"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1887 Esas, 2019/2630 Karar
KATILANLAR : Hazine, İçişleri Bakanlığı, ...
SUÇ : İcbar suretiyle irtikap
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
EK KARAR : Temyiz talebinin reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1887 Esas, 2019/2630 sayılı sanıkların üzerlerine atılı icbar suretiyle irtikap suçundan mahkumiyetlerine ilişkin asıl Kararın ve sanık ... müdafiinin temyiz isteminin reddine dair 20.03.2020 tarihli ek Kararın temyizi üzerine yapılan ön incelemede;
Sanık ... hakkındaki sonuç cezayı artırmamakla birlikte 5237 sayılı TCK'nın 53/5. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu yönünden ilk derece mahkemesince hükmedilmeyen ve ilk kez Bölge Adliye Mahkemesince verilen TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince takdiren 2 yıl 1 ay süreyle bu hak ve yetkinin kullanılmasından yasaklanması şeklinde sanık aleyhine uygulama yapılan 25.12.2019 tarihli düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyiz yasa yoluna tabi olduğu kabul edilerek bu karara yönelik sanık ... müdafiinin süresinde vaki temyiz talebinin reddine dair 20.03.2020 tarihli ek Kararın kaldırılmasına ve esasın incelenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2019 tarihli ve 2019/30 Esas, 2019/320 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 250. maddesinin birinci fıkrası ile 62. maddesi gereği 4 yıl 2'şer ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve 53. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1887 Esas, 2019/2630 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan İçişleri Bakanlığı vekili ile sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 20.03.2020 tarihli ve 2019/1887 Esas, 2019/2630 sayılı ek Kararı ile sanık ... müdafiinin temyiz talebi 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi gereğince reddedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; kararın deliller tam değerlendirilmeksizin ve eksik inceleme neticesinde verildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
Sanık ... müdafii temyiz dilekçesinde; suçun unsurları oluşmamasına rağmen sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir.
III. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
İcbar suretiyle irtikap suçu, kamu görevlisinin sıfat ve görevini kötüye kullanarak kişiyi tazyik etmesi ile başlayıp, bu sıkıştırma karşısında ferdin de memurun haksız işlemlerini önlemek zorunluluğunu duyarak ona menfaat temin ve vaat etmesi ile oluşur. Kamu görevlisi açıkladığı istekler yerine getirilmezse mağdurun işini yapmayacağını söylemek suretiyle onu manevi cebir altında bulundurmaktadır. Böyle haksız bir durumla karşılaşan ve haklı işinin kamu görevlisi tarafından yapılmayacağı veya geciktirileceği ya da haksız bir muameleye maruz kalacağı endişesine kapılan mağdur belli bir şiddete ulaşmış olan bu manevi cebrin etkisiyle ve hakkını elde etmek zorunluluğu karşısında haksız olarak istendiğini bildiği parayı ve sair menfaatleri kamu görevlisine vermekte ya da vaat etmektedir. Burada fert meşru zeminde bulunmaktadır.
Rüşvet suçu ise; (6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki hukuki düzenlemelere göre) bir kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlamasıyla oluşacak ve ayrıca nitelikli rüşvet suçunda her iki tarafın da gayrimeşru zemin içinde bulunmaları gerekecek, taraflar arasında serbest irade ile yapılan anlaşmanın vuku bulduğu anda rüşvet suçu meydana gelecektir.
Suç tarihinde Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliğinde görevli polis memurları olan sanıkların, 03.09.3018 tarihinde katılanın arkadaşı ...'nın kullandığı katılana ait misafir plakalı aracın uygulama yapan ve atılı suçtan hakkındaki beraat hükmü kesinleşen sanık trafik polisi ... tarafından durdurulduğu, olay yerinde bulunan sanıklar Ramazan ve Serdar'ın araç sürücüsünün ehliyetinde noter tercümesi olmaması, araçtaki diğer şahısların pasaportlarının yanlarında bulunmaması, misafir plakalı aracın ruhsat sahibi dışındaki bir şahsa kullandırılması gibi nedenlerden 20.000,00 TL ceza yazılacağını, araçtakileri nezarete götüreceklerini, aracı gümrüğe çektireceklerini söyleyip aracı çekiciye yükleyip katılanı ekip arabasına aldıkları, araçta sanık ...'ın katılana yardımcı olacağını söyleyerek "yanında ne kadar para var" diye sorduğu, katılanın sanık ...'a 400,00 TL çıkarıp vermesinden sonra "bu kurtarmaz" diyerek parayı geri verdiği, sanıkların katılana "sen o arabayı 20.000,00 TL'ye çıkaramayacaksın bize 1.000,00 TL'nin lafını ediyorsun" dedikleri, katılanın üzerinde para olmasına rağmen olmadığını söylemesi üzerine katılanı ATM'ye götürdükleri, bu esnada araçta bekledikleri, katılanın araçta sanık ...'a 1.000,00 TL verdiği, sanık ...'ın ise parayı aldıktan sonra katılanın aracının ücret alınmadan ve işlem yapılmadan teslim edilmesini sağladığı iddia ve kabul edilen somut olayda; suç vasfının belirlenebilmesi açısından, dış ülkelerden alınan sürücü belgelerinde noter tercümesi bulunması gerekip gerekmediği, gerekmekte ise bulunmaması halinde ne şekilde yaptırım uygulanacağı, misafir plakalı aracın ruhsat sahibi dışında bir kişi tarafından kullanılmasının idari yaptırımı gerektirip gerektirmediği, katılanın aracının yediemin otoparkına çekilmesi için geçerli bir yasal dayanak bulunup bulunmadığı, katılanın sanıklara para verme amacının tespit edilen eksiklikler karşısında aleyhine idari yaptırım uygulanmamasını sağlamak ve bu bağlamda katılanın da meşru zeminde olup olmadığı araştırılarak varılacak sonuca göre yukarıdaki açıklamalar da nazara alınmak suretiyle eylemin icbar suretiyle irtikap ya da rüşvet alma suçlarından hangisini oluşturduğunun tespit edilmesi sonrasında sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği dikkate alınmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kabule göre de;
Katılanın suç tarihindeki ekonomik durumunun araştırılmasından sonra irtikap edildiği kabul edilen yarar yönünden 5237 sayılı Kanun'un 250/4. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının karar yerinde değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
1)Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle temyiz isteminin reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 20.03.2020 tarihli ve 2019/1887 Esas, 2019/2630 sayılı ek Kararının, 07.06.2021 tarihli ek Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle KALDIRILMASINA,
2)Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen kararların 5271 sayılı Kanun’un 302/2 ve 307/5. maddeleri gereği, Tebliğname’ye ve ek Tebliğnamelere uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca gereği için kararı veren İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.12.2024 tarihinde karar verildi.