Logo

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği

HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

1)Sanıklar hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

765 sayılı Türk Ceza Kanunu (765 sayılı Kanun) uygulamasında, sahteciliğin nitelikli zimmet suçunun unsuru olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (5237 sayılı Kanun) uygulamasında ise, aynı Kanunun 212. maddesinin "Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur." şeklindeki hükmü uyarınca, sahte belge düzenlemek suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, iki ayrı suçun oluşacağı ancak somut olayda zimmet ve sahtecilik suçlarından birbirinden bağımsız olacak şekilde kamu davalarının açıldığı gözetilerek yapılan incelemede;

Sanıklara isnat olunan sahtecilik eylemlerinin sübutu halinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturabileceği, bu suçun suç tarihlerine göre lehe olan 765 sayılı Kanun'un 339/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 10 yıllık asli ve 15 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, son suç tarihi olan 08.04.2005 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun’un 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'un (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereğince hükümlerin BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar haklarında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

2)Sanıklar hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

5237 sayılı Kanun'un 248/1. maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası sonucu cezanın "3 yıl 1 ay 15 gün" yerine "2 yıl 13 ay 15 gün" hapis olarak belirlenmesi, sonuç cezaların doğru biçimde tespiti ve 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğindeki zimmet suçuna iştirak eden diğer kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri halde kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında fail olarak hüküm kurulması, sanığın azmettiren konumunda olması nedeniyle sonuca etkili görülmediğinden, temyiz dışı sanık ... Reis'in zimmete konu miktarı adli soruşturma başladıktan sonra ancak kovuşturma başlamadan önce ödediğinin anlaşılması karşısında, sanıklara verilen cezalardan 5237 sayılı Kanun'un 248/2. maddesi uyarınca 1/2 yerine 248/1. maddesi gereği 2/3 oranında indirim yapılması suretiyle eksik cezaya hükmolunması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamış, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Dairemizin 08.12.2021 tarihli bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmuş ise de Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı ve 16.12.2008 tarihli ve 2008/146-235 sayılı Kararlarında da açıklandığı üzere ilk hükümde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin tatbik edilmemiş olmasının kazanılmış hak teşkil edeceğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca sanık ... hakkındaki mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereğince hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin yedinci paragrafının hüküm fıkrasından tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK, bozmaya uyularak gereği yerine getirilmiş, delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık ... müdafii ile sanık ...'in temyiz itirazlarının reddiyle eleştiri dışında usul ve kanuna uygun olan, bu sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin ise DOĞRUDAN ONANMASINA 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***