"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 7.4.1986-31.12.1991 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 07.04.1986 – 31.12.1991 tarihleri arasında davalı işverenlere ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı Şti. adına tescilli sicil numaralı işyerinin 15.05.1982 – 31.12.1991 tarihleri arasında 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu, davalı şirketin yetkilisi olan adına tescilli sicil numaralı işyerinin de 15.01.1987 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamına alındığı, Şti. adına tescilli sicil numaralı işyerinden 07.04.1986 tarihinde davacı adına işe giriş bildirgesinin verildiği ve buna bağlı olarak bu işyerinden 07.04.1986 – 31.12.1986 tarihleri arasında kısmi, 01/1987 – 31.08.1990 tarihleri arasında da adına tescilli sicil numaralı işyerinden kısmi çalışmaların bildirildiği görülmüştür.
Somut olayda; ihtilaflı dönemde davacının çalışmalarının bir kısmı adına tescilli sicil numaralı işyerinde geçmesine rağmen, bu kişinin usulüne uygun şekilde taraf haline getirilmediği, dönem bordroları getirtilerek resen tanık seçilmediği, sadece davacı tanıklarının beyanları ile hüküm kurulduğu, ihtilaflı dönemde davacının çalışmaları birden fazla işyerinde bildirilmesine rağmen, hüküm altına alınan çalışmaların hangi işyerinde geçtiğinin açıkça belirtilmediği, bu hususun da infazda tereddüde yer açacağı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, ihtilaflı dönemde davacının çalışmalarının bir kısmının adına tescilli sicil numaralı işyerinde geçmesi karşısında, ’i davaya dahil etmesi için davacıya önel vererek taraf teşkilini sağlamak, usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra; tarafların gösterdiği delilleri toplamak, ondan sonra ve sicil numaralı davalı işyerlerinin ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem bordrolarını getirtmek ve bu bordrolarda ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, ..., zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra, davalı işverenlere ait birden fazla işyeri olması karşısında hükmün bu işyerlerinden hangisi ya da hangilerinde geçtiğini infazı kabil olacak şekilde belirterek bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ... 'ne iadesine
03.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.