Logo

21. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

Davacı davalı apartman işyerinde 15/04/2004 ile 15/08/2011 tarihleri arası kapıcı ve kaloriferci olarak aralıksız olarak geçen çalışmalarının tespitini talep etmiştir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Bu tür hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Yasal dayanağı 506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesi ile 5510 sayılı Yasa'nın 86. maddesi olan bu tür davalarda; öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin, işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin o dönemde gerçekten var olup olmadığı, Kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı, eksiksiz bir şekilde belirlenmeli, daha sonra çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli ve dinlenilen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde çalışan işyerinde kayıtlı bordro tanıkları ya da komşu ve yakın iş yerlerinde çalışan kayıtlı tanıklar olması sağlanarak çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.09.1999 gün 1999/21-510-527, 30.06.1999 gün 1999/21-549-555, 05.02.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 03.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578 ve 01.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden;davacı adına davalı 1008919 sicil numaralı apartman işyerinden 23.02.2012 tarihli denetmen raporuna istinaden 14.10.2010 tarihinde 1 günlük çalışma tespit edildiği, davacının davalı işyerinden Kuruma bildirilen başka hizmetinin bulunmadığı, 18/10/2010-16/11/2010 tarihleri arasında davadışı 1007332 sicil numaralı işyerinden, 29/03/2011-18/05/2011 tarihleri arasında yine dava dışı 007439 sicil nolu işyerinde hizmet bildirimi bulunduğu, davacının davalı işyerinin Abide mah.1042 sok.B3.Blok no:33 iç kapı Z_1 Merkez-Ağrı adresine, tescilinin 06/03/2007 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

Somut olayda, Davacı ve davalı tanıklarının beyanları arasında çelişki olup, hüküm kurmaya elverişli olmadıkları gibi, davacının çalışma olgusunun yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmediği anlaşılmaktadır.

Yapılacak iş davacının davalı işyerinde tescil edilen adrese ilişkin elektrik su aboneliklerini istemek, davalı apartman işyeri hangi tarihte iskan alındığı, ne zamandan itibaren davalı sitede ikamet edildiğini araştırıp tespit etmek, davalı site adına tesis edilen elektrik ve su aboneliklerinin başlangıç tarihlerini belirlemek, kapıcılık hizmetini nasıl ve kimin tarafından yerine getirildiğini tespit etmek, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen bahçıvan, güvenlik görevlisi, kapıcı gibi kayıtlı komşu işyeri çalışanları ile komşu apartman sakinleri ve yöneticileri; bakkal, market gibi işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerini net bir şekilde belirleyerek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***