Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2014/285 Esas, 2015/262 Karar

KATILANLAR : ..., ...

SUÇLAR : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na muhalefet

HÜKÜM : Beraat

TEMYİZ EDENLER : Katılanlar ve mağdur vekili

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Katılanlar vekili tarafından mağdur ... adına da temyiz isteminde bulunulmuş ise de adı geçenin kamu davasında vekille temsil edilmediği ayrıca dosya içerisinde kendisi için temyiz isteminde bulunan avukat adına düzenlenmiş bir vekaletnamenin de bulunmadığı, kaldı ki 08.07.2015 tarihli celsede alınan beyanında sanıktan şikayetçi olmadığını ve kamu davasına katılmak istemediğini beyan ettiği diğer taraftan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, isnat edilen eylemlerin kapsamı da dikkate alındığında ...'nın sanığa yüklenen suçlardan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden kamu davasına katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, katılanlar vekilinin ... ve ... adına yapmış olduğu temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin katılan ... adına vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanığa yüklenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve gerçek dışı beyan suçlarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1 ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 67/1. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, zamanaşımını kesen son işlem olan 22.04.2015 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında atılı suçlardan açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***