Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2009/24 Esas, 2014/42 Karar

SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma

HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanıklar ... ve ... hakkında üçer kez), beraat (diğer sanıklar hakkında)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, ...'nın, kendi personeli olmayan ve ... Devlet Hastanesinde görevli bulunan sanıklar ..., ... ve ...'a, Sağlık Bakanlığı'nın ise adı geçen sanıklar ile ... ve ... dışındaki sanıklara yüklenen edimin ifasına fesat karıştırma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediklerinden, bu sanıklar yönünden kamu davalarına katılma haklarının olmadığı anlaşılmakla, vekilleri aracılığıyla yapmış oldukları temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca bu sanıklar yönünden ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre edimin ifasına fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının kanun yoluna başvurma haklarının bulunması ve hükümlerin vekilleri tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun'un değişiklik sonrasındaki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandıkları gözetilerek, incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının mahkumiyet, ... vekilinin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat, Sağlık Bakanlığı vekilinin ise sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet ve beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine;

Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,

2) Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre sanığın, hüküm tarihinden sonra 18.11.2022 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerekli kılan müsadereye tabi eşya veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesinin gerekmemesi, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması, UYAP ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğinin, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıması hususları birlikte değerlendirildiğinde; ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmaksızın sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından; açıklanan nedenle, katılan ... vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, öldüğü anlaşılan sanık hakkındaki kamu davasının aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 64. maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesi uyarınca oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

3) Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;

Sanıkların ortağı oldukları ...'nin 2007 ve 2008 yıllarında ... İlçe Devlet Hastanesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün kalorifer yakıtı ihalelerini kazandığı, yapılan soruşturma sırasında ... Devlet Hastanesi, ... Lisesi ve ... Milli Eğitim Müdürlüğünden alınan numunelerin teknik şartnamedeki fuel oil-4 yakıtına ilişkin özellikte olmadığının tespit edilmesi üzerine, sanıkların numunelerin usulüne uygun alınmadığını savundukları, bu kurumlardan yapılan teslimatlar sırasında alınan numunelerin temin edildiği ve bu numuneler üzerinde yapılan incelemede de kal-yak olarak tabir edilen fuel oil-4 yakıtına ait teknik özellikleri taşımadığı, düşük kalitede fuel oil-6 olarak nitelenen yakıt olduğunun belirlendiği ve sanıkların üç ayrı ihale kapsamında ayrı ayrı edimin ifasına fesat karıştırma suçunu işledikleri kabul edilerek cezalandırılmalarına karar verildiği olayda; sanıkların ilgili kurumlara sundukları faturalarda teslim edilen yakıtı kal-yak (fuel oil-4) niteliğine haiz yakıt olduğunu göstermek suretiyle hileli hareketlerde bulunmaları karşısında, tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik tarihlerde gerçekleştirdiği gözetilerek haklarında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmadan ve suç kastının ne şekilde yenilendiği, fiillerinin neden bağımsız suç olarak kabul edildiği denetime olanak verecek şekilde gerekçeleriyle karar yerinde gösterilip tartışılmadan, sanıklar hakkında birden fazla mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle fazla cezalar tayini,

Sanıklar hakkında 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca yasaklama kararı verilmemesi,

Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,

Kanuna aykırı, sanıkların, O yer Cumhuriyet Savcısının ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 04.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***