"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/308 Esas, 2019/395 Karar
SUÇ : Tefecilik
HÜKÜM : Zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinden bahisle kamu davalarının düşmesine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 253/6. maddesine paralel bir şekilde "Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında "zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, aksi halde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-250 ile 23.01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından re'sen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal, başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece re'sen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, sanıklardan ... hakkında verilen zamanaşımı nedeniyle düşme kararına karşı adı geçen sanık müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, incelemenin katılan vekilinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1) Sanık ... hakkında kurulan düşme hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen zamanaşımı nedeniyle düşme hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2) Sanık ... hakkında kurulan düşme hükmüne ilişkin yapılan incelemede ise;
Sanık ... hakkında 25.09.2014 tarihli iddianameyle; tefecilik suçundan hakkında daha önceden dava açılıp yargılaması yapılan ... ile iştirak halinde bu suçu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, Yasin hakkında verilen beraat kararının Dairemizce bozulması sonrası sanık hakkındaki dava dosyasının ... Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/724 Esas, 2017/220 sayılı Kararıyla ... hakkındaki dava dosyası ile birleştirildiği, bu nedenle sanık ...'in yargılama konusu eyleminin Dairemizin 28.10.2015 tarihli ve 2013/13499 Esas, 2015/15631 sayılı Kararı kapsamında temyiz incelemesinden geçmediği ve anılan davaya ilişkin kurulan düşme hükmünün 17.04.2019 tarihinde ilk kez kurulduğu nazara alındığında;
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan karar uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başladığı, bu itibarla sanık ... hakkında tefecilik suçundan 17.04.2019 tarihinde ilk kez verilen düşme hükmünün, 5271 sayılı Kanun'un 272. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna tabi olduğu, aynı Kanun'un 264. maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; "Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz." şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılması gerektiği anlaşıldığından, istinaf yasa yolu incelemesinden sonra, temyizi halinde ilgili hüküm yönünden temyiz incelemesi için görevli Yargıtay Ceza Dairesine tebliğname düzenlenmek suretiyle iade edilmesinin temini gerektiğinden dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
Esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.06.2025 tarihinde karar verildi.