Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işverene ait işyerindeki çalışmalarının gerçek ücret üzerinden tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, yazılı delil ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.

Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 77. maddesinde prime esas gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 20.09.2004- 23.01.2011 tarihleri arasında davalı işyerinden hizmetinin bildirildiği, 2004- 2008 yılları arasında asgari ücretin bir miktar üzerinde olacak şekilde, 2009/2. aydan itibaren ise asgari ücretin yaklaşık iki katı olacak şekilde ücretinin bildirildiği,davacının 2004/9. ayından itibaren banka kayıtlarının ibraz edildiği, 2010 yılına ait ücret bordrolarının imzalı olup diğerlerinin imzasız olduğu, 06.08.2009 tarihli ilgili makama hitaben davalı işverenlikçe düzenlenen yazıda davacının Temmuz ayında 3.250 TL maaş aldığının bildirildiği, 17 adet e-posta çıktısında davacı ve diğer personele toplu halde o aya ait maaşlarını personel bölümünden alabilecekleri, banka kısımları ve agilerin banka hesabına geçtiği yönünde e-posta gönderildiği, davacıya 26.01.2011 tarihinde tazminat ödemesi olarak 13.874,56 TL ödeme yapıldığı, davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği, bilirkişi raporu alındığı anlaşılmıştır.

Somut olayda, emsal ücret araştırması yapılmadan, e-postalarda adı geçen davalı işveren çalışanı dinlenmeden ve daha titiz bir şekilde tanık araştırılarak dinlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.

Yapılacak iş; mail yazışmalarında ve banka dekontlarında adı geçenlerin işe giriş bildirgelerini, hizmet cetvellerini getirtmek, davalı işyeri çalışanı olup olmadıklarını araştırmak, dosyaya sunulan yazılı belgeler konusunda beyanlarını almak, ilgili oda ve davalı işyeri ile aynı işi yapan işyerlerini tespit ederek, bu yerlerden ihtilaflı dönemde davacı ile aynı işi yapan bir kişinin alacağı ücreti sormak, sonrasında talebi de göz önünde tutarak tüm delilleri bir arada değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine

01.11.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

(M)

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı, 20.09.2004-23.01.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde makine mühendisi olarak çalıştığını, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden ödenmediğini belirterek gerçek ücretinin tespitini talep etmiştir. Davalı taraf ise davacının almış olduğu ücreti ile bildirilen ücretinin uyumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Yerel mahkemece toplanan deliller neticesinde 1086 sayılı HUMK'nun 288, 289. ve 292. maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nun 200 ve 202. maddelerinde belirtilen yazılı sınırları aşan ücret alma iddiasının yazılı delille kanıtlanmasının zorunlu olduğu ve davacı tarafça dosyaya yeterli yazılı delil sunulmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafın temyizi üzerine katılmadığımız dairemiz çoğunluk görüşünce emsal ücret araştırması yapılmadan, e-postalar da adı geçen davalı işveren çalışanları dinlenmeden ve gerekli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından bahisle yerel mahkeme hükmü bozulmuş ise de tüm dosya kapsamı, toplanan deliler, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması, davalı işverence sunulan ödemelere ilişkin kayıtlar üzerinde bilirkişice yapılan inceleme neticesinde intikal ettirilen ücret bordrolarının net tutarlarının bankaya gönderilen havaleler ile uyumlu olduğunun tespit edilmesi ve bir kısım ücret bordrolarının davacı tarafınca imzalanmış olması karşısında davanın reddine dair yerel mahkeme kararının usul ve esasa uygun olması nedeniyle onanması gerektiğinden çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım. 01/11/2016

***