Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/09/1985 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.09.1985 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa'ya tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, hükümde yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içindeki kayıt ve belgelerden, davacının vergi kaydına istianeden: 01.09.1985-31.12.1986, 07.06.2000-09.05.2013, 21.05.2013-05.05.2014, 01.06.2014-20.11.2014 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı kabul edildiği, davacının 1993/5,8,11 ve 1997/6. aylarında prim ödemesi yaptığı, 15.05.2013-20.05.2013,06.05.2014-20.11.2014 tarihleri arasında 4/a kapsamında sigortalı olduğu, davacının 31.8.2005 tarihli talebi doğrultusunda Kurumca yaptığı fazla ödemelere 1.5.1993 tarihinden 30.4.1995 tarihine kadar hizmet verildiği, davacının 01.09.1985-31.12.1986, 07.06.2000-12.02.2001, 07.05.2009-devam şeklinde vergi kaydının bulunduğu, 24.07.2000-30.04.2012 tarihleri arsında oda kaydının, 17.04.2012-devam şeklinde esnaf sicil kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacının vergi, oda ve sicil kaydının bulunmadığı 31.12.1986-07.06.2000 tarihleri arasındaki dönemde sigortalı sayılması mümkün değildir. Ancak davacı dava dilekçesinde davalı Kurumca tescil edildiğini primlerini ödediğini fakat Kurumca sigortalılığının iptal edildiğini ileri sürmektedir.

Gerçekten önceden Bağ-Kur’a tescilin bulunduğu durumlarda, Kurumca hiçbir araştırma yapılmaksızın sigortalı sayılarak icra yolu ile veya prim affı yapılandırmalarından yararlanarak prim borçlarının tahsil edilmesi durumlarında, davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyi niyetten uzaktır.

.../...

Yargıtay H.G.K.’nun 01.10.1997 gün, 1997/10-578 E., 1997/758 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; davacının, Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primi alınan süreler bakımından zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekir.

Öte yandan Dairemizin istikrar gösteren içtihatlarına göre davacının zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı ve tescilinin bulunmadığı dönem için kendiliğinden geriye yönelik prim yatırması yararına kazanılmış hak oluşturmaz. Ancak, prim ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilebilir. Y.H.G.K’nun 20.11.2002 gün ve 21/892-990 sayılı kararları da bu yöndedir.

Yapılacak iş; davacının 5458 sayılı Yasa uyarınca yaptığı prim ödemelerinin, davalı Kurum tarafından kabul edilen sigortalılık süresi dışında, sigortalı kabul edilmeyen dönemleri karşılayan prim ödemesi var ise ödeme tarihinden itibaren ileriye doğru karşıladığı süre kadar isteğe bağlı sigortalı olarak kabul ederek çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şeklide karar verilmiş olmasu usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davacı tarafın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

MG

***