Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/106 Esas, 2021/401 Karar

SUÇ : Rüşvet vermeye teşebbüs, şantaj

HÜKÜM : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu itibarla Hazinenin sanığa yüklenen şantaj suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre doğrudan zarar görmediğinden bu suç yönünden kamu davasında katılma ve temyiz hakkının olmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği nazara alınarak, vekilinin şantaj suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin katılan Hazine vekilinin rüşvet vermeye teşebbüs suçundan, katılan ... vekilinin ise her iki suçtan kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

İdare aleyhine dava açan sanığın, suç tarihinde söz konusu dava için İdare'nin savunmasını hazırladığını düşündüğü katılan ...'a, savunmayı zayıf yapmasını, davanın lehine sonuçlanması halinde elde edeceği vekalet ücretinden kendisine 500,00 TL verebileceğini belirterek menfaat teklifinde bulunduğu iddia edilen somut olayda, davalı İdare adına bahse konu savunmaları katılanın hazırlamadığı, savunmalar altındaki parafların da ... isimli şahsa ait olduğu nazara alındığında; eyleminin kamu görevlisinin şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde olması nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 125/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturacağı, bu suçun ve sanığa yüklenen aynı Kanun'un 107/1. maddesinde düzenlenen şantaj suçunun söz konusu maddelerde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen 18.03.2015 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***