Logo

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/256 Esas, 2014/380 Karar

...

SUÇ : Rüşvet vermeye teşebbüs

HÜKÜM : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/256 Esas, 2014/380 sayılı Kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet vermeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce katılma talebinde bulunulması karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun (3628 sayılı Kanun) değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.

Katılan ... vekilinin 18.10.2021 tarihli dilekçesinin katılma talebine yönelik olduğu ve temyiz iradesi içermediği anlaşılmıştır.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca sanık müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.06.2009 tarihli ve 2008/25099 Soruşturma, 2009/11552 Esas, 2009/320 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 35 inci maddesi delaletiyle 252 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2011 tarihli ve 2010/388 Esas, 2011/457 sayılı Kararı ile sanık hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu kararın 25.01.2012 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

3. Sanığın, 27.03.2013 tarihinde işlediği 6136 sayılı Kanun'a aykırılık (ruhsatsız mermi bulundurma) suçundan İstanbul Anadolu 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2014 tarihli, 2013/562 Esas ve 2014/333 sayılı Kararı ile tecziyesine karar verilmiş, bu kararın 21.05.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından vaki ihbar üzerine İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/256 Esas, 2014/380 sayılı Kararı ile sanık hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 252 nci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafii, mahkumiyet hükmünü usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde sanığın, müdürü olduğu işletme hakkında tutanak tanzim eden Jandarma personeline "Tutanağı düzenlemeyin de ne dilerseniz dileyin benden" diyerek içinde 20 ve 50 TL'lik banknot bulunan zarfı uzattığı ve "benden size hediye olsun" dediğinin personel tarafından 24.07.2008 tarihli tutanak ile tespit edildiği, eyleminin rüşvet vermeye teşebbüs suçunu oluşturduğu iddia ve kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 11 inci fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkemenin hükmü açıklayacağı belirtilmiştir. Öte yandan, kararın kesinleşmesi yoklukta verilenlerin yöntemince tebliğinden, huzurda verilenlerin de usulünce tefhiminden itibaren yasada öngörülen sürede kanun yoluna başvurulmaması ya da başvurulup reddedilmesi durumunda mümkün olacaktır. Bu açıklamalar ışığında, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmemiş ise denetim süresi başlamayacak ve sanığın denetim süresi içinde suç işlediğinden de bahsedilemeyecektir.

Sanık hakkında rüşvet vermeye teşebbüs suçundan açılan kamu davasında Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen 15.12.2011 tarihli ve 2010/388 Esas, 2011/457 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kararın suçtan zarar gören Hazineye tebliğ edilmeksizin 25.01.2012 tarihinde kesinleştirilmesini müteakip sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğine ilişkin ihbarda bulunulması üzerine temyiz incelemesine konu 18.11.2014 tarihli hükmün kurulduğu,

3628 sayılı Kanun'un 17 nci ve 18 inci maddelerine göre rüşvet vermeye teşebbüs suçunun zarar göreni olan ve davaya katılma hakkı bulunan Hazinenin 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası hükmü uyarınca Üsküdar 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.12.2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara itiraz hakkının bulunduğu ancak Hazineye karar tebliğ edilmediğinden sanık hakkındaki anılan kararın kesinleşmediği, bu kararın kesinleşmemesi nedeniyle de denetim süresinin başlamadığı ve denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlendiğinden bahisle hükmün açıklanma koşullarının da bulunmadığı dikkate alınmadan ihbar üzerine sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün kesinleşmeden açıklanmasına karar verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2014 tarihli ve 2014/256 Esas, 2014/380 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği ile dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.09.2023 tarihinde karar verildi.

***