Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Rüşvet alma ve rüşvet verme

HÜKÜM : Sanık ... hakkında beraat, diğer sanıklar haklarında mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Rüşvet alma suçundan zarar gören ... vekilinin katılma ve temyiz isteminin bu suçtan değil, dosyada tefrik edilen kaçakçılık suçuna ilişkin olduğu, sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen hükme yönelik temyiz iradesi bulunmadığı gibi rüşvet alma suçuna ilişkin katılma talebi de olmadığı gözetilerek ek tebliğnamedeki temyiz talebinin reddini isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Hükmün tefhim edildiği celsede Cumhuriyet savcısının mütalaasına karşı sırasıyla sanıklar ..., ... ve sanıklar müdafiilerine söz verildiğinin anlaşılması karşısında, son sözün duruşmada hazır bulunan sanık ...'a verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 216/3. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması,

01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan 252/3. maddesinde "Rüşvet bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır" denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının (05.07.2012 tarihine kadar) rüşvet suçu kapsamından çıkarıldığı dikkate alındığında, menfaat karşılığında kaçakçılık suçunun işlenmesine göz yumulması iddialarına yönelik, sanıklar hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunup bulunmadığı araştırılması gerektiği, bu kapsamda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden yapılan sorgulamada; sanıklar hakkında kaçakçılık suçundan açılan kamu davasının yargılaması sonucu ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.12.2015 tarihli ve 2010/179 Esas, 2015/210 sayılı Kararıyla mahkumiyetlerine hükmedildiği, kararların Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 11.11.2020 tarihli, 2016/9343 Esas ve 2020/16321 Karar sayılı ilamı ile bozulduğu hususları bir bütün olarak nazara alındığında, söz konusu kamu davasının akıbetinin araştırılarak ilgili dava dosyanın getirtilip incelenmesinden, buna göre rüşvet suçuna ilişkin olay tarihleri ile uyumlu kaçakçılık eylemlerinin tespit edilip bunlara dair elde edilen tüm bilgi ve belgelerin aslı veya onaylı suretinin dosya içerisine alınmasından sonra sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği, kaçakçılık suçundan mahkumiyet hükümleri bulunmaması halinde ise kamu görevlisi sanıkların görevlerinin gereklerine uygun davranmaları karşılığında menfaat temin etme şeklindeki eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un suç tarihleri itibarıyla yürürlükte olan mülga 257/3. maddesi kapsamında; kamu görevlisi olmayan sanıkların eylemlerinin de bu suça iştirak olarak değerlendirilmesi zorunluluğu,

Kanuna aykırı, sanıklar ..., ... ve ... müdafiileri, sanık ... ile müdafii, katılan Hazine vekili ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sanıkların eylemleri arasındaki fiili ve hukuki irtibat bağı nedeniyle sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***