Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2017/788 Esas, 2017/804 Karar

SUÇ : Zincirleme basit zimmet

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön incelemede;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

1. İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2017 tarihli ve 2014/169 Esas, 2017/54 sayılı Kararı ile sanıkların zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247/1, 43 ve 62. maddeleri gereği 5 yıl 2 ay 15'şer gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 01.06.2017 tarihli ve 2017/788 Esas, 2017/804 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanıklar müdafiinin temyiz istemi; tanık beyanlarının lehe olduğuna, kooperatif üyelerinin ödemeleri teslim aldıklarını, kooperatiften hiçbir hak ve alacaklarının kalmadığını beyan ettiklerine, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğine, olayın eski ve yeni yönetim arasındaki muhalefetten kaynaklandığına, sanıklar lehine hükümlerin uygulanmadığına, ceza indirimi yapılmadığına, zamanaşımı hükümlerinin dikkate alınmadığına, eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğuna,

2.Suçtan zarar gören ... vekilinin temyiz istemi; duruşmalara çağrılmadan, katılmalarına karar verilmeden, vekalet ücretine hükmedilmeden hüküm kurulduğuna, sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan da dava açılmasına rağmen bu suçtan hüküm kurulmadığına, sanıkların zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından cezalandırılmaları gerektiğine,

3.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcının temyiz istemi; istinaf talebinin kabul edilerek, duruşma açılıp görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması, ... ... ve ...'in 2002-2003 yılları arasındaki zimmet eylemi ile ilgili olarak dava zamanaşımı süresi dolduğundan bu sanıklar yönünden kamu davasının düşmesine, diğer sanıkların zimmet eyleminden sorumlulukları bulunmadığından beraatlerine karar verilmesi, sanıklardan ..., ... ..., ... ve Coşkun'un 18.02.2002-23.12.2004 tarihleri arasında kooperatifin banka hesabından çekerek yasal muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmemek suretiyle 97.610,00 TL'yi zimmete geçirmeleri eyleminden sanık ...'in sorumluluğu olmadığından ...'in beraatine, diğer sanıklar hakkında ise suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 765 sayılı Kanun'un 202, 80, 31 ve 33. maddelerinin uygulanması ile ortaya çıkan sonuç ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun'un 247/1, 43, 53/1 ve 53/5. maddelerinin uygulanması ile ortaya çıkan sonuç karşılaştırılarak sanıkların lehine kanun hükümleri uygulanarak mahkumiyet hükümleri kurulması, 2007 yılından 2012 yılına kadar tahsil edilen kira bedellerinden muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmeyerek zimmete geçirilen 9.098,35 TL'nin sadece sanık ...'nin uhdesinde bulunduğu dikkate alınarak ... dışındaki diğer sanıkların beraatlerine hükmolunması, sanık ... hakkındaki İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden 5237 sayılı Kanun'un 247/1, 43, 53/1 ve 53/5. maddeleri ayrı ayrı uygulanmak suretiyle karar verilmesi ve adli emanette bulunan delil ve belgelerin iadesi yerine dosyada delil olarak saklanmasına dair yeniden hüküm kurulması ile yeniden mahkumiyet hükümleri kurulurken de sanıklar müdafii ve sanık tarafından istinaf talebinde bulunulması nedeniyle usuli kazanılmış hakkın gözetilerek sonuç cezanın belirlenmesi gerekirken istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

İlişkindir.

