Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/115 Esas, 2018/1141 Karar

SUÇTAN ZARAR GÖREN : İçişleri Bakanlığı

SUÇ : Rüşvet alma (sanık ... hak.), rüşvet verme (sanık ... hak.), rüşvete aracılık (sanık ... hak.), görevi kötüye kullanma (sanıklardan ..., ..., ... ve ... hak.)

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz isteminin reddi, bozma

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu itibarla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre İçişleri Bakanlığının kamu görevlisi olmayan sanıklardan ... ile ...'e isnat edilen rüşvet verme ve rüşvete aracılık ile sanıklardan ..., ..., ... ve ...'a atılı görevi kötüye kullanma suçlarından doğrudan zarar görmediği keza katılan sanık ...'ın da rüşvet verme suçundan dolayı yargılandığı, sanık ...'e yüklenen rüşvet alma suçundan doğrudan zarar görmediği gibi Bölge Adliye Mahkemesince sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararlarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların 5271 sayılı Kanun'un 286/2-(d ve g) madde-fıkra-bentleri gereğince kesin olduğu ve temyizi kabil nitelikte olmadığı, adı geçen yönünden ilk derece mahkemesince rüşvet alma suçu açısından usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, İçişleri Bakanlığı ile ...'ın anılan suçlar ve sanıklar bakımından katılma ve temyiz haklarının bulunmadığı,

5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre rüşvet alma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve sanık ... hakkında bu suçtan açılan kamu davasında kurulan hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun'un 18/2. maddesi hükmü uyarınca başvuru tarihinde bu suç açısından müdahil sıfatını kazandığı,

Kabul edilmiştir.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, katılanlardan Hazine vekilinin sanıklardan ..., ... ve ... haklarında rüşvet alma ve rüşvet verme ile rüşvete aracılık suçlarından, İçişleri Bakanlığı vekilinin ise sanık ... hakkında rüşvet alma suçundan verilen hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A-Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2017 tarihli ve 2015/143 Esas, 2017/133 sayılı Kararı ile; sanıklar ..., ... ve ...'in rüşvet alma ve rüşvet verme ile rüşvete aracılık suçlarından, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin ise görevi kötüye kullanma suçundan ayrı ayrı beraatlerine hükmedilmiştir.

B-Katılanlar Hazine ve ... vekillerinin istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.05.2018 tarihli ve 2018/115 Esas, 2018/1141 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1-Katılan Hazine vekili; mahkemece yapılan yargılama sırasında dinlenen sanıkların ve tanıkların duruşmadaki beyanları ile daha önce savcılık ve karakol aşamasında verdikleri ifadeler arasında çelişki bulunmasına rağmen mahkemece bu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece yapılan incelemenin eksik ve yetersiz olduğunu belirterek rüşvet suçundan verilen hükümleri temyiz etmiştir.

2-Katılan ... vekili; sanıklar hakkındaki delillerin eksik toplandığını, ispat açısından mahkemece yeterli değerlendirme yapılmadığını, söz konusu kararların usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini belirtmiştir.

3-Katılan ... vekili ise; mahkeme kararında araba konusunun değerlendirilmediğini, bu hususun yeterince araştırılmadığını, sanıkların atılı suçları işlediklerini, bu nedenle müvekkili sanık hakkında verilen beraat kararının onanmasını, diğer sanıklar yönünden ise kararların bozulmasını talep etmiştir.

III. GEREKÇE

Sanıkların leh ve aleyhlerindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddiaların reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmaları tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen ilk derece mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükümlerine karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararların usul ve kanuna uygun olması karşısında katılanlar Hazine ve İçişleri Bakanlığı vekillerinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.

IV. KARAR

1-Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle ... ile İçişleri Bakanlığı vekillerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye kısmen değişik gerekçeyle uygun kısmen de aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,

2-Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.05.2018 tarihli ve 2018/115 Esas, 2018/1141 sayılı Kararında katılanlar Hazine ile İçişleri Bakanlığı vekillerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Silivri Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.11.2024 tarihinde karar verildi.

***