Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/94 Esas, 2022/199 Karar

SUÇLAR : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.06.2014 tarihli ve 2014/4987 Soruşturma, 2014/2408 Esas, 2014/793 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma ve taksirle öldürme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 85 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları ve hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2014/336 Esas, 2016/129 sayılı Kararı ile sanıkların taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi, 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 605 tam gün karşılığı 12.100,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

3.Sanık ..., diğer sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin temyizi üzerine hükümlerin Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 12.01.2022 tarihli ve 2020/4652 Esas, 2022/154 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması gerekirken, taksirle öldürme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/94 Esas, 2022/199 sayılı Kararı ile sanıkların ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri gereği 225 tam gün karşılığı 11.250,00'şer Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmalarına hükmolunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; müvekkilinin üzerine atılı suçu işlemediğine ve kusurunun bulunmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, zararın mahkemece taraflarına bildirilmediği ve zararı karşılamaya hazır oldukları halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğine, olayda somut bir zararın bulunmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin müvekkili hakkında uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olup aleyhe bozma yasağına konu olması gerektiğine, gerekçeli kararın usule, yasaya ve anayasaya aykırı olduğuna ve resen dikkate alınacak sair hususlara,

B.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; müvekkilinin üzerine atılı suçu işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, meydana gelen ölüm ile uygulanan tedavi ve müvekkilinin uzmanlığı arasında illiyet bağının bulunmadığına, bu konuda mahkemece araştırma yapılmadığına, ortada karşılanmamış bir zararın bulunmadığına, zararların sağlık kuruluşunca karşılanmasına rağmen mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğine, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin müvekkili hakkında uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olup aleyhe bozma yasağına konu olması gerektiğine,

C.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi; müvekkilinin üzerine atılı suçu işlemediğine ve kusurunun bulunmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilinin görev tanımının ne olduğu konusunda mahkemece araştırma yapılmadığına, şahsın İstanbul ilinde ölmesine rağmen İstanbul'daki hastanede alınan ve müvekkilince görülüp incelenmeyen rapora dayanılarak hüküm kurulduğuna, radyolog hekimlerin görüşünün öncelikli ve üstün olduğuna, katılanın zararının açılan tam yargı davası ile giderildiğine, ortada bir zarar bulunmadığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediğine, ceza tayininde yasaya aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşıldığına, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin müvekkili hakkında uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, aleyhe bozma yasağına konu olması gerektiğine, bozma ilamından önceki hükmün sonraki hükümden daha hafif olduğuna ve resen dikkate alınacak diğer hususlara,

D.Katılan vekilinin temyiz istemi; sanıkların eylemlerinin taksirle öldürme suçunu oluşturacağına, sanıkların kusurlu davranışı ve ölüm arasında illiyet bağının bulunduğuna ve resen dikkate alınacak hususlara,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca; katılan ...'nın idaresindeki araçla Hafik Sivas karayolunda seyir halindeyken önünde seyreden kamyonun arka kasasına çarpması sonucu kendisi ile birlikte araçta bulunan kızı ...'nın yaralanarak aynı gün Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılması, sonrasında beyin kanaması ve boyun kırığı bulunmasına rağmen 16 saat hastanede yatırılıp teşhis ve yaralı takibinde özensiz davranılarak 09.09.2012 tarihinde taburcu edilmesi, daha sonra İstanbul ... Dr. Sadi Konuk Hastanesinde takip ve tedavisi devam ederken 24.09.2012 tarihinde ölümü ile ilgili olarak, ...'nın ölümüne sebebiyet vermek, yine aynı olayda kazaya bağlı kaburga kırığı oluşan şikayetçi ...'nın vücudundaki kırığı teşhis edemeyerek gerekli tedavisini yapmadan taburcu ederek mağduriyetine neden olmak suretiyle sanıkların görevi kötüye kullanma ve taksirle öldürme suçlarını işledikleri iddia edilerek cezalandırılmaları talep edilmiştir.

Mahkemece; Yargıtay bozma ilamına uyulması sonucu, Yüksek Sağlık Şurası'nın 01-02 Ekim 2015 tarihli ve 13686 karar sayılı raporunda yer alan tespitler de dikkate alınarak, sanıklar ... ve ... tarafından hastanın ilk muayene bulgularında yapılması gerekli spinal değerlendirme bulgularının açık bir şekilde dosyada yazılmadığı, yapılan radyolojik incelemelerin radyologlarca yapılan değerlendirilmesinde C2 vertebra korpusunda kuşkulu fraktür olduğunun bildirilmesinin uyarıcı kabul edilip aksi ispat edilinceye kadar üst servikal spinal travmatik patolojik süreç varmış gibi davranılarak spinal immobilizasyon yapılmasını gerektirdiği, ilk yapılan grafi ve BT'lerin normal olmasına rağmen özellikle ligaman patolojileri açısından kesin tanı için bu tetkiklerle yetinilmemesi gerektiği; gözlem amacıyla hastayı çocuk cerrahisi kliniğine yatıran ve takibini üstlenen sanık ...'in spinal yaralanmaya işaret edildiği halde gerekli tekrar değerlendirme konsültasyonlarını yapmadan ve spinal immobilizasyon yapılmamış halde hastanın taburculuğuna izin verdiği, bu şekli ile travmatik hastayı yeterli sürede takip etmeden, klinik durumunu açık sonuca ulaştırmadan hastaneden çıkarılmasının doğru olmadığı, hasta yakınlarının bunu istediklerine ve hasta hakkında yeterince bilgilendirme yaptıklarına dair bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, ölümün tedavi kusurundan kaynaklandığının kesin olarak saptanamadığı, bu süreçte yer alan doktor sanıklar ..., ... ve ...'in tanı ve tedavi sürecindeki eksiklikleri nedeniyle kusurlu oldukları kabulüyle sanıkların üzerlerine atılı ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri sonucuna varıldığı, suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar nazara alınarak sanıklar hakkında cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşıldığı, katılanın zararı giderilmediğinden haklarında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Bozmaya uyularak, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için aynı maddenin altıncı fıkrasında zararın giderilmesi koşulu öngörülmüş ise de; bu koşulun aranabilmesi için suçun niteliğine veya işleniş biçimine ve doğurduğu sonuçlarına göre ortada maddi bir zararın bulunmasının zorunlu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 ile 24.04.2012 tarihli ve 2011/3-835 Esas, 2012/177 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde düzenlenen "giderilmesi gereken zarar" kavramının, somut, belirlenebilir maddi zarar olduğu gözetilerek, sanıkların kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyecekleri hususunda ulaşılacak kanaate göre haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, sübutu kabul edilen eylemler nedeniyle oluşan maddi zararın nelerden ibaret olduğu Karar Yerinde tartışılıp gösterilmeden, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasındaki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "Katılanın olaydan kaynaklı zararlarının giderilmemiş olması nedeniyle yasal şartları da oluşmadığından" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.04.2022 tarihli ve 2022/94 Esas, 2022/199 sayılı Kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

18.12.2023 tarihinde karar verildi.

***