Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2015/60 Esas, 2015/341 Karar

ŞİKAYETÇİ : Hazine

SUÇ : Sanıklardan ... hakkında rüşvet vermeye teşebbüs ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması, ... hakkında uyuşturucu madde ticareti

HÜKÜM : Mahkumiyet (sanık ... hakkında atılı suçlardan), beraat (sanık ... hakkında atılı suçtan)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu itibarla Hazinenin sanık ... 'ın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti suçundan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmadığından, bahsi geçen suça yönelik vekilinin temyiz talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık ...'in hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

1-)Rüşvet vermeye teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

06.01.2015 olan suç tarihinin karar başlığında 06.01.2014 şeklinde yanlış yazılması mahallinde düzeltilmesi olanaklı yazım hatası kabul edilmiş,

05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 87. maddesi ile yapılan değişiklik karar yerinde tartışılıp değerlendirilmemiş ise de, Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca yapılan indirim oranı dikkate alındığında söz konusu değişikliğin sanık lehine sonuç doğurmadığı anlaşılmış,

Adli emanette muhafaza edilen rüşvet teklifine konu paranın, suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 55/1. maddesine göre müsaderesine karar verilmesi gerekirken sanığa iadesine karar verilmesi ise aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, yerinde görülmeyen sanığın temyiz itirazlarının reddiyle eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,

2-)Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesi delaletiyle 267/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesine göre 8 yıllık aslî dava zamanaşımı süresine tabî olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 17.09.2015 tarihli mahkûmiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından ve temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***