"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/215 Esas, 2018/997 Karar
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma
HÜKÜM : Sanıklardan ..., ... ve ... hakkında mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık ... müdafiin, müvekkili hakkında verilen ve yüzüne karşı tefhim edilen beraat hükmüne yönelik, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesinde belirlenen bir haftalık kanuni süre geçtikten sonra 11.02.2019 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmakla, temyiz isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvuruların kapsamına göre incelemenin sanıklar ..., ... ve ... müdafilerin müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan bakanlık vekilinin ise tüm hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Katılan bakanlık vekilinin, yokluğunda verilip tebliğ edilmeyen hükümlere yönelik 02.05.2019 havale tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu, öğrenme üzerine gerçekleşen temyizin süresinde yapıldığının kabulü gerektiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Kanun'un 236/2. maddesinde yer verilen kabul ibaresinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 19.12.2002 tarihli ve 24968 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliğinin 11 ve devamı maddelerinde detayına yer verilen kesin kabul işlemi olarak anlaşılması gerektiği, dava konusu ihalelere ilişkin kesin kabul işleminin yapılmaması nedeniyle yüklenen edimin ifasına fesat karıştırma suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği ancak isnat edilen eylemlerden dolayı bozma ilamı doğrultusunda temin edilen ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu heyeti raporuna göre kurumun zarara uğratıldığı nazara alındığında, kamu görevlisi sanıklar ..., ... ve ...'e isnat edilen eylemlerin sübutu halinde bir bütün olarak 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma, kamu görevlisi olmayan sanıklar ..., ... ve ...'ya atılı eylemlerin ise görevi kötüye kullanma suçuna iştirak suçunu oluşturacağı, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 2007 yılı ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 06.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.