"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/221 Esas, 2014/270 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hacıbaştanlar Köyü
SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa'nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 34/1 ve 289/1-g maddeleri gereğince, hakim ve mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olarak yazılmasının zorunlu olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 230. maddesine göre de gerekçede delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen kanıtların belirtilmesi, ulaşılan kanaatin denetime imkan verecek şekilde gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ayrıca aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinin hakime ait olduğu nazara alınarak; sahtecilik isnadına konu belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği halde belge asılları denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilip iğfal kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığı incelenmeden, hangi belgelerin sahte olarak değerlendirildiği, sanığın hangi belgeleri sahte olarak düzenlediğinin kabul edildiği karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden, eksik inceleme ile gerekçeden yoksun şekilde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Sanığın, tanık ...'in yapmış olduğu iş karşılığında tanığa 250 TL verdiğine dair sarfiyat senedi düzenlemesine rağmen iş karşılığının su faturası borcundan düşülmesi ile ödendiğinin anlaşılması nedeniyle bu paranın sanığın uhdesinde bulunduğu kabul edilerek zimmet suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de köy hesap hareketlerinde sanığın 250 TL'yi çektikten sonra kaynağı belli olmayan 300 ve 400 TL şeklindeki miktarları hesaba aktarması, köy işlerinde kullanıldığına ilişkin 250 TL'lik yakıt alım faturası ile benzer şekilde hesap hareketlerinin olması ve sanığın savunmasında tanık ...'in yaptığı iş karşılığının tanığın su borcundan düşüldüğünü kabul etmesi karşısında, sanığın uhdesinde kaldığı kabul edilen 250 TL parayı ne için kullandığı hususundaki detaylı savunmasının tespiti ile suç dönemine ilişkin köyün tüm hesap hareketlerini ve defterlerini inceleyip sanığın bu husustaki savunmasını da irdeleyerek uhdesinde para kalıp kalmadığını belirleyen yeni bir bilirkişi raporu alınması ayrıca sanığın tüm eylemlerinin bir bütün halinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığının karar yerinde değerlendirilip tartışılması sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kabule göre de;
Zimmet suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 249, 248/2 ve 62. maddelerinin aynı Kanun'un 61/5. maddesi uyarınca bu sıra dahilinde uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçları 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında sadece memuriyet hak ve yetkisini kullanmaktan yasaklanmasına şeklinde sınırlı uygulama yapılması ve hak yoksunluğuna ilişkin sürelerin "takdiren" şeklindeki yetersiz gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
Sanığa yüklenen zimmet suçunun işlendiği tarihten sonra kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar yasal engel teşkil etmediği halde "sanık hakkında daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmış olması ve denetim süresinde suç işlemesi" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun
'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.