Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/312 Esas, 2022/34 Karar

SUÇ : Rüşvet vermeye teşebbüs

HÜKÜM : Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Olay tarihinde yurt dışına çıkmak üzere sırada bekleyen araçları düzenlemekle görevli ekipte Cizre Bölge Trafik Denetleme İstasyonunda görevli polis memuru, olan katılan ...'ın Irak'a gitmek üzere ...karayolu üzerinde seyir halinde iken sollama yapmak suretiyle sıraya dahil olmak isteyen sanıktan cezai işlem uygulamak üzere ehliyet ve ruhsatını istediği, sanığın bunun üzerine pasaportunun içerisine 10 TL koyarak katılana uzattığı, katılanın ise bunu kabul etmeyerek amirlerine bilgi verdiği iddia ve kabul edilen somut olayda; sanık hakkında sollama yapmak suretiyle sıraya dahil olmasına ilişkin ceza tutanağı düzenlenmediğinin ve herhangi bir adli veya idari işlem yapılmadığının tespit edildiği nazara alındığında; sanığın meşru zeminde bulunduğunun kabulü gerekeceği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki, suç tarihinde yürürlükte olan rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır." denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlamasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, görevin gereklerine aykırı olarak bir işin yapılması veya yapılmaması için rüşvet teklifinde bulunulması durumunda suçun icra hareketleri başlamış olacağından rüşvete teşebbüs, haklı hususun temini için rüşvet önerilmesi halinde ise koşullarının bulunması durumunda kamu görevlisinin şeref ve saygınlığına saldırı niteliğinde olması sebebiyle sanığın eyleminin aynı Kanun'un 125/3. maddesinde düzenlenen kamu görevlisine hakaret suçunu oluşturacağı ve bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 22.08.2005 ile hüküm tarihi arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı sebebiyle oluşan durma süresi eklendiğinde dahi ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği nazara alınarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kanuna aykırı, katılan Hazine vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***