"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2008/248 Esas, 2015/333 Karar
SUÇLAR: Nitelikli zimmet, nitelikli dolandırıcılık, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER: Mahkumiyet, düşürülme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin reddi, onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklardan ... hakkında dava açılan tüm suçlar ile ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davalarına 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı bulunmayan ...'in müdahil olarak katılması mümkün olmayıp verilen hükümleri temyiz etme yetkisinin bulunmadığı, usulsüz olarak kamu davalarına katılmasına karar verilmesi de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceğinden adı geçenin bu suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan ...'nın kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, adı geçen Bakanlığın 3628 sayılı Kanun'un 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde anılan suç yönünden müdahil sıfatını kazandığına, Bakanlığın nitelikli dolandırıcılık ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu gözetilerek, sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan haline göre itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek katılan .... ile ... verillerinin temyiz taleplerinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği nazara alınarak, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin; sanık ... hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik katılanlar Bakanlık ile kooperatif vekilleri ile sanık müdafiinin, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşürülme hükmüne yönelik suçtan zarar gören ... ile katılan ... vekillerinin, sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılanlar ... ile ... vekillerinin, katılan ...'in ve sanık müdafiinin, icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan düşürülme hükümlerine yönelik suçtan zarar gören ... ve katılan ... vekillerinin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1)Sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan zamanaşımı nedeniyle düşürülme hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca düşmesi yerine düşürülmesine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, katılan .... ve suçtan zarar gören Bakanlık vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkralarında yer alan "düşürülmesine" ibaresinin “düşmesine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2)Sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen nüfus kaydından sanığın 25.07.2020 tarihinde, hükümlerden sonra, vefat ettiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davalarının ölüm nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
3) Sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Sanığın kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve nitelikli zimmet eylemlerinin kül halinde nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu kabulü ile bu suçtan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma isnadının zimmet kapsamında değerlendirilmesine ilişkin kabulde isabetsizlik bulunmamakla birlikte 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 212. maddesindeki hüküm nedeniyle aynı Kanun'un 247/2. maddesinde bileşik suç olarak düzenlenen nitelikli zimmet suçunun işlenmesi sırasında sahte evrak düzenlenmiş olması halinde ayrıca bu suçtan hüküm kurulması gerektiği, bileşik suç hükümlerinin uygulanabileceği bu hale dair sahtecilik suçuna ilişkin olarak özel gerçek içtima kuralına yer verildiği gözetilerek, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulması olanaklı görülmüş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Suç tarihinde ... ...'nde muhasebeci olarak görev yapan sanığın, bu süre içinde değişik tarihlerde zimmet eylemlerinin bir kısmını tek başına, bir kısmını ise diğer sanıklarla birlikte gerçekleştirdiği, tek başına 114.929,55 TL, sanıklardan ... ile 30.271,00 TL, ... ile 36.674,20 TL, ... ile 15.110 TL birlikte olmak üzere toplam 196.984,75 TL'yi zimmetine geçirdiği somut olayda, sanığın tek başına zimmetine geçirdiği parayı faiziyle birlikte 153.075,09 TL olarak ödediği, diğer sanıklar ile birlikte gerçekleştirilen zimmet eylemlerine ilişkin tutarın da kovuşturma aşamasında tamamının bu sanıklar tarafından iade edildiği ve haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulandığı anlaşılmakla, sanıklardan birinin yaptığı ödeme nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden bu ödemeye karşı çıkmayan diğer sanıkların da yararlanacağı gözetilerek; asıl zimmet miktarı olan ana parayı hükümden önce kooperatife iade etmek suretiyle etkin pişmanlıkta bulunan sanık hakkında da 5237 sayılı Kanun'un 248/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması
Kanuna aykırı, katılanlar ... ve ... vekilleri ile katılan ...'in ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.