III. GEREKÇE

Sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasına ilişkin olarak hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu suçtan mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

A. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden

1.İddianamede anlatılan ''2007-2012 yılları arasında kooperatife ait zeytin salamura tesislerinin kiraya verilmesinden elde edilen ve sanık ... tarafından tahsil edilen 9.098,35 TL'nin kooperatif yasal muhasebe kayıtlarına işlenmeyerek zimmete geçirilmesi'' şeklindeki eylemden sadece adı geçen sanığın sorumlu olduğu nazara alındığında ve ''2002 yıl sonundan 2003 yılına devreden ticari mallar hesabının bakiyesinin 8.697,92 TL olduğu ve ticari malların: salamura zeytin bedeli 1.820,10 TL; kuru üzüm bedeli 5.036,85 TL; kekik bedeli 1.841,00 TL olmak üzere toplam 8.697,95 TL olduğu ve 2003 yılında hiç satış olmadığı halde 2003 yılı sonunda bu miktarın 2004 yılına devrinin yapılması gerekirken devredilmediği ve sıfırlanması ile 2002-2004 yılları arasında bankadan çekilen toplam 92.082,00 TL'nin kooperatif kasasına ve muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmeyerek zimmete geçirilmesi'' şeklindeki diğer isnatların, kooperatif defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu kurum içi araştırmayla ortaya çıkarılması mümkün bulunduğundan sübutu halinde basit zimmet suçunu oluşturacağı, bu suçun düzenlendiği suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı yönünden lehe hükümler içeren 765 sayılı Kanun'un 202/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun'un 102/3 ve 104/2. maddeleri uyarınca 10 yıllık olağan ve 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.Son suç tarihi olan 2004 yılından temyiz incelemesi tarihine kadar, 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden

Suç tarihlerinde S.S. Ormanköy Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan sanığın, 2002 yıl sonundan 2003 yılına devreden ticari mallar hesabının bakiyesinin 8.697,92 TL olduğu ve ticari malların: salamura zeytin bedeli 1.820,10 TL; kuru üzüm bedeli 5.036,85 TL; kekik bedeli 1.841,00 TL olmak üzere toplam 8.697,95 TL olduğu ve 2003 yılında hiç satış olmadığı halde 2003 yılı sonunda bu miktarın 2004 yılına devrinin yapılması gerekirken devredilmediği ve sıfırlanması ile 2002-2004 yılları arasında bankadan çekilen toplam 92.082,00 TL'yi ve 2007-2012 yılları arasında kooperatife ait zeytin salamura tesislerinin kiraya verilmesinden elde edilen 9.098,35 TL'yi kooperatif kasasına ve muhasebe kayıtlarına intikal ettirmeyerek zimmetine geçirdiği kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın atılı suçu kabul etmemesi, salamura zeytin, kuru üzüm ve kekiklerin bozulduğu için imha edildiği, tahsil edilen kira bedelleriyle vergi borçlarının ödendiği, bankadan çekilen paraların orman üretim ödeme fişleri ile müstahsillere ödendiği savunması, aşamalarda ödemelere ilişkin belgeler sunması, duruşmada dinlenen tanıkların kooperatif adına iş yaptıklarını ve iş karşılığı sanık tarafından kendilerine ödeme yapıldığını beyan etmeleri, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanları ile sanık tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerinin değerlendirilmemiş olması karşısında, salamura zeytin, kuru üzüm ve kekiğin çürümeye ve bozulmaya müsait ürünlerden olduğu hususu ile tanık ...'nin sanıkların kooperatife ait çürüyen, satılmayan kekik ve zeytinleri ormandaki dere yatağına döktüklerini gördüğüne dair beyanları da nazara alınarak; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortaya çıkarılabilmesi için dava dosyasının kül halinde yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, sanık savunmaları, dosyaya sunulan ödeme belgeleri, tanık anlatımları ile dosya arasındaki raporlar da değerlendirilmek suretiyle zimmetinde kooperatif parası bulunup bulunmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında rapor alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

C. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanık ...'nın hükümden sonra 29.06.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 64/1. maddesi uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

IV. KARAR

1.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden:

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklar müdafiilerinin ve katılan ... vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

2.Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden ise:

Gerekçe bölümünün (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklar müdafiilerinin ve katılan ... vekilinin temyiz istekleri ile dosya kapsamında tespit edilen diğer hususlar nazara alındığında sanıklardan ... bakımından sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, bozmaya konu kararın niteliği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.09.2024 tarihinde karar verildi.

***