"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/85 Esas, 2020/873 Karar
SUÇ : Zincirleme olarak icbar suretiyle irtikap
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260. maddesinin birinci fıkrasına göre icbar suretiyle irtikap suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Mâl Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun (3628 sayılı Kanun) 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında zincirleme şekilde icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hâk ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Dosya kapsamına göre uygun görülmeyen sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi uyarınca takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2018/47 Esas, 2019/444 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında zincirleme olarak icbar suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 250/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15'er gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53/1-2-3. madde ve fıkraları gereği hak yoksunluğuna hükmolunmuştur.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2020/85 Esas, 2020/873 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurusu üzerine, duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hâk yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe istinaf bulunmadığından eleştiri konusu yapılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
İlk derece mahkemesi kararına karşı sundukları itiraz sebepleri incelenmeden, matbu ifadeler ile hüküm kurulduğuna, kararın gerekçesiz olması sebebiyle adil yargılanma hâkkının ihlâl edildiğine ve sair hususlara ilişkindir.
Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Müvekkilinin üzerine atılı suçun maddî ve manevî unsurlarının oluşmadığına, müvekkili sanığın iddia edilen eylemleri gerçekleştirdiği kabul edilse dahi söz konusu eylemlerin Yargıtay'ın kabul ettiği ölçütler baz alındığında, suça vücut verecek bir şiddete ulaşmadığı ve bu eylemlerin yarattığı baskıdan mağdurun kolayca kurtulabileceğinin açık olduğuna, suçun sübutu hâlinde olayın kül hâlinde görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağına, buna karşın suç vasfında yanılgıya düşülerek fazla ceza tayin edildiğine, müvekkili hakkında 5237 sayılı Kanun'un 250/4. maddesindeki indirim hükmü uygulanmayarak fazla ceza tayin edildiğine yöneliktir.
Katılan ... vekilinin temyiz istemi
Sanıklar hakkında açılan kamu davasında duruşmalardan haberdar edilmeden hüküm kurulduğuna, sanıklar hakkında üst sınırdan ceza tayini yerine alt sınırdan ceza tayin edildiğine, kurum lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin yasaya aykırı olduğuna dairdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.03.2010 tarihli ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareketin icbar kavramına dahil olduğu, manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmamasının gerektiği, 6352 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesinde TCK'nın 252. maddesinde yazılı rüşvet suçunda ise kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlanmasının ve her iki tarafın da kural olarak gayrimeşru zemin içinde bulunmaları gerektiği,
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Hayrabolu İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları olan sanıkların, 2559 sayılı Polis Vazife ve Sâlahiyet Kanunu uyarınca denetleme ve gerektiğinde idarî yaptırım uygulama yetkisine sahip olduğu sorumluluk alanında bulunan işletmeciliğini ...'nin yaptığı "...Birahanesi" isimli iş yerine en son 23.10.2017 tarihinde gelerek alkollü içecek içtikleri ve giderken de yanlarına 5-6 şişe alkollü içecek alarak ücretini ödemedikleri, bazı zamanlarda ayrılırken ayrıca 100 - 150 TL benzin ücreti adı altında para aldıkları, sanıkların, mağdur ...'ye karşı "Sana burada iş yaptırmayız, mekânı kapatırız" şeklinde sözler sarfettikleri, mağdurun da her seferinde 100-150 TL para verdiği sübut bulan dava konusu olayda, İşyerî Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin "Çalıştırılacak kişilerde aranacak şartlar" başlıklı 36. maddesindeki "Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinde çalıştırılacak kişilerin yetkili idareye bildirilmesi şarttır. Müşteri ile beraber yiyip içerek müşterinin eğlenmesini sağlayan konsomatrisler sadece pavyon ruhsatlı yerlerde çalışabilir" şeklindeki düzenleme gereğince konsomatrislerin sadece pavyon ruhsatlı yerlerde çalışabileceğinin düzenleme altına alındığı, dosya içerisinde yer alan 02.02.2017 tarihli iş yeri açma ve çalışma ruhsatına göre işletmeciliğini mağdur ...'nin yaptığı iş yerinin faaliyet konusunun "Birahane" olduğu, mağdur ...'in ise ... isimli bayanı işlettiği birahanesinde konsomatris olarak çalıştırdığı, ...'in 24.10.2017 tarihli kolluk ifadesinde " ... ...beni konsomatris olarak çalışmak için çağırdı ve otogarın karşısında ara sokakta bulunan ...Birahanesine götürdü, ...Birahanesine gittikten sonra ben mekânda çalışmaya başladım ... " şeklindeki beyanı ile bu hususun doğrulandığı, diğer taraftan iş yeri ile ilgili olarak güvenlik kamera kayıtlarının temin edilip çözümlenerek dosya kapsamına eklendiği, elde edilen bu görüntülerin incelenmesi neticesinde ilgili iş yerinin konsomatris çalıştırma ruhsatının olmamasına rağmen konsomatris çalıştırıldığı gibi mevzuata aykırı bu çalışmanın ilgili kolluk birimine bildirilmediğinin anlaşılması karşısında, mağdur ...'in de meşru zeminde olmadığı, sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemlerinde öğretî ve uygulamada kabul edildiği üzere, yasanın öngördüğü anlamda icbar veya ikna boyutuna varan bir davranışının bulunmadığı, bu itibarla irtikap suçunun yasal unsurunun oluşmadığı, eylemlerinin hukukî niteliği itibariyle rüşvet alma suçu kapsamında kaldığı gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde icbar suretiyle irtikap suçundan mahkûmiyet kararları verilmesi,
Kabule göre de;
Mağdur ...'in suç tarihindeki ekonomik durumunun araştırılmasından sonra irtikap edildiği kabul edilen yarar yönünden 5237 sayılı Kanun'un 250/4. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının karar yerinde değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafileri ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen kararların 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için kararı veren Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.02.2025 tarihinde karar verildi.