"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/137 Esas, 2021/289 Karar
SUÇLAR : Zimmet, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin reddi, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi:
Sanık ... müdafiinin, 05.10.2021 tarihinde yüzüne karşı verilen hükmü, 1 haftalık yasal süre geçtikten sonra 22.10.2021 tarihinde temyiz ettiği öte yandan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, Hazine, sanıklara yüklenen özel belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden kamu davasına katılma hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği anlaşılmakla, Hazine vekilinin resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz talebi ile sanık ...'nın müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, ..., dava konusu evrakların düzenlendiği ilgili kurum olduğundan resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi şeklindeki tebliğname görüşüne iştirak edilmeyerek, incelemenin sanık ... müdafiinin vekalet ücretine münhasır, katılanlardan Hazine vekilinin sanıklar hakkında zimmet, ... vekilinin ise tüm suçlardan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemleriyle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
1)Sanıklardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında zimmet ve özel belgede sahtecilik suçundan dönüşen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat ve düşme hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suç tarihi itibarıyla Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliğinin genel sekreteri ve Mesleki Eğitim ve Danışmanlık Biriminde müdür olarak görev yapan sanık ...'nın, diğer sanıklar söz konusu birimde görev almadıkları halde sahte ve gerçeği yansıtmayan tahakkuk evrakları düzenlemek, diğer sanıkların da bu evrakları imzalamak suretiyle 20.300'er TL parayı mal edindikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, beraat kararı verildiği anlaşılmakla; sanıkların ilgili birimde görevlendirildiklerine dair yönetim kurulu karar defterinin bulunamamış olması, Mesleki Eğitim ve Danışmanlık Biriminin almış olduğu kararlarda sanıkların toplantıya katılanlar arasında isimlerinin olması, müfettişlerce alınan beyanlarının 5271 sayılı Kanun gereğince hükme esas alınamayacağı, bozma sonrasında sanıklar aleyhine delil elde edilememesi ve sanıkların da suçlamaları kabul etmemeleri nazara alındığında, beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki beraat hükümlerinin bozulmasına dair düşünceye iştirak edilmemiş, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar Kadir ve Sema hakkında verilen beraat hükümleri yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Beraatlerine karar verilen sanıklar Kadir ve Sema yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ayrıca kendilerini vekille temsil ettirmeyen sanıklar Aydın ve Osman lehine vekalet ücreti takdir edilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (B-3) fıkrasının "1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/4 ve 21 maddesi gereğince hüküm tarihinde yürürlükte olan 8.200,00'er TL vekalet ücretinin Hazineden alınarak kendilerini vekil ile temsil ettiren sanıklar ... ve ...’ya ayrı ayrı ödenmesine" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK, delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümleri ile gerekçesi gösterilmek suretiyle sanıklar ... ve ... hakkında verilen kamu davalarının düşmesine dair hükümler usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin DOĞRUDAN ONANMASINA,
2)Sanık ... hakkında zimmet ve özel belgede sahtecilik suçundan dönüşen resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın hükümden sonra 10.05.2024 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.