Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2018/3066 Esas, 2019/1979 Karar

SUÇ : Görevi kötüye kullanma

HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.07.2018 tarihli ve 2018/313 Esas, 2018/753 sayılı Kararı ile; sanığın görevi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e-c) madde-fıkra ve bentleri gereği beraatine hükmedilmiştir.

2.Katılan vekilinin istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 09.10.2019 tarihli ve 2018/3066 Esas, 2019/1979 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak, sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62/1, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası karşılığı 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafii, diğer sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları yönünden dosyanın tefrik edilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar verildiğini ve bu kararların kesinleştiğini, buna karşılık sanık hakkındaki mahkumiyet kararının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, belediyece alınmış yıkım kararı bulunduğundan sanığın gerçekleştirdiği işlemle ve evrakın tebliğ edilmesiyle ilgili herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, sanığın olayda suç kastının ve sorumluluğunun olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.

III. GEREKÇE

1.Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun’un 257. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67. maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.

2.Dosya kapsamına göre, sanığın binanın yıkıldığına dair tuttuğu tutanak tarihi olan 08.02.2011'in suç tarihi olduğu, bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, soruşturma izni ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.04.2024 tarihinde karar verildi.

***