"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/16 Esas, 2019/148 Karar
ŞİKAYETÇİ : ...
SUÇ : Rüşvet verme
HÜKÜM : Eylemin zincirleme biçimde icrai davranışla görevi kötüye kullanmaya azmettirme suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Karayolları Genel Müdürlüğünün sanığa yüklenen rüşvet verme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden kamu davasında katılma ve hükmü temyiz hakkı bulunmadığı gibi mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, vekili aracılığıyla yapmış olduğu temyiz isteminin bu yönden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca REDDİNE, başvurunun kapsamına göre incelemenin; sanığın kendisi hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin mahkemenin kabulüne göre 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi kapsamında yer alan icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin olduğu, kamu görevlisi olmayan sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın izne tabi olmadığı, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesi ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz “kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış” dosyalar açısından Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri gereğince "basit yargılama usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları ve dosya kapsamında resen tespit edilen hususlar nazara alındığında, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.