Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2009/176 Esas, 2012/94 Karar

SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme

HÜKÜM : Sanıklar ... (1 kez) ve ... (2 kez) hakkında görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, adı geçen sanıkların anılan kararlar dışındaki eylemleri nedeniyle ve diğer sanıklar hakkında atılı suçlardan beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler ve kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi;

Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesi kapsamında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek O yer Cumhuriyet savcısının ve sanık ... müdafiinin anılan kararlara ilişkin temyiz istemlerinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli kararın verilmesi mümkün görüldüğünden dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, suçtan zarar gören Hazine vekili aracılığı ile hükümleri temyiz etmiş ise de ardından vermiş olduğu 14.06.2012 havale tarihli Olur yazısı ekli dilekçesiyle temyizden vazgeçtiği gözetilerek incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat temin edilmesi durumunda rüşvet, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlaması durumunda da 6352 sayılı Yasa'dan önceki haliyle 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen "görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama" suçunun oluşacağı, kamu görevlisi olmayan diğer kişilerin ise özgü suç niteliğindeki bu görevi kötüye kullanma suçuna aynı Kanun'un 40/2. maddesi uyarınca azmettiren veya yardım eden sıfatıyla iştirak edebilecekleri gözetildiğinde; suç tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığında görevli olan ..., ... ve ... ile Konak Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünde görevli olan ... ve ...'ın, iş yeri sahibi olan sivil sanıklardan usulsüz yangın raporu ile mevzuata aykırı şekilde iş yeri açma ve çalışma ruhsatı vermek için menfaat temin ettiklerinin iddia edilmesi karşısında, söz konusu iş yerleri hakkında belediyeler bünyesinde bulunan evrakın dosya içine alınması sonrasında, rüşvet suçuna konu paranın kamu görevlisi olan sanıklara görevlerinin gereklerine aykırı olan bir işi yapmaları için verilip verilmediği hususunun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve buna bağlı olarak suç niteliğinin tayini bakımından, ilgili evrakın soruşturma aşamasında iş yerleri hakkında alınmış bilirkişi raporları ile birlikte değerlendirilip, rüşvet suçunun unsurlarının oluşmaması halinde sanıkların eylemlerinin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve bu suça iştirak etme suçları kapsamında kalıp kalmadığının, zamanaşımı süreleri de nazara alınarak, karar yerinde tartışılması sonrasında sanıkların hukuki durumlarının ayrı ayrı takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve yetersiz gerekçelerle yazılı şekilde kararlar verilmesi,

Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***