacağına ilişkin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması gerektiği, kadının reddine karar verilen ziynet alacağına ilişkin kararın miktar itibariyle kesin olduğundan usulden reddi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kadına kusur yüklenmemiş ise de kadının da eşine ve çocuklara şiddet uyguladığı, ev işleriyle ve çocuklarıyla ilgilenmediği, bu kusurlu davranışların kadına yüklenmesi gerektiği, bu durumda boşanmanın meydana gelmesindeki olaylarda "eşine karşı fiziksel şiddet uyguladığı, sürekli borçlanarak ekonomik şiddet ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olduğu, aşırı alkol kullanarak eşine sosyal şiddette bulunduğu, kadını kendi ailesiyle birlikte yaşamaya mecbur bıraktığı müstakil bir konut açmadığı, başka bir kadın ile görüştüğü, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı" anlaşılan erkeğin ağır, "eşine ve çocuklara şiddet uyguladığı, ev işleriyle ve çocuklarıyla ilgilenmediği" anlaşılan kadının az kusurlu olduğu, gerçekleşen kusur durumu nazara alınarak karşı davanın da kabulü gerektiği, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat miktarlarının tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı ile nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre az olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının özellikle kendisi yoksul olanın nafaka ödemekle yükümlü tutulamayacağı bu nedenle kadın aleyhine ortak çocuklar lehine iştirak nafakası takdir edilmemesinde ve boşanmanın eki niteliğindeki maddî ve manevî tazminatın boşanma hükmünün kesinleşmesi ile muaccel olacağı bu nedenle hükmedilen maddî ve manevî tazminatlara boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren faiz uygulanmasında herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla diğer yönlerden usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile erkeğin ziynet alacağına yönelik istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, kadının ziynet alacağına yönelik istinaf başvurusunun miktar yönünden usulden reddine, tarafların boşanma davalarına ilişkin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle, asıl ve karşı davanın ayrı ayrı kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi gereğince boşanmalarına, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir, aylık 800,00 TL yoksulluk nafakasına, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren yasal faizleriyle birlikte 30.000,00 TL maddî, 30.000,00 TL manevî tazminata, diğer istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı- davalı kadın vekili karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatların miktarı, faiz başlangıç tarihi yönünden temyiz isteminde bulunmuştur
2. Dairenin 16.01.2024 tarihli 2023/2938 Esas, 2024/237 Karar sayılı kararı ile; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminatın miktarının az olduğu gerekçesiyle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin onanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma kararına uyulmasına karar verilerek kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına ve kadın yararına kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı- karşı davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadın davasının tümü ile reddine karşı davalarının tümü ile kabulü yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bozma sonrası yapılan temyiz itirazlarından kesinleşen kısımlar yönünden değerlendirme yapılıp yapılmayacağı ve kadın lehine hükmedilen tazminatların hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 174 üncü maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı- karşı davacı erkek vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı- karşı davacı erkek vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının davalı- karşı davacı ...'e yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.