Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/262 Esas, 2015/828 Karar

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi

Sanığa gönderilen iddianamenin 21.11.2013 tarihinde "... Mah. Dr. .. Sok. .../... /Ankara" adresinde bizzat tebliğ edildiği, bu adres bilinen son adres kabul edilip gerekçeli kararın öncelikle bilinen son adrese tebliğ edilmesi gerekirken doğrudan sanığın MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası doğrultusunda tebligat yapılmasının hukuka aykırı bulunduğu, sanığın gerekçeli kararı temyiz ettiği tarihin öğrenme tarihi olup temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.10.2013 tarihli ve 2013/104170 Soruşturma, 2013/37124 Esas, 2013/16978 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılması ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2014/262 Esas, 2015/828 sayılı Kararı ile sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi; görevi kötüye kullanma kastı olmadığına, katılanın zararını somutlaştıramadığına, rapor tesliminden 3 yıl sonra maddi ve manevi zarara uğradıkları iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, incelediği yaklaşık 5000 dosyadan yalnızca iki şikayet aldığı göz önünde bulundurulduğunda mahkemede suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmamasının hukuka aykırı olduğuna, bu sebeplerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde Ankara 5. İş Mahkemesinin 2010/870 esas sayılı dosyasında bilirkişi olarak görevlendirilen sanığın, dava dosyasını 11.10.2012 tarihinde teslim aldığı ancak 15 gün içinde raporunu düzenlemediği, bunun üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 274 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tebliğden itibaren 10 gün içerisinde raporunu düzenleyip mahkemeye sunması hususunda muhtıra hazırlanıp kendisine gönderildiği, aksi halde suç duyurusunda bulunacağının bildirildiği, buna ilişkin evrakın 04.02.2013, 22.02.2013 ve 04.07.2013 tarihlerinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, yine de sanığın raporunu hazırlamadığı, dosyayı da iade etmediği, bu süre zarfında herhangi bir mazeret beyanında bulunmadığı belirtilerek yargılamanın uzaması nedeni ile davanın taraflarının zarara uğradığından bahisle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması talep edilmiştir.

Mahkemece; sanığın dosyada eksik evrak bulunduğu ve bunları tamamlayamadığından bahisle gecikme olduğu yönündeki cezadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyeceği, raporun zamanında ibraz edilmemesi sebebiyle davanın sürüncemede kaldığı, davanın tarafı olan katılanın mağduriyetinin oluştuğu kabul edilerek ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanığın yargılama konusu eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yer alan suça ilişkin olduğu, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7188 sayılı Kanun) 24 üncü maddesiyle yeniden düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile basit yargılama usulünün getirildiği ancak Anayasa Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 sayılı Kararı ile yargılama aşamasında olup henüz "kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış" dosyalar açısından Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "basit yargılama usulü" bakımından iptal edildiği ve bu kararın sonuçları itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, öte yandan bilirkişi olan sanık hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın izne tabi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi gereğince "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.12.2015 tarihli ve 2014/262 Esas, 2015/828 sayılı Kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.10.2023 tarihinde karar verildi.

***