"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde 01.11.2006- 01.08.2010 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiştir.
Bu davada çözümlenmesi gereken hukuki sorun, hangi durumda gerçek bir çıraklık ilişkisinden söz edileceği noktasında toplanmaktadır. Çıraklık Kanunu'na göre kurulan çıraklık okullarında okuyanlar çırak sayılır. Taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini belirlemede, bir başka ifade ile davacının dava konusu dönemde çırak olup olmadığına karar verirken çıraklık sözleşmesi hükümlerine göre değil, çalışma ilişkisine bakarak bir sonuca varmalıdır. Gerçekten Çıraklık Sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma değil, bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Çırak işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyor ise bu durumda, çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Zira burada gerçekleşen; işçinin emeğiyle işyeri ve işverene katkıda bulunmasıdır ki bu da ancak bir hizmet ilişkisi ile söz konusu olur. Kişi Kurumca çırak olarak bildirilmiş ise, çırak olmadığını ispat külfeti kişiye düşer. Taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği tespit edilirken, daha doğrusu davacının davalı işyerinde çırak olarak çalışmakta iken 19 yaşından gün almaya başladığı tarihten itibaren çalışmasına çırak olarak mı yoksa diğer kadrolu işçiler gibi üretime yönelik mi çalıştığı sorusuna cevap bulabilmek için “çalışma ilişkisine ve biçimine” bakmak gerekmektedir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunlara destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Öte yandan 506 sayılı Yasanın 60/G maddesinde 18 yaşından önce malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlayacağı, bu tarihten önceki süreler için ödenen malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinin prim ödeme gün sayısı hesabına ekleneceği bildirilmiştir. Aynı Yasa'nın Geçici 54. maddesi "01.04.1981 tarihinden önce malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescil edilmiş olanlar hakkında 506 sayılı Yasanın 60/G maddesi hükmü uygulanmaz" hükmünü amirdir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 25.03.1991 doğumlu olduğu, işe giriş bildirgesinin 01.08.2001 tarihli olup faaliyet konusu aliminyum demir doğrama olan davalı işverenlikçe düzenlendiği, işe giriş bildirgesinde görevinin kaynakçılık olduğunun belirtili olduğu, davacının ihtilaflı dönemde 01.10.2007- 20.09.2009 tarihleri arasında 652962 sicil numaralı ... Merkezi Müdürlüğü tarafından davalı kuruma bildirimlerinin yapıldığı, 01.08.2010 tarihinde davalı işverenlikte çalışmaya başladığı, davalı işyerine ait dönem bordrolarının gönderildiği, davacının 02.10.2007- 20.09.2009 tarihleri arasında ... Merkezi' nde öğrenci olduğunun belirtildiği, davacının ise duruşmadaki beyanında okulunu bir yıl uzattığı için 2010 yılında mezun olduğunu belirttiği, davacı ve davacının babasının davalı işverenlik ile 21.09.2007 tarihli çıraklık sözleşmesi imzaladığı, davacının aynı mahkemenin 2013/857 E. sayılı dosyasında tanık olarak alınan beyanında davalı işyerinde 2006 yılında işe başladığı ve çıraklık yaptığını beyan ettiği, davacı tanıklarının bir kısmının bordro tanığı olup davacının çalışmasını doğruladıkları anlaşılmaktadır.
Gerçekten işyeri belgelerinde davacının çırak olduğunun belirtili olması, ilk işe girişinde 18 yaşından küçük olması, başka mahkemedeki beyanında işyerinde çırak olarak çalıştığını beyan etmesi ve yine meslek lisesinden kendi beyanına göre 2010 yılında mezun olması, 01.08.2010 tarihinde sigortasının yatırılmaya başlanması itibariyle davacının tespitini talep ettiği sürede çırak olduğu anlaşılmakla istemin kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davacının talep tarihlerinde çırak olması nedeniyle davasının reddine karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılardan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne iadesine, 04.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.