Logo

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2012/138 Esas, 2015/10 Karar

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Özel banka çalışanı olan sanıklar ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının katılma hakkı bulunmadığı ve bu suçtan kurulan hükümleri temyiz yetkisinin olmadığı gözetilerek, temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan ... vekilinin tüm mahkumiyet hükümlerine, sanıklar ... ve ... müdafiinin vekalet ücretine hasren, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın ise kendileri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1)Sanıklar ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik vekalet ücretine münhasır temyiz isteminin incelenmesinde;

Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/5. maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendilerini vekille temsil ettiren ve atılı suçtan beraatlerine karar verilen sanıklar lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "Kendilerini vekille temsil ettiren sanıklar ... ve ... için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 3.000 TL'nin Hazineden alınarak payları oranında adı geçen sanıklara verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

2)Sanıklar ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanıklardan ...'ın hükümden sonra 13.08.2017 tarihinde vefat ettiği UYAP ortamından temin edilen nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile diğer sanıklar ... ve ...'a isnat edilen eylemlerin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 251/2. maddesinde düzenlenen denetim görevinin ihmali suçunu oluşturacağı ve bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 24.06.2009 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin dolduğu belirlenmekle, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği hükümlerin BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa'nın 322, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık ... hakkındaki kamu davasının ölüm, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

3-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,

Ancak;

Zimmet miktarının bir kısmının tanıkların dinlenmesi suretiyle tespit edildiğinin anlaşılması karşısında, sanık ...'ın eylemlerinin zincirleme nitelikli zimmet suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sadece basit zimmet suçunu oluşturduğunun kabulü ile eksik ceza tayini,

S.S. ... Tarımsal Kalkınma Kooperatifinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan sanıklar ... ve ...'ın, yönetim kurulu başkanı olan diğer sanık ... ile birlikte zimmet suçunu işlediklerinden bahisle mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; sanıklar ... ve ...'ın, kendilerinin kooperatifin işleriyle fiilen ilgilenmediklerine, gelir ve giderlerinden haberdar olmadıklarına, kooperatifin tüm işleriyle fiilen başkan olan diğer sanık ...'ın ilgilendiğine dair aşamalardaki savunmalarının sanık ... tarafından da doğrulanması, sanıklar ... ve ...'ın kooperatifte açık bulunduğunu fark etmeleri üzerine sanık ...'tan 20.000 TL'lik senet alıp kooperatife kaydetmeleri ile adı geçen sanığın kooperatifin banka hesabını kullanmasını önlemek için banka hesabını değiştirmeleri hususları birlikte değerlendirildiğinde; yönetim kurulu üyesi olan sanıkların savunmalarının aksine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, atılı suçtan beraatlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanun'un 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur'' şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, eylemlerin sayısı, suç kastındaki yoğunluk, suça konu miktar, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek ilgili kanun maddesindeki temel hapis cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi yerine yazılı şekilde uygulama yapılması,

Suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi nedeniyle sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek eksik ceza tayini,

Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince hak yoksunluğuna hükmolunmaması,

Anayasa Mahkemesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, katılan ... vekili, sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***