"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, almakta olduğu emekli aylığını kesen Kurum işleminin iptaliyle uğradığı manevi zarar nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre Davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, mahkeme kararı sonucu hak kazandığı birikmiş aylık miktarının eksik ödendiği gerekçesiyle eksik miktarın ve yaşlılık aylığının geç ödenmesinden dolayı yasal faiz alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile, nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere olarak tanımlan faiz kavramı kapsamındaki temerrüt faizi de; muhtemel zararların giderilmesi amacıyla doğrudan doğruya yasa koyucu tarafından öngörülmüş bir karşılık olup, talep edilebilmesi için gerçekten bir zarar görülmüş olması gerekli değildir. Bu konuda borçluya bir ispat hakkı tanınmadığı gibi; borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olması da şart değildir. Borçlunun para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olarak, alacaklının aksi iddia olunmayan farazi zararının asgari oranda giderilmesine yönelik, para borcunun fer'isi niteliğindeki (BK. Md.113/2 ve 131) faizin, asıl alacakla birlikte sona ermemesi için saklı tutulması, ya da, halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması da yasal bir gerekliliktir.
Dosyadaki kayıt belgelerin incelenmesinde; Mahkemesinin sayılı kararıyla davanın kabulüyle davacının yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptali ile davacının Kuruma borçlu olmadığının tesbitine karar verildiği, anılan Karar, Hukuk Dairesinin sayılı Kararıyla Onanmakla kesinleştiği, davacının Kuruma 09.10.2013 tarihinde verdiği dilekçe ile maaşlarının biran önce ödenmesi yönünde talebini bildirdiği, karardan sonra, 14.03.2013 tarihli dilekçesinde de maaş ve tazminatının ödenmesi talebini bildidiği, 25.12.2013 tarihinde birikmiş maaşlarının ödendiği ve faizin ödenmediği anlaşılmıştır.
Somut olayda; davacının Kurum tarafından birikmiş maaşının eksik ödendiği iddiası olmasına rağmen, bu husus hiç araştırılıp hükümde tartışılmadan, Kurumdan aylığa ilişkin belgeler getirtilmeden ve davacının faiz hakkını saklı tutup tutmadığı araştırılmadığı gibi gerekçeli kararda halin icabından saklı tutulduğunun anlaşılması gerekip gerekmediği yönünde bir değerlendirme de yapılmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş davacının faiz hakkını saklı tutup tutmadığını Kurum ve ödemenin yapıldığı banka kayıtlarından yukarıdaki bilgiler ışığında araştırmak, Kurumdan aylık dosyasının ve aylığa ilişkin tüm belgeler ile ve hangi aylar için ne kadar aylık bağlandığına ilişkin ayrıntılı listenin getirtilerek, birikmiş aylık miktarının doğru miktarda bağlanıp bağlanmadığı varsa faizi konusunda uzman bilirkişiden ayrıntılı rapor almak, faiz hakkı saklı tutulmamış olsa bile eğer birikmiş maaşın eksik ödendiği ortaya çıkarsa bu miktarın faizinin ayrı olarak ödenmesi gerektiği göz önüne alınarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 23.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
M.O