Logo

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/377 Esas, 2021/322 Karar

KATILANLAR : ..., ...

SUÇ : Zincirleme tefecilik

HÜKÜM : Mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.... Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.03.2013 tarihli ve 2012/196 Soruşturma, 2013/135 Esas, 2013/69 numaralı İddianamesiyle sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları gereği cezalandırılması ile 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.

2.... Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.11.2013 tarihli ve 2013/171 Esas, 2013/291 sayılı Kararı ile sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 16 ay 3 gün hapis ve 104 tam gün karşılığı 2.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanmasına karar verilmiştir.

3.Kararın sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 11.11.2020 tarihli, 2020/756 Esas ve 2020/1913 sayılı Kararı ile sanık hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesine 09.02.2009 tarihinde suç tarihi 05.05.2008 olan tefecilik ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından kamu davası açıldığı ve mahkemece 27.05.2009 tarihli ve 2009/20 Esas, 2009/81 sayılı Karar ile sanığın tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.03.2013 tarihli ve 2010/26827 Esas, 2013/7421 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği; dava konusu eylemler arasında irtibat bulunup bulunmadığının, suç ve dava tarihleri itibarıyla hukuki kesinti olup olmadığının ve teselsül ya da mahsup hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi bakımından söz konusu dosyanın getirtilerek incelenmesinden ve denetime imkan sağlayacak şekilde onaylı suretinin dosya içine konulmasından sonra TCK'nın 3/1 ve 61/1. maddeleri de gözetilerek hukuki durumunun takdir ve tayini amacıyla bozulmasına hükmedilmiştir.

4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2020/377 Esas, 2021/322 sayılı Kararı ile; sanık hakkında zincirleme tefecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 241 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay hapis ve 1041 tam gün karşılığı 20.820 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunlukları uygulanmasına ancak kazanılmış hakkı gözetilerek 1 yıl 16 ay 3 gün hapis ve 2.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafii, 2009 tarihli dava dosyasındaki kişiler, olaylar ve senetlerin aynı olup aynı eylem sebebiyle cezalandırmanın hukuka aykırı olduğunu, sanığın halı ve kilim ile araç alım satımı işiyle uğraştığını, tanıkların çoğunun faizle para almadığını, sanık hakkında zabıta ve kolluk araştırması yapılmadığını, sanığın üzerine atılı eylemin 2008 tarihli olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek kararı temyiz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

Suç tarihinde ... İlçe Emniyet Müdürlüğüne yapılan ihbar üzerine görevli polis memurlarınca ... Caddesi üzerinde bulunan bir kıraathanede yapılan kontrol sırasında iş yerinde çekmecesi kilitli bir masa bulunduğu, bu çekmecede bazılarının vade tarihi, borçlusu ya da miktarı yazılı olmayan, bonoların üzerinde yapılan kısmi ödemeleri gösterir el yazısı notlar bulunan 18 adet bono bulunduğu, yürütülen soruşturma neticesinde bono borçluları ile sanık arasında herhangi bir akrabalık ilişkisinin bulunmaması, bir kısım şikayetçi ve mağdurların faiz ile borç para aldıklarına dair beyanları nedeniyle sanığın kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para vermek suretiyle tefecilik suçunu işlediğinden bahisle hakkında kamu davası açıldığı ve mahkemece sanığın atılı suçu işlediği kanaati ile cezalandırılması yoluna gidildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır" hükmünün bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesinde mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi yine ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesinin yer alması gerektiğinin düzenlendiği, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde de hükmün 230 uncu maddesi gereğince gerekçeyi içermemesinin, hukuka kesin aykırılık halleri arasında sayıldığı nazara alındığında,

Sanığın kazanç elde etmek amacıyla suçtan zarar gören hangi kişilere, ne zaman ne şekilde ve ne miktarda borç para verdiği ve tanık beyanlarıyla dosya kapsamındaki diğer delillere neden üstünlük tanınıp sanığın savunmasına neden itibar edilmediği kararda tartışılmadan, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğu gerekçeye yansıtılmadan gerekçesiz hüküm kurulmak suretiyle Anayasa'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ve 230 uncu maddesinin birinci fıkraları ile 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine aykırı davranılması,

28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,

Kazanılmış hakka ilişkin uygulama maddesi olarak 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi yerine 5271 sayılı Kanun'un uygulanma imkanı bulunmayan 307 nci maddesinin beşinci fıkrasına yer verilmesi,

Hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2021 tarihli ve 2020/377 Esas, 2021/322 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ile 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.

Gerçekleştirdiğiniz işlemde Hata Oluştu !

